Arşivler

Haziran 2008 ayı için tüm yazılar

Biraz mola inşaallah….

Haziran 19, 2008 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

Selamün aleyküm, sevgili ziyaretçiler.

Tatil dolayısıyla biraz mola veriyoruz inşaallah.

Allah’a emanet olunuz….

🙂

Reklamlar

Ehl-i Beyt’i sevmek..

Haziran 15, 2008 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

EHL-i BEYTi SEVMEK

Allahu Teâlâ yi seven kimse, elbette Onun sevdiklerini de sever. Önce Allahnin Habibi Hz. Rasûlullahi (s.a.v) sever. Sonra ona ait olan, ondan sayilan, onunla anilan her seyi sever. Sevmesi de gerekir. Bunlarin basinda Ehl-i Beyt gelir.

EHL-i BEYT KiMDiR?

Ehl-i Beyt, Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin ailesi ve evlâtlaridir. Müminlerin anneleri, Hz. Fatima, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüm), Ehl-i Beytin serefli ferdleridir.( Râzî, Tefsir-i Kebir, XXV, 181)

Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin serefli nesebi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin vasitasiyla devam ettiGi için, onlarin kiyamete kadar gelecek olan evlâtlari da Ehl-i Beytin birer parçasidir Onlari sevmek her müminin vazifesidir. Bu sevgi çok serefli ve gereklidir. Kalbinde azicik Ehl-i Beyt sevgisi bulunmayan kimse, Hz. Rasûlullahin sevgisinde yalancidir.

AsaGida vereceGimiz ayet ve hadislerde görüleceGi üzere, Hz. Rasûlullahin kendisine tâbi olan amcalari ve onlarin çocuklari da Ehl-i Beytten sayilmistir.( Bkz:ibn Atiyye, el-Muharrarul-Veciz, iV, 384. (Beyrut, 1993))

Allah Teâlâ, Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin ehl-i beytini bizzat Kuran da zikretmis ve onlara su sekilde iltifatta bulunmustur:

;Ey Peygamber hanimlari! Namazi kilin, zekâti verin; Allaha ve Rasûlü;ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden sadece günahi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor (Ahzab/33)

Ümmü Seleme validemiz (r. anha) demistir ki: Bu âyet-i kerime benim evimde indi. Hz Rasûlullah (s.a.v) Ali, Fâtima, Hasan ve Hüseyini çaGirdi. Onlari Hayber yapimi genis bir elbisenin altina topladi, kendisi de içine girdi ve:
iste bunlar benim ehl-i beytimdir buyurdu. Sonra inen ayet-i kerimeyi okudu ve:

Allahim! Onlardan kötülükleri gider. Onlari tertemiz et diye duâ etti. Ben: Yâ Rasûlellah, ben Ehl-i Beytten deGil miyim? dedim Hz. Rasûlullah (s.a.v),
sen benim ehlimsin. Sen zaten hayir içindesin buyurdu.( Taberî, Câmiül-Beyân, Cüz:XXii, Shf:7; ibnu Kesir, Tefsir, Vi, 412-413.)

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, Ashâb-i kirâmi ve ümmetim Ehl-i Beytin hukunu iyi koruma konusunda siddetle uyarmistir:

Zeyd b. Erkam (r.a) anlatiyor: Allah Rasûlü (s.a.v), Mekke ile Medine arasinda Hummen denilen suyun basinda bir hutbe verdi. Allaha hamd, sena ve zikirden sonra söyle buyurdu:

Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beserim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranizdan gitmem yakindir. Sizlere hukuku aGir iki kiymetli emanet birakiyorum. Birincisi Allahin Kitabidir. Onda nur ve hidayet vardir. Allahin Kitabina simsiki sarilin. Onunla mesgul olun, onu öGrenin, öGretin; hükümlerini anlayin. ikinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkinda Allahtan korkmanizi hatirlatirim. Ehl-i Beytim hakkinda Allah;tan korkmanizi hatirlatirim. Ehl-i Beytim hakkinda Allahtan korkmanizi hatirlatirim. Zeyd b. Erkami dinleyenler arasinda bulunan Husayn b. Sebre,

Ey Zeyd, Rasûlullah’in (s.a.v) zevceleri de Ehl-i Beytten midir diye sordu, Zeyd (r.a),

Tabi ki Efendimizin hanimlari da Ehl-i Beyttendir. Fakat Rasûlullahin (s.a.v) haklarinin korunmasini istediGi Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanin haram olduGu kimselerdir dedi. Husayn,

Onlar kimdir? diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),

Alinin ailesi, Akîlin ailesi, Cafer ve Abbas;in âilesidir dedi. Husayn,

Bunlara sadaka haram midir? diye sorunca, Zeyd (r.a),

Evet dedi. (Müslim, Fedâilüs-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkib, 9.)

Âlimlerin ekseriyetine göre Ehl-i Beyt, Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin serefli aileleri, kizi Hz. Fâtima, damadi Hz. Ali, torunlari Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüm) ve kiyamete kadar olarin sulbünden gelen zürriyetleridir. Yani Hz. Hüseyin;in torunlari olan seyitler ve Hz. Hasanin torunlari olan serifler Ehl-i Beytin günümüzdeki serefli mensuplaridir. Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin serefli nesli, kiyamete kadar hiç kesilmeyecektir.

Hz. Hüseyinin (r.a) oGlu Ali Zeynelâbidîn (rah), babasi Hz. Hüseyinin sehid edilmesinden sonra, samlilar tarafindan esir edilerek Dimeska getirildi. Onu böyle gören zalim bir samli: Sizin kökünüzü kaziyan ve fitnenin basini kesen Allaha hamdolsun diye, güya onlarin fitne basi olduGunu ima etmeye çalisti. Zeynelâbidîn (rah), adama,

Sen Kurani okudun mu? diye sordu, adam,

Evet, okudum dedi. Zeynelâbidîn (rah),

Sen, Allah Teâlânin, Resûlüm, onlara de ki: Ben bu davetime karsilik olarak sizden bir karsilik ve ücret beklemiyorum; sadece yakinlarima sevgi göstermenizi istiyorum (sûrâ/23)
âyetini okumadin mi? diye sordu. Adam,

Bu ayette sevilmesi emredilen yakinlar siz misiniz? diye sorunca, imam, Evet, onlar bizi dedi.( Taberî, Cüz:XXV, Shf:33 (Beyrut, 1995); Suyûtî, ed-Dürrü 1-Monsûr, Vii, 348)

Bir gün imam Azâm (rah) hocasi imam Cafer es-Sadik hazretlerinden ilim ve hadis dinlemeye gelmisti. Hocasi elinde bir asa ile çikageldi. imam Azam (rah), Ey Rasûlullahin evlâdi, siz henüz asaya ihtiyaç duyacak bir yasta deGilsiniz dedi. Cafer es-Sâdik (rah),

“Evet dediGin gibidir, fakat bu elimdeki asa Hz. Rasûlullahin asasidir; onu bereket için yanimda tasiyorum dedi. imam Azam (rah), hemen ileri atilip bastona sarildi ve, Ey Rasûlullahin evlâdi, müsaade buyurun, onu öpeyim dedi. Cafer es-Sâdik (rah) hemen kolunu açti ve imam Azama göstererek:

Vallahi sen bilirsin ki bu ten Hz. Peygamberin hücrelerini tasiyan bir tendir ve su gördüGün killar da onun kilindandir. Onu öpmüyorsun da asayi öpmek istiyorsun! dedi. Bununla, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyinin zürriyetinin Hz. Peygamberin (s.a.v) bir parçasi olduklarini hatirlatti (Bkz: Muhammed Besyûnî, es-Seyyidc Fâtimatuz-Zehrâ, 37. (Beyrut, 1990))

EHL-i BEYTi SEVMEK iMANiN ALÂMETiDiR

Allah Teâlâ, müminlere Resûlünün sevilmesini farz kildiGi gibi onun parçasi olan ve kendisine inanan yakinlarinin da sevilmesini, bu sekilde Peygamberin (s.a.v) sevindirilmesini istiyor. Bir ayet-i kerimede söyle buyrulmustur:

Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karsilik olarak sizden bir karsilik ve ücret beklemiyorum; sadece yakinlarima sevgi göstermenizi istiyorum. (sûrâ/23)

ibn Abbas (r.a) naklediyor: Bu ayet-i kerime indiGi zaman, bazilari, Yâ Resûlellah! Sevmemiz vacip olan bu yakinlariniz kimlerdir? diye sordular; Efendimiz (s.a.v),
Ali, Fâtima ve onlarin çocuklari Hasan ile Hüseyin buyurdu. (Tabarânî, el-Kebîr, No: 2641; Heysemî, Mecmauz-Zevâid, iX, 168)

Efendimiz (s.a.v), baska bir hadislerinde, onlari dost edenleri kendisinin de dost edeceGini, onlara düsmanlik edenlere kendisinin de düsman olacaGini beyan buyurmustur. (Hâkim, Müstedrek, iii, 149; Tabarâni, el-Kebîr, No:2619, 2620)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, Ehl-i Beytin sevgisinin, kendisini sevmekten ileri geldiGini söyle belirtmistir:

Sizi nimetleriyle riziklandirip gidâlandirdiGi için Allahi seviniz. Beni Allahi sevdiGiniz için seviniz. Ehl-i Beytimi de beni sevdiGiniz için seviniz (Tirmizî, Menâkib, 32; Hâkim, Müstedrek, iii, 150.)

Efendimizin zevcesi Ümmü Seleme (r. anha) anlatiyor:

Resûlullah (s.a.v) Ali, Fâtima, Hasan ve Hüseyinle yemek yedi. Yemekten sonra, onlari üzerindeki elbise ile sardi ve,

Allahim! Bunlara düsman olana sen de düsman ol; bunlari seveni sen de sev
diye duâ etti. (Ebû Yalâ, Müsned, No:6951; Heysemî, Mecmau;z-Zevâid, iX, 166-167.)

Resûlullah (s.a.v) Efendimizin amcasi Abbas (r.a) bir gün üzüntülü bir sekilde, Efendimizin huzuruna geldi ve,

Yâ Resûlellah! Kureys bizden ne istiyor; birbirleriyle karsilasinca güler yüz gösteriyorlar, bizimle karsilasinca yüzleri deGisiyor! diye sikâyet etti. Allah Resûlü (s.a.v) bu hâle çok gazaplandi; yüzü kipkirmizi oldu. Sonra,
Allaha yemin ederim ki, bir kalp sizleri Allah ve Resûlü için sevmedikçe o kalbe iman girmis olmaz
buyurdu ve söyle devam etti:

Ey insanlar! Kim amcama eziyet ederse, bana eziyet etmis olur. Hiç süphesiz bir kimsenin amcasi babasi gibidir (Tirmizî, Menâkib, 28; Ahmed Müsned, i, 207.)

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, Hz. Aliye hitaben: Yâ Ali, seni ancak mümin olanlar sever; sana ancak münafiklar buGzeder
buyurmustur.( Müslim, iman, 131; Tirmizî, Menâkib, 20; Nesâî, iman, 19.)

Allah Resûlü (s.a.v), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.a) için, Bunlar benim evlâdimdir; evlâdimin çocuklaridir. Allahim! Ben onlari seviyorum, sen de sev. Allahim, onlari sevenleri de sev!
diye duâ etmistir. (Tirmizî,Menâkib, 50; BeGavî, Mesâbihus-Sünne, iV, 194. (No: 4829))

Büyük arif Muhyiddin b. Arabî hazretleri (k.s) demistir ki: Allah Resûlü (s.a.v), Allah Teâlâ;nin emriyle bizden yakinlarina muhabbet etmemizi istemistir. (sûrâ/23) Bundan sonra bir mümin Hz. Peygamberin (s.a.v) bu talebim kabul etmezse, yarin kiyamet gününde ona hangi yüzle bakacak ve onun sefaatini nasil umacaktir?

Bir sadik âsik demistir ki: ;Sevgilinin yaptiGi her sey sevgilidir. EGer senin Allah ve Resûlü için muhabbetin sahih ise, Hz Peygamberin (s.a.v) Ehl-i Beytini de seversin. Herkesin imani onlarin muhabbeti ile ölçülür (ibnu Arabî, el-Futûhâtu1-Mekkiyye, i, 29. Bölüm. (Özetle alindi))

EHLi BEYT, KiYAMETE KADAR DEVAM EDER; HER MÜMlNE ONLARA HÜRMET ETMEK VE HAKLARiNi KORUMAK GEREKiR

Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz buyurmustur ki:

süphesiz, (âhirete) çaGrilip gitmem yakindir. Size iki büyük ve hukuku aGir emanet birakiyorum. Birisi, Aziz ve Celil olan Allahin kitabi Kuran. DiGeri de gözümün nuru ehl-i beytimdir. Allah;in kitabi Kuran; semadan yeryüzüne uzatilmis (ilâhî ve nuranî) bir iptir. Lâtif ve Habir olan (her seyi bilen Rabbim) bana bildirdi ki: Kuranla ehl-i beytim (âhirette) Havz-i Kevserin basinda bana gelene kadar birbirinden ayrilmayacak. Öyleyse, sizler (size emanet ettiGim) bu iki seyde bana nasil halef olduGunuza (benden sonra onlara nasil davrandiGiniza) iyi bakiniz; onlarin hakkini korumaya dikkat ediniz!
(Ahmed, Müsned, 111,17;V,182;Tabarânî, el-Mucemu1-Kebir, V, 154 (No:4922, 4923). Bkz: Tirmizî, Menâkib, 32 (No:3788. Ayni konuda biraz farkli bir rivayet))

Hz. Resûlullahin (s.a.v) gerçek âsiGi Ebû Bekir Siddîk (r.a) demistir ki:

Resûlullahm Ehl-i Beytini sevip memnun ederek Resûlullahin (s.a.v) hatirini gözetin. Vallahi, Resûlullahin yakinlarinin haklarini korumak, benim için kendi yakinlarimin haklarini korumaktan daha sevimlidir.
(Buhârî, Fedâilü Ashâbi’n-Nebi, 12.)

Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz buyurmustur ki:

Sizin en hayirliniz, benden sonra Ehl-i beytime karsi en hayirli davranan kimselerdir (Hâkim. Müstedrek, iii, 311; Ebû Yalâ, Müsned, No:5924)

Allaha yemin ederim ki, bana ve ehl-i beytime buGzeden ve bizi kizdiran kimse, muhakkak cehenneme girer
(Hâkim, Müstedrek, iii, 150; ibnu Hibbân, el-ihsân, XV, 435. (No:6978).)

Ehl-i Beytim Nuhun gemisi gibidir; ona binen kurtulur; uzak duran boGulup helâk olur.
(Hâkim, Müstedrek, iii, 151; Ahmed, Müsned, iii, 157; Tabarânî, el-Kebîr, No:2636-2638.)

Rabbim bana, Ehl-i Beytim içinde kim Allahin birliGini ve benim peygamberliGimi kabul ederse ona azap etmeyeceGini vaadetti
(Hâkim, Müstedrek, iii, 150.)

Þu hâdiseden ibret alalim:

Ashabin hafiz ve ileri gelen âlimlerinden Zeyd b. Sâbite (r.a) binmesi için bir hayvan getirildi. Abdullah b. Abbas (r.a) hemen üzengisini tutup binmesine yardimci olmaya çalisti. Zeyd (r.a),
Ey Resûlullah;in amcaoGlu, lütfen böyle yapma, üzengiyi birak! dedi. ibn Abbas (r.a):

;Biz âlimlerimize ve büyüklerimize karsi böyle davranmakla emrolunduk dedi. Bunun üzerine Zeyd b. Sabit (r.a), Elini bana verir misin? dedi ve ibn Abbas elini uzatinca onu öptü ve, biz de Hz. Peygamberin ehl-i beytine karsi böyle davranmakla emrolunduk dedi.
(lbnu Abdilberr, Beyâni1-tlm, i, 127; Kandehlevî, Hayâtus-Sahâbe, ii, 440. Son kismi hâriç bkz: ibnu Hacer, el-lsâbe, No:2888; (Beyrut, 1995); Hâkim, Müstedrek, iii, 423.)

Müfessir ibn Kesir (rah) demistir ki: Ehl-i Beyte karsi hayir tavsiyede bulunan, onlara karsi iyiliGi, hürmet ve ikrami emreden kimseyi yadirgamayiz. Çünkü onlar tertemiz bir zürriyetten gelmektedirler. Onlar, övünme, nesep ve itibar yönünden yeryüzündeki en serefli hanenin evlâtlaridir. Özellikle Hz. Rasûlullah;in serefli sünnetine tâbi olan ve ondan hiç ayrilmayan Ehl-i Beyt, bu hürmet ve hizmete en lâyik kimselerdir. Çünkü Efendimiz (s.a.v) sahih bir hadiste:

Size iki tane hukuku aGir emanet birakiyorum. Birisi Allahin Kitabi, diGeri de Ehl-i Beytimdir. Kuran ve Ehl-i Beytim, kiyamette havzin basinda bana kavusana kadar birbirinden ayrilmayacaktir
buyurmustur. (ibnu Kesir, Tefsir, Vii, 201. (Riyad, 1997))

Müfessirlerin imami Fahruddin er-Râzî (rah.) demistir ki:

Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karsilik olarak sizden bir karsilik ve ücret beklemiyorum; sadece yakinlarima sevgi göstermenizi istiyorum
âyet-i kerimesi (sûrâ/23) Resûlullahin (s.a.v) Eh-i Beytini ve Ashabini sevmenin vacip olduGunu göstermektedir. Allah Resûlü (s.a.v) sahih hadislerinde:
Fatima benden bir parçadir; onu üzen beni de üzer
(ibnu Kesir, Tefsir, Vii, 201) buyurmus, Hz. Aliyi, Hasan ve Hüseyini sevdiGini belirtmistir. Efendimizin sevdiGi kimseleri sevmek, bütün ümmete vaciptir. Sonra, her namazin sonunda Hz. Peygamberin Ehl-i Beytine salât ve selâm okunmasi, bütün ümmete emredilmistir. Bu büyük bir makamdir; onlardan baska hiç kimseye nasip olmamistir. Bütün bunlar gösteriyor ki, Hz. Peygamberin Ehl-i Beytini sevmek vaciptir.

Yukaridaki âyetin içine Efendimize iman ve itaat eden bütün Sahâbe-i Kiram da girmektedir. Onlar da Efendimizin yakinlaridir. Kisaca, Ehl-i Beyti ve Ashâb-i Kirami sevmek vaciptir.

Bir hadiste: Eh-i Beytim Nûhun gemisine benzemektedir. Ona binen kurtulur; binmeyen suda boGulur
buyrulmustur. Bir diGer hadiste ise: Ashabim yildizlar gibidir; hangisine tâbi olursaniz doGru yolu bulursunuz buyrulmustur. su anda bizler, ilâhî teklif denizinde bulunuyoruz. Bu arada süphe ve sehvet dalgalan da devamli bize çarpip durmaktadir. Denizde giden bir kimsenin iki seye ihtiyaci vardir. Birisi, kusuru bulunmayan ve içine su geçilmeyecek sekilde saGlam bir gemi.

DiGeri de, yön tayin edecek açik parlak yildizlar. Bir kimse saGlam bir gemiye biner ve parlak yildizlarla yönünü belirlerse, hedefine selâmet içinde ulasir. Bunun gibi, biz ehl-i sünnet cemaati da, Hz
Peygamberin Ehl-i Beytinin muhabbet gemisine bindik ve gözlerimizi hidayet semasinin yildizlan olan Ashâb-i Kirama diktik; böylece yol aliyoruz. Bu durumda Allah Teâlâdan ümidimiz bizleri dünya ve âhirette selâmete ulastirmasidir. (Râzî, Tefsir-i Kebir, XXVii, 143.)

imam safiî (rah.) baska bir sözünde Ehl-i Beyt sevgisinin farz olduGunu söyle dile getirir:

Ey Resûlulllahin Ehl-i Beyti! Sizi sevmek bize farzdir. Allah indirdiGi Kuran;da böyle emretmistir. Size salât okumadan namaz kilanin namazinin kabul olmamasi, sizin için en büyük bir övünç kaynaGidir ve bu size kâfidir. (Muhammed Afif ez-Zabî, Divânus-sâfii, 72)

Allah ve melekleri devamli Peygambere salât ediyor; ey müminler siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.
(Ahzab/56.)Âyeti nazil olunca, Ashabtan bazilari, Rasûlullah (s.a.v) Efendimize gelerek:

Yâ Rasûlellah! Size nasil selâm vereceGimizi biliyoruz, fakat size, Ehl-i Beytinize nasil salât okuyalim? diye sordular. Efendimiz (s.a.v) söyle buyurdu:

söyle deyin:

Allahim! Efendimiz Muhammede ve onun âline (ailesine ve zürriyetine) salât et. Peygamberin ibrahime ve âline salât ettiGin gibi. Allahim! Efendimiz Muhammede ve onun âline (ailesine ve zürriyetine) bereket ihsan et, onlari mübarek kil. Peygamberin ibrâhime ve âline bereket verdiGin gibi.
(Buhârî, Ehâdisül-Enbiyâ, 10; Müslim, Salat, 65-69.)

Bu ayet ve hadislerden hareketle imam safiî (rah), namazin son oturusunda Efendimize salât okumayi namazin farzlarindan saymistir. Getirilecek salâtin en kisasinin, tercih edilen görüse göre Allahümme salli alâ Muhahemmedin ve âlihiolduGu belirtilmistir. (sirbînî, MuGnil-Muhtâc, i, 270 (Beyrut, 1997. Tahriçli Baski); Zuhaylî, el-Fikhul-islâmî ve Edilletühû, i, 670.)Yukarida geçen sözle bu kasdedilmistir.

Meshur sair Ferazdak, Ehl-i Beytten Zeynelâbidini tanitirken bir beytinde söyle söyler: O öyle bir ailedendir ki, onlari sevmek din, onlara buGzetmek küfürdür. Onlara yakinlik kurtulus ve emniyettir. (Ebû Nuaym, Hilyetül-Evliyâ, iii, 139; ibnu Hacer el-Heytemî, es-Savâikul-Muhrika, ii, 574)

AHiR ZAMANDA GELECEK VE iSLÂMiN iZZETiNi ÂLEME GÖSTERECEK OLAN Hz. MEHDÎ DE (a.s) EHL-i BEYTTEN BiR ZAT OLACAKTiR

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz buyurmustur ki:

Dünyada kiyametin kopmasina bir gün de kalsa, muhakkak Allah o bir günü Uzatacak ve benim Ehl-i Beytimden birisini ortaya çikaracaktir. Onun ismi benim ismime, babasinin ismi de babamin ismine uyar. Daha önce zulüm ve haksizlikla dolu olan yeryüzünü adaletle doldurur.
(Ebû Dâvud, Kitâbul- Mehdî, 4; Tirmizî, Fitcn, 52.)

Mehdî benim sulbümden Fâtimanin evlâtlarindan gelecek birisidir. (Ebû Dâvud, Kitâbu;l- Mehdî, 6; ibnu Mâce, Fiten, 34)

;Mehdî benim Ehl-i beytimdendir; o açik alinli ve kivrik burunludur. Daha önce zulüm ve haksizlikla dolu olan yeryüzünü adaletle ve doGrulukla dolduracak ve yedi sene hüküm sürecektir.(Ebû Dâvud, Kitâbul- Mehdî, 6.)

Âhir zamanda Ehl-i Beytimden çikacak ve müminleri toplayacak olan kimseye yardim etmek, davetine uymak her mümine vaciptir.
(Ebû Dâvud, Kitâbu-Mehdî, 12; Ali Nasif, et-Tâc, V, 344)

Ehl-i Beytim yeryüzündekiler için bir emniyettir. Onlar gidince, yeryüzündekilerin sonu gelir; kiyamet kopar.
(Taberânî, el-Mucemu;s-SaGîr, no: 318, el-Evsat, iV, 204.)

MANEVÎ NESEB VE iMAN BAGi iLE RASÛLULLAH (s.a.v) EFENDiMiZE BAGLi OLAN MUTTAKiLER DE EHL-Î BEYTTEN SAYiLMisTiR. ONLARi SEVMEK TE VACiPTiR

Bu konuda Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz buyurmustur ki:

Bütün muttakiler, Muhammedin âlidir (ehl-i beytidir.) (Ali el-Muttakî, Kenzül-Ummâl, iii, 89; (No:5624); Heysemî, Mecmauz-Zevâid, X,
269.)Ehl-i Beytimden bazilari kendilerinin bana insanlarin en evlâsi (en sevgilisi) olduGunu düsünüyorlar. Hâlbuki durum öyle deGildir. süphesiz benim içinizdeki dostlarim, muttakilerdir. Onlar (nesep ve yer olarak) kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, deGismez. (Taberânî, el-mucemus-SaGîr, no: 318, Deylemî, Müsncd, i, 287 (No:904))

Rasûlullah (a.s), Muaz b. Cebeli Yemene gönderirken, onunla birlikte uGurlamaya çikti. Kendisine tavsiyelerde bulundu. Muaz (r.a) binekte, Rasûlullah (a.s) ise yerde yaya yürüyordu. UGurlama yerine geldiklerinde Efendimiz(a.s):

Yâ Muaz! Belki bu seneden sonra benimle burada karsilasip görüsemeyeceksin!
buyurdu. Rasûlullah (a.s)in ayriliGindan (ve bu isaret yollu vefat haberinden) dolayi Muaz (r.a) aGladi. Sonra Rasûlullah (a.s) geri dönüp, Medineye yönelerek:

Benim için insanlarin en evlâsi (en yakini) her kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, muttaki olanlardirbuyurdu.( Ahmed, Müsned, V, 235; Ali el-Muttakî, Kenz, iii, 91.)

Allah Resulüne olan sadakati ve sevgisi iran asilli Selman-i Fârisî Hz.lerini Ehl-i Beytin içine katmistir. Selman (r.a) islâma girisiyle ve Hendek harbindeki ince siyaseti ile bütün ashabin gönlüne girmisti. Muhacirler: Selman bizdendir.diye onu kendileri gibi görmüslerdi. Ensâr ise: Hayir, aslinda Selman bizdendir. diye ona sahip çikmak istemislerdi. Allah Resûlü (s.a.v) bizzat araya girdi ve: Selman bizdendir; Ehl-i Beytimizdendir
(ibnu Sad, Tabakât, iV, 83; Muhammed es-sâmî; Sübülü1-Hüdâ, iV, 365.) buyurarak, onu has dairenin içine aldi; kiyamete kadar hayirla anilacak grubun içine katti.

iman, sevgi ve takva yolunda hizmet ile herkes bu sereften bir derece pay sahibi olabilir. Bu kapi herkese açiktir. Allahin dostlari ancak muttakilerdir. (Enfal/34) âyeti nazil olunca, Hz. Resûlullah (s.a.v): Benim dostlarim ancak muttakilerdir.
(Hâkim, Müsterdek, ii, 328; ibnu Kesir, Tefsir, iV, 51) buyurarak, isin esâsinin iman ve takva olduGunu belirtti.

Bir kimse, hem Allah Resûlünün temiz nesebine, hem de edebine vâris ve sahip olursa, o nur üstünü nur olur. Böyle olduGu için, geçmiste ve günümüzde, takva imamliGini en liyakatli sekilde temsil eden onlar olmuslardir. Yani, irsad kutubluGu, Ehl-i Beytin serefli mensubu ariflere nasib olmustur. Bu, Allah Rasûlünün (s.a.v) kiyamete kadar devam eden nübüvvetinin bir tezahürüdür. Velâyet, nübüvvet mucizesinin bir devamidir ve bu nur en parlak sekilde o nübüvvetin sahibi Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin evlâtlarinda zuhur etmistir ve hâlen de etmektedir.

Allahim! Bizi Ehl-i Beyt sevgisiyle yasat ve o sevgi içinde hasret. Bizi takva ile sereflendir; rizâ ve cemâlinle sevindir. Âmîn, bi hürmeti Seyyidi 1-Mürselîn. Velhamdü lillahi Rabbilâlemin.

nice gözler perdeliyken, onların gözleri açıktı,
dünyayı ittiler, ellerinin tersiyle,
Resülallah uğruna feda ettiler herşeylerini,
güzel eylediler, baki hayatlarını.
www.nasihatler.net