arsivim

arsivim kategorisindeki tüm yazılar

bazı ilahi linkleri

Nisan 17, 2008 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

http://uploaded.to/?id=5mn787

http://uploaded.to/?id=rqm49g

http://uploaded.to/?id=h70o14

http://uploaded.to/?id=9td53h

http://uploaded.to/?id=759lnf

http://uploaded.to/?id=tawk6z

http://uploaded.to/?id=8anov4

http://uploaded.to/?id=xa62cd

http://uploaded.to/?id=5pbwiw

http://uploaded.to/?id=g8uycq

http://uploaded.to/?id=vrod6b

http://uploaded.to/?id=ccy5ha

http://uploaded.to/?id=xzojqj

http://uploaded.to/?id=yzs217

http://uploaded.to/?id=4t3a99

http://uploaded.to/?id=pn9bwa

http://uploaded.to/?id=08faxy

http://uploaded.to/?id=y9ajau

http://uploaded.to/?id=qdhuzq

http://uploaded.to/?id=wd41ln

http://uploaded.to/?id=vkdfzv

http://uploaded.to/?id=iu6rou

http://uploaded.to/?id=v5jeb5

http://uploaded.to/?id=up6puf

http://uploaded.to/?id=985lao

http://uploaded.to/?id=tdpq4x

http://uploaded.to/?id=s9liis

http://uploaded.to/?id=1ykb97

http://uploaded.to/?id=rnd0ru

http://uploaded.to/?id=uws6xw

http://uploaded.to/?id=bcw8ix

http://uploaded.to/?id=jhhm7n

http://uploaded.to/?id=kzoii5

http://uploaded.to/?id=3wx0uk

http://uploaded.to/?id=868fmq

http://uploaded.to/?id=p8rasv

http://uploaded.to/?id=yc019p

http://uploaded.to/?id=x61xlj

 

MESNEVİ SOHBETLERİ MP3 ARŞİVİ

Ekim 16, 2007 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

askinvertn8.jpg

Burç Fm’de Ömer Tuğrul İnançer ve Mehmet Fatih Çıtlak’ın beraber yaptığı Mesnevi sohbetlerinin arşividir.
Derslerin üzerine tıklayarak isterseniz dinleyebilir isterseniz daha sonra dinlemek üzere bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz.
Korsan mp3 değiller, Burç Fm’in sitesinden buraya aktardım. Gönül rahatlığı ile kaydedebilirsiniz.

Bu yazı bilvanis.netten hezarın emeğidir.

Rabbim ondan razı olsun.

1. Ders

2. Ders

3. Ders

4. Ders

5. Ders

6. Ders

7. Ders

8. Ders

9. Ders

10. Ders

11. Ders

12. Ders

Letaiflere Üc Sey Mani Olur..

Ağustos 8, 2007 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

fractalalpz1.jpg


Letaiflere üç şey mani olur:
1- Şeriata muhalif olmak.
2- Kalbi katı gafil ile sohbet etmek.
3- Dünyanın zinetine ve süsüne muhabbet etmek.
Abdulhalik Gucdevanî (k.s.) “Gafil insanlarla sohbet etmekten, aslandan kaçar gibi kaç!” buyurmuşlardır.
Ahmed b. Âsım Antâkî (r.a.) hazretlerine “İnsanların arasına karışıp, onlarla beraber olmak hususunda ne buyurursunuz?” denilince “Eğer akıllı, her yönüyle güvenilebilen, din ve dünya işlerinde sağlam birini bulabilirsen onunla beraber ol ve arkadaşlık yap. Böyle olmayanlardan, aslandan kaçar gibi kaç.” demiştir.
Bâyezîd-i Bistâmî (r.a.) buyurdular ki: “İnsana zararı en şiddetli olan şeyin ne olduğunu bilmek istedim. Bunun, gaflet olduğunu anladım. Gafletin insana yaptığı zararı, Cehennem ateşi yapmaz. Yâ Rabbî! Bizleri gaflet uykusundan uyandır. Lütuf ve keremin ile bu duâyı kabûl eyle.” Bu duaya günümüzde canı gönülden “âmîn” demeye öyle muhtacız ki…
Büyüklerden birisi der ki:
Elli yıl ibadet ettim ta ki şu üç şeyi terk edinceye kadar ibadetlerimden hiç zevk alamadım:
1-İnsanların rızasını terk edip Hakk’ı razı etme derdine düştüm, ağzımdan Hak dışında hiçbir kelam çıkmadı.
2-Fasıkların sohbetini terk ettim, salihlerin sohbetine sarıldım.
3-Dünya lezzetlerini terk ettim, ahiret tadları almaya başladım.
4. Zehir Gibi Sohbet: İnançsız, kafir ve münafıklarla yapılan sohbettir. Bunlarla yapılan sohbet öldürücü zehir gibidir; kişinin maneviyatını öldürür. Bunlarla sohbet eden yavaş yavaş zehirlenir, çoğu zaman bu zehrin farkına bile varamaz. Bu kötü evsafa haiz insanlarla göz göze gelmek bile kişiyi olumsuz etkiler.
Sohbet, erbabı ile kaimdir.
Mürşid-i kâmil ile olan sohbet ilaç gibidir.
Saliklerle olan sohbet gıda gibidir.
Facirlerle olan sohbet mikrop gibidir.
Kafirlerle yapılan sohbet ise zehir gibidir.
_________________

Anneme..

Mayıs 28, 2007 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

1wc1vd0wy8.png

Kıymetli anneciğim, ilk kucağına geldim. Hani hep hayal ederdin ya fıtratın gereği kucağında ağlayan bir bebek. Ben o hayalindeki bebeğin dünyadaki hâliyim. Ne o! Hayatın değişti galiba? İşin zormuş gibi davranıyorsun. Müjdeli bir zorluk anneciğim. Amel defteri kapanmayan bir anne olacaksın.

Kusura bakma ilk aylarım. Dünyaya zor alışıyorum. Biraz ağlayacağım. Bil ki anne hep senin günahının affı için ağlayacağım. Bu sıkıntıların hepsi bitecek. Fakat ben bir daha bebek olmayacağım. Şimdiki tatlı ağlamamı bir daha beceremeyeceğim.

Anneciğim, saate bakıp durma uyuyacaksın işte. Ne acele ediyorsun. Seni zorla ayakta tutuyorum. Bâri boş geçirme vaktini de Rabb’ine şükret. Dilinde hep onun adı olsun. Hem o ezberindeki, iman ve Kur’ân hakikatlerinden bana da oku. Odama o nurlu harfler yayılsın. Senin mahmur mırıltılarını duymak istemiyorum. O anlamaz o bilmez sanma. Nasıl ki sendeki süt kokusunu alabiliyorsam; nurun yayılan kokusunu da nefesimle alırım.

Bu gece çok uyandım, değil mi anneciğim? Niye yaptım biliyor musun? Hiç kimsenin uyanmadığı bir vakitte uyanık olasın diye. Âciz bir halde olsa bile “Allah’ım yine uyandı!” cümlesiyle bana hayat verenin adını anasın diye. Baksana anne ortalık ne kadar sessiz. Mahbûba giden yollarda trafik yoğunluğu yok. Haydi aç ellerini beraber yalvaralım. Sen söyle ben “ÂMÎN” diyeyim. Günahsızım, âcizim ama şefkatinle seni kendime hizmetçi yaptım. Bu şefkat beni yaratanın küçük bir zerresidir. Bu gecelerde benim ağlamamla uyan O’nun şefkatine sığın anneciğim.

O öyle bir şefkat ki, kan ve fışkı ortasından bana süt çeşmesi sundu. En derin duygularımla sana yalvarıyorum. Anne ne olur onu bana verirken abdestli ol. Sana verenin ikrâmı boldur. O bolluktan ben de faydalanayım. Bismillah demeyi unutma! Biraz dikkatli olsan, sağ tarafından başlasan daha iyi olmaz mı?

Bugün doktorum ne dedi biliyor musun? Yavaş yavaş ek gıdaya başla. Aman dikkatli ol anneciğim. Kendi ellerinle hazırladıklarından ver. Tembellik etme. Ben öyle şeffaf ambalaj falan istemem. Sadece sıhhatim için şüpheli olmasın tazecik koksun. Hem de hazırlarken Tahıyyât duâsı ve Kevser sûresini okursun. Ne kadar lezzetli olur.
Her defasında diretiyorum almamak için. Yine biberonumu sol elime verdin. Sağ elime versen de hem sünneti yaşasak hem de gıdamızı alsak olmaz mı? Âdetimiz ibadete çevrilir…

Üstümü başımı açtın yine herkesin içinde. Utanıyorum işte. Şu altımı temizlerken beni bir kenara alsan. Hem de açmadan bir “eûzu” çekip benim mânevi perdemi örtsen. Sen ne isen ben de öyleyim. Hayâ perdemi yırtma benim!

Ortalarda emeklemek istiyorum. Akşamki gezerek yediğim ekmeğin kırıntıları beni rahatsız ediyor. Keşke bir sofra serseydin de bunlar olmasaydı. Dökülmeseydi bereket taneleri. İşin çoktu ilgilenmek istemedin. Ben de her tarafa yaydım. Şimdi herhalde işin az. Aç süpürgeyi süpür. Çok yazık değil mi? Rabbimin nimetleri israf oldu. Şükredip ziyadeleşmesi gerekirken israf oldu bereket kaçtı.

Biraz çok söyledim herhalde birkaç mısra ile sözlerimi bitireyim anneciğim!

İlmin ile süsle beni
Amelinle besle beni

Doğru kullan şefkatini
Nesl-i âti bizden olsun

İstemem haram lokma
Zayıf olduğuma bakma

Çok zahmetli diye abartma
Ümmet-i âhir bizden olsun
 irfan mektebi dergisi

Kalbin ayari kacarsa

Mayıs 28, 2007 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

1jpg21dhoa5.jpg

Kalbin ayarı kaçarsa namaz insanı terk eder!Önce azaltır ziyaretlerini…

Ekstraları keser; günde yalnızca beş kez uğrar.

Sonra dörde indiriverir.

Sabahın o sağaltan bereket ikliminden mahrum kalırsınız.

İkindiler meşgaleye takılır, öğleyi de sürükler peşinden.

Akşam nazlı bir gelinin duvağının ardındaki tebessüm gibidir.

Kıymetini bilmez, zaman denen ırmağın akışına karşı müteyakkız olmazsanız, Sonunda o da göstermez olur yüzünü.

Yatsıyı yitirmek geceyi direksiz bırakmaktır.

Sabahı savsaklamanın gündüzü savunmasız bırakması gibidir bu.

Evrenin her an başınıza yıkılabileceğini duyumsarsınız alıp verdiğiniz her nefeste. “Oruçsuz neş’esiz” kalıverirsiniz sonra ortalıkta…

Bindiğiniz dalları kesmekten beter, beslendiğiniz kökleri kurutursunuz.

Namaz terk ederse sizi, sonunda oruç da bırakır.

Önce bir iki delik, sonra kalbura döner kalbiniz…

Namaz – oruç ikilisinin gurbetindeyseniz, reklâm vermeye cömert elleriniz, zekât vermeye cimrileşir. Oysa zekât verebilmek dünyanın en büyük bahtiyarlıklarındandır. Bunu hak etmiyorsanız, mahrum bırakılırsınız.

Verebiliyorsanız, hâlâ sevinecek, hâlâ avunacak bir şeyiniz kalmış demektir.

Her an, önceki mevzileri kazanma gücüne kavuşabilir;

Her an oruçla ve namazla ödüllendirilebilirsiniz.

Önce zekât vermenin heyecanı terk eder kişiyi.
Heyecanını yitirdiğiniz şeyi hepten yitik sayabilirsiniz.

“İmanın halâveti” yitince geriye kuru şekiller kalır.

Ruhu çoktan uçup gitmiş bir namazın,

içi çoktan boşaltılmış bir orucun,

esprisi kaybolmuş zekâtın,

anlamı kaymış haccın, cihadın ve kurbanın faydası mı, zararı mı çok kestirmek güçtür.

Yitiğinin bilincinde olursa insan, onu yeniden arayıp bulmak, yeniden kazanmak için harekete geçebilir.

Ya sahtesiyle değiştirilmiş kopya bir namaza, oruca, zekâta, cihada tutunmuşsa bir ömür!

Vah o kişinin haline!