Arşivler

Temmuz 2009 ayı için tüm yazılar

foton kuşağı-Ahmet Maranki ile

Temmuz 31, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

http://video.google.com/videoplay?docid=-1953940145703296570

Reklamlar

Şaban ayı, Oruçları ve Beraat kandili , yapılacak ibadetler

Temmuz 24, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

ellerrr

Resul-i Ekrem (s.a.v), Şaban ayında oruç tutmaya birkaç nedenden dolayı önem vermiştir.

Recep ve Ramazan ayları arasında kalan bu aydan, insanların gafil olmalarıdır. İnsanlar, haram aylara ve Ramazan’a çok değer vermeleri sebebiyle bu ayın faziletinden gafildirler. İnsanların çoğu Recep ayında oruç tutmanın, Şaban ayında oruç tutmaktan daha faziletli olduğunu düşünüyor. Hâlbuki durum bunun tam tersidir. Konuyla ilgili Hz. Âişe’den (r.anh) rivayet edilen hadis de Şaban ayının, Recep ayından daha faziletli olduğunu ortaya koymaktadır. Resul-i Ekrem’e (s.a.v) Recep ayında oruç tutan bir topluluğun durumu sorulması üzerine,

“Onlar Şaban ayında neredeler?” buyurmuştur. Hadis yukarıda geçmişti.

Resul-i Ekrem’in (s.a.v), “Recep ve Ramazan ayları arasında kalan bu aydan (Şaban’dan) insanlar gafil kalıyorlar” (Ahmed b. Hanbel) sözü, bizlere şunları hatırlatıyor:

İnsanlar arasında hiç önem verilmeyen bazı zamanlar, mekânlar, şahıslar, insanların gözünde meşhur olan bazı zamanlardan, mekânlardan, şahıslardan üstün olabilir. İnsanlar meşhur olanlarla ilgilenirken, asıl faziletli olanlar elden kaçabilir. 

Bu sözler bize şunu anlatıyor: İnsanların gafil oldukları anlarda ibadetle meşgul olmak müstehaptır. Ve bu Allah katında çok sevimli ve değerlidir. Bu nedenle seleften bir grup akşam ve yatsı arasını namazla değerlendirir ve, “Bu vakit, insanların gaflette oldukları vakittir” derlerdi. Aynı şekilde gece yarısı da insanların zikirden gafil oldukları vakittir. Konuyla ilgili Resul-i Ekrem (s.a.v),

“Kulun Rabbine en yakın olduğu vakit, gecenin son bölümüdür. Eğer Allah’ı bu vakitte zikretmeye gücün yetiyorsa bunu yap” (Ebû Davud) buyurmuştur. 

İşte bu sebepten dolayı, Resûlullah (s.a.v) yatsı namazını gece yarısına ertelemeyi istemişti; fakat insanlara ağır gelmesinden korktuğu için böyle yapmadı. Bir defasında Efendimiz (s.a.v) yatsı namazı için ashabının yanına teşrif ettiklerinde onların geç vakitte namaz için beklediklerini görünce, 

“Şu anda sizden başka yeryüzünde bu namazı bekleyen kimse yok” (Buhârî) buyurmuştur. 

Bu hadis, Allah’ı zikredenlerin bulunmadığı vakitlerde zikretmenin ayrı bir faziletinin bulunduğuna işaret etmektedir. Bu nedenle, sokak, çarşı ve pazarda Allah’ı zikretmenin fazileti ile ilgili pek çok hadis ve haber nakledilmiştir. 

Konuyla ilgili bir hadis de şöyledir:

“Allah şu üç kişiyi sever: 
Birincisi, gece boyunca yol alan bir grup uyumak için başlarını yastığa koyduklarında ve uyku onlara çok tatlı geldiği bir sırada içlerinden kalkıp ibadet eden ve Allah’ın ayetlerini okuyan kişi. 
İkincisi, düşmanla savaşa giden bir toplulukta, arkadaşları hezimete uğradıkları halde, kaçmayıp sabreden ve düşmanla mücadele edip öldürülen kişi. 
Üçüncüsü de bir topluluğun yanına gelip onlardan bir şey isteyen kişiye kimse sadaka vermediğinde, onu tek olarak yakalayarak kendisine gizlice sadaka veren kişi.”
(Tirmizî)

İşte bu üç kişi Allah’a olan dostluklarından ve sevgilerinden dolayı bunları gizlice yapmışlardır. Allah bunları sever, dostluğuna kabul eder.

BERAAT KANDİLİ

Şâban ayının on beşinci gecesi Beraat gecesidir. 

Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle “mübarek gece”; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle “Beraat gecesi” ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de “rahmet gecesi” gibi adlar da verilmiştir. 

Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi vardır. Bu konuda Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur: 

“Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Muhakkak ki yüce Allah, o günde dünya semasına iner ve imsak vaktine kadar şöyle der: “Affedilmeyi dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim. Şunu isteyen yok mu vereyim…” (İbn Mâce)

Şöyle denilmiştir: Yeryüzündeki müslümanların iki bayram günü olduğu gibi, göklerdeki meleklerin de iki bayram gecesi vardır. Meleklerin iki bayram gecesinden biri, Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi; diğeri ise Kadir gecesidir. 

Müslümanların iki bayram günü ise; Ramazan ve kurban bayramı günleridir. Bu sebeple Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi meleklerin bayram gecesi olarak isimlendirilmiştir.

Berat gecesine ‘Kefaret gecesi’ de denilir. Bir hadis-i şerifte, “Kim bayram gecesini ve Şâban ayının on beşinci (Berat) gecesini ibadetle ihya ederse, kalplerin öldüğü günde o kişinin kalbi ölmez” (İbn Mâce) buyrulmuştur. 

Bu gecenin bir adı da “şefaat gecesi”dir. Bunun delili şu hadis-i şeriftir:

“Resûlullah (s.a.v) Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmetine şefaat etmek için dua edip yalvardı; kendisine, ümmetinin üçte birine şefaat etme izni verildi. On dördüncü gecesi yine dua edip yalvardı; bu sefer üçte ikisine şefaat etme yetkisi verildi. On beşinci gecesi bir daha yalvardı, bu sefer de, kaçak develer gibi Allah’tan kaçanlar dışında bütün ümmetine şefaat etme izni verildi.” (Ebû Davud)

Bu gecenin diğer bir ismi de “mağfiret gecesi”dir. Şu hadis-i şerif buna işaret eder: 

“Allah Teala (c.c) Şaban’ın on beşinci gecesi kullarına nazar eder ve yeryüzünde bulunanlardan şirk koşanlarla haset edenler hariç, bütün müminleri mağfiret eder.” (İbn Mâce)

Diğer hadislerde, bu affın dışında tutulanlar içinde, haksız yere cana kıyanlar, anne babasına asi olanlar, sürekli içki içenler ve akraba ile hukukunu kesenler de zikredilmiştir.

Berat Gecesi Yapılacak Dua ve İbadet

Hz. Aişe (r.ah) validemiz şöyle anlatmıştır:

Resûlullah (s.a.v) Şâban ayının on beşinci gecesi benim yanımdaydı. Bir ara kendisini yanımda bulamadım; diğer hanımlarının yanına gitti zannettim, içimi bir kıskançlık sardı. Hemen kalkıp aramaya başladım. Hanımlarının odalarını dolaştım bulamadım; sonra dışarı çıktım; kendisini Bakî mezarlığında buldum. Baktım ki mümin erkek ve kadınlarla şehitler için Allah’a dua ediyor, aflarını istiyordu. Onu böyle görünce, içimden,

“Anam babam sana feda olsun! Sen Rabbinin razı olduğu iştesin, bizler ise dünya işlerinin derdindeyiz!” dedim ve kendisine görünmeden eve döndüm. Sonra ev teşrif ettiler. Benim nefes nefese kaldığımı görünce,

“Bu halin nedir?” diye sordu; ben de durumu anlattım. Bana,

“Ey Âişe, Allah ve Resûlü’nün sana haksızlık yapacağını mı düşünüyorsun. Hayır, bu asla olmaz. Fakat bana Cebrail geldi ve şöyle dedi: “Bu gece, Şaban’ın yarısıdır (Beraat gecesidir). Allah Teâlâ bu gecede Kelp kabilesinin koyunlarının tüyü adedince mümini cehennemden azat eder. Ancak Allah şu kimselere rahmet nazarı ile bakmaz: Kendisine şirk koşan, kalbi müminlere karşı kin ve düşmanlık ile dolu olan, akraba ile hukukunu kesen, anne babasına asi olan ve sürekli içki içen.”
Allah Resûlü (s.a.v) sonra üzerindeki elbiseyi kenara koyarak bana,

“Ey Âişe, izin verirsen bu geceyi ibadetle geçirmek istiyorum” buyurdu, ben de,

“Anam babam sana feda olsun, izin veriyorum” dedim ve Resul-i Ekrem (s.a.v) kalktı namaza durdu, sonra secdeye vardı. Secdede o kadar uzun kaldı ki, ben ruhu kabzedildi vefat etti zannettim. Elimle ayağına dokunduğumda, saadetli ayağını hareket ettirdi. Kulak verdim ki secdede şöyle dua ediyordu:

“Sana bütün benliğim ve duygularımla secde ediyorum. Kalbim sana iman etti! Nimetlerini ve günahlarımı itiraf ediyorum. Zira senden başka günahları affedecek yoktur. Allah’ım! Gazabından rızana, azabından affına ve senden yine sana sığınırım! Ben seni hakkı ile övüp sena edemem; sen kendini nasıl övüyorsan öylece yücesin. (Beyhakî)

Bu hadisler, Berat gecesinin namaz, dua, zikir ve istiğfar gecesi olduğunu göstermektedir. “Şaban’ın yarısı olunca gecesini ibadetle geçirin, sabahına çıktığınız günde de oruçlu olun” buyrulması da bu gecenin ibadetle geçirilmesinin faziletini göstermektedir.

Bu gecede, nafile namaz olarak teheccüd namazı yanında, tövbe, tesbih, hacet namazları kılınabilir. Kazası olanlar kaza namazı kılabilirler. Yüce Allah’tan dinimiz ve dünyamız adına hayırlı isteklerde bulunabiliriz. 

Berat gecesi pek mübarek bir gecedir. Berat gecesinde, yaratıkların bir sene içindeki rızıkları, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacakları, ölüm vakti gelenlerin ecelleri, hac gideceklerin isimleri ve benzeri işlerin hükmü Allah tarafından görevli meleklere bildirilir. Bu bakımdan Berat gecesinde ibadet etmenin büyük sevabı, feyzi ve bereketi vardır.

Mümine gereken işlerden biri de dualarını kabulünü ve günahların affını engelleyen işlerden kaçmaktır. O günahların başında şirk, bir cana kıymak ve zina yapmak gelmektedir. Bu üçü Allah katındaki en büyük günahlardır.

Günahların affını engelleyen günahlardan biri de, Müslüman kardeşine kin, haset ve düşmanlık beslemektir. Evzaî (rah) günahların affedilmesine engel olan kini şöyle açıklamıştır: Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) ashabından herhangi birine karşı yapılan kin ve düşmanlıktır. Ashab-ı Güzin’den her hangi birine karşı yapılan kin, kişinin yakınlarına beslediği kinden daha tehlikeli ve kötüdür.

En Hayırlı Amel: Kalp Temizliği

Amellerin en üstünü kalbin her türlü kötülükten arınmasıdır. Selâmetin en üstünü nefsin isteklerinden ve bidatlerden kurtulmaktır. Faziletli amellerden birisi de önceki salihlerden, âlim ve ariflerden herhangi birisini küfürle, bidatçi olmakla, dalâlette olmakla suçlamamaktır. Yine en üstün amellerden birisi de herhangi bir müslümana karşı kin beslememek, kendisine haset etmemek ve onu küçük görmemektir. Onlar için güzel olanı dilemek, onlara nasihatte bulunmak ve kendi için istediği şeyleri onlar için de dilemektir. Yüce Allah, gerçek müminlerin şu şekilde dua ettiğini haber vermiştir:

“Rabbimiz! Bizi ve bizden önceki geçmiş mümin kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma!” (Haşr 59/10)

Abdullah b. Amr anlatıyor: Resul-i Ekrem’e (s.a.v), “Ey Allah’ın Resulü! İnsanların en faziletlisi kimlerdir?” diye soruldu. Resul-i Ekrem (s.a.v) de,

“Sözü doğru, kalbi bozuk olmayandır” cevabını verdi. 

Ashab (r.anhüm), “Sözü doğru olan biliyoruz. Ama kalbi bozulmamış olan ne demek?” diye sorduklarında Allah’ın Resul’ü (s.a.v), şöyle buyurdu:

“O, takva sahibi; içinde bir kötülük, haksızlık, kin ve hasedin bulunmadığı kalptir.” (İbn Mâce)

Semerkand Araştırma Merkezi

www.menzil.net

TRT den tarihi yanlışlık

Temmuz 20, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

 

 

Mirac Kandili Özel Programında TRT Mescid-i Aksa’da canlı yayın yapma izni aldı.Uzun zamandır canlı yayın izni vermeyen İsrail en sonunda TRT ye yayın izni verdi.İsrail izin verdi vermesine ama bu canlı  yayında dikkatlerden kaçan çok büyük bir fark ortaya çıktı.İşte TRT’nin siyonizmin oyununa düştüğünün göstergesi

TRT İsrail’den Şartlı İzin mi Aldı?

 Bilindiği üzere İsrail’in Kudüs’te Mescid-i Aksa’yı yıkma planları her geçen gün ortaya çıkıyor.Kazılarla yıkmayı planladığı Mescid-i Aksa’yı Müslümanlardan koparmak için uğraşıyor.Ancak müslümanların tepkisinin büyük olacağını bildiği için bu yıkıma doğrudan girişemeyen İsrail yaptığı oyunlarla müslümanları uyutmaya çalışıyor.

Bu oyunlardan birisi ve en önemlisi Mescid-i Aksa’nın Kubbetussahra ile karıştırılmasıdır. Bugün siyonizmin başarmaya yakın olduğu bu planı şöyle gözler önüne serebiliriz.

– Arama motorlarına Mescid-i Aksa yazdığımızda En başta Kubbetüssahra’nın çıkması.

– Evlerimize astığımız büyük resim panolarında Mescid-i Aksa diye bilinen ancak Kubbetüssahra’ya ait olan fotoğraflar.  

– Ve en önemlisi TRT’nin Mescid-i Aksa yayınını Kubbetüssahra’dan yapması.

TRT Bu Oyunun Parçası Olmamalı

Siyonizmbu planı gerçekleştirmek için elindeki bütün fırsatları kullanıyor.TRT’nin yayın izini alması müslümanlar için sevinici bir haber olmuştu.Fakat yayının başlaması ardından gördük ki TRT siyonizmin ekmeğine yağ sürüyor.Şimdi yapılması gereken TRT tarafından Mescid-i Aksa gerçeğinin açıklanmasıdır. Yoksa aksi halde Mescid-i Aksa ile Kubbetüssahra birbirine karıştırılacak ve Mescid-i Aksa yıkılsa bile hiç kimse inanmayacak siyonizm ise istediği amaca ulaşmış olacaktır.Bunun yapılmasına İslam alemi izin vermemelidir.Özellikle alet olmamalıdır.

İŞTE İSRAİL’İN KORKUNÇ MESCİD-İ AKSA PLANI

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

 

Mescid-i Aksa Hakkında…. (Tıklayın)

Kubbetüssahra Hakkında….(Tıklayın)

 

haber alemi

 

Her türlü hastalığa karşı şifa için

Temmuz 19, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

77cEbu Said el-Hudri-r.anh- buyurur ki:
Cebrail Aleyhisselam, Resulullah –s.a.v- Efendimizin yanına geldi ve ‘’Ya Muhammed! Hasta mısın?’’ diye sordu. ‘’Evet’’ cevabını alınca Cebrail Aleyhisselam şu duayı okudu:

  • Bismillahi erkike min külli dain yü’zike ve min şerri külli nefsin ev ayni hasidin Allahü yeşfike bismillahi erkike

‘’Allah’ın adıyla. Sana eza veren bütün hastalıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasetçi gözlere karşı sana okuyorum. Allah sana şifa versin. Ben Allah’ın adı ile sana dua ediyorum.’’

Nazar değmesi haktır..

Temmuz 18, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı
vahyekos
Nelere nazar değer?

İnsana,hayvana ve hatta cansıza da nazar değer.Nazar hastalık yapar, hatta öldürür.Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.

Peygamber efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi.Üç gün bir şey yemez,sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp,(Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez,deve yere düşer hastalanırdı.Müşrikler,bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler.Cenab-ı Hak da Resulullahı bunun nazarından korumuştur.Bu hususta Kalem suresinin (Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı) mealindeki 51. âyeti inmiştir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Nazar haktır.) [Müslim]

(Nazar insanı mezara,deveyi kazana sokar.) [İbni Adiy]

(İnsanların yarısı nazardan ölür.) [Taberani]

(Nazar neredeyse kaderi geçecekti.Nazardan Allah(cc)ü teâlâya sığının.) [Deylemi]

(Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.) [Müslim]

Nazardan korunmak için ne yapmak gerekir?

Kendisine nazar değen kimse,aşağıda bildirilen duaların birini veya tamamını okumalıdır:

1- Fatiha,Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun,İhlas,Felak,Nas sureleri] yedişer defa okunup hastaya üflenirse,büyü,nazar ve her dert için iyi gelir.Tuza okunup,suda eritilerek içmek de olur.Bir hadis-i şerifte de, (Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez) buyuruldu. (Deylemi)

2- Bir hadis-i şerifte, (Sabah akşam, [Besmele ile] 3 defa “Bismillâhillezi lâ yedurru me’asmihi şey’ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi’ul alim” okuyan,büyü ve nazardan korunur) buyuruldu. (İ. Mace)

3- Âyet-el-kürsi,Fatiha,iki Kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir (Medaric)

4- Peygamber efendimiz,iki Kul euzüyü okuyup buyurdu ki:
(Bu iki sure ile [belalardan,nazardan] korunun!Hiç kimse,bu iki sure ile korunduğu gibi,başka şeyle korunamaz.) [Ebu Davud]

5- (Euzü bi-kelimatillahittammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetin) tavizini,sabah akşam 3 defa okunup kendine veya hastaya üflenirse,nazardan,cin,şeytan ve hayvanların zararından korur.(Mevahib)

6- Peygamber efendimiz nazar için (Allah(cc)ümme barik fihi ve la tedarruhü) okurdu. (İbni Sünni)

7- Nazarı değen kimse veya herkes,beğendiği bir şeyi görünce MâşâAllah demeli,ondan sonra o şeyi söylemelidir.Önce MâşâAllah deyince,nazar değmez.Hadis-i şerifte, (Hoşa giden bir şeyi görünce, “MâşâAllah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez) buyurdu. (Beyheki, İbni Sünni)

Ukbe-tübni Amir radıyALLAHü anh anlatır:
Resulullah efendimiz,(Kendisine Allah(cc)’ın nimet verdiği kimse, bu nimetin devamını isterse çok “La havle vela kuvvete illa billah” desin) buyurdu.Sonra “Bahçene girdiğin zaman mâşâAllah la kuvvete illa billah demeliydin değil mi?” [mealindeki] Kehf suresinin 39. âyetini okudu.(Taberani)

Bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Kendisine Allah(cc)ü teâlânın rızık verdiği kimse, çok ”Elhamdülillah” desin. Rızkı azalan da çok “İstigfar” etsin. Bir şey de kendisine üzüntü, sıkıntı verirse “la havle vela kuvvete illa billah” desin.) [Beyheki, Hatib]

8- Nazardan korunmak için âyât-i hırz denilen âyetleri okumalı ve üzerinde taşımalıdır.
Abdest alıp,7 istigfar ve 11 salevat okuyup,hastanın sıhhatine niyet ederek,güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra,günde iki defa hasta üzerine okumalı,işaretli yerlerde,hasta üzerine üfürmeli,şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defa okuduktan sonra,bir Fatiha okuyarak sevabı,Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buhari, Ahmed Rıfai ve imam-ı Rabbani hazretlerinin ruhuna hediye edilmelidir.Silsile-i aliyyeyi okuyup ruhlarına hediye etmek de daha iyi olur.Âyât-i hırzı yanında taşıyan kimse,nazar değmesinden korunduğu gibi,sihirden,büyüden,cin ile ilgili hastalıklardan da korunur.Her ne muradı varsa hasıl olur.

9- İbni Âbidin hazretleri (Tarlaya kemik, korkuluk, hayvan kafası koymalı.Bir kadın,ürününe nazar değmemesi için ne yapacağını sorunca,Resulullah efendimiz,(Tarlaya hayvan kafası as) buyurur. Bakan kimse,önce bunu görüp tarladaki ürünü sonra görür) buyuruyor. (Redd-ül Muhtar)

10- Tivele,temime ve efsun caiz değildir.Manasız veya küfre sebep olan rukyeyi okumaya Efsun denir.Nazarı bizzat önlediğine inanılan nazarlıklara Temime denir.Şirinlik muskası denilen rukyelere Tivele denir.Rukye,okuyup üflemek veya üzerinde taşımak demektir.Rukye, âyet ve hadis ile bildirilen dualarla yapılırsa taviz denir.Taviz ise caizdir.Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu (İbni Mace)

www.dervisler.net