Sağlık

Sağlık kategorisindeki tüm yazılar

Bu diyet bedeniniz değil aklınız için

Temmuz 28, 2010 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

 

Yaşam koşuşturması içinde öyle günler, öyle olaylar yaşıyor veya şahit oluyoruz ki “Allah’ım aklımı koru” demekten kendimizi alıkoyamıyoruz.

Bir başka açıdan bakarsak, içinde olduğumuz yoğunluk, günü yakalama veya günün önüne geçme telaşı aynı anda birçok iş yapmamıza, onlarca konuyu, ismi aklımızda tutmamıza sebep oluyor.

Durum böyle olunca da “Aman oraya da yetişeyim, buraya da yetişeyim, şunu da yapayım, buna da yardım edeyim” derken bedenimiz kadar kafamız da yoruluyor. Haliyle de unutkanlıklar başlıyor.

Biriyle karşılaşıp adını hatırlamadığımız, yerimizden kalkıp ne yapacağımızı unutup geri döndüğümüz, telefonu çevirip karşı tarafın numarası çalarken kimi aradığımızı unuttuğumuz çok oluyor. Bunlar yine zararsız unutkanlıklar.

İşin bir de dalgınlığa varan kısmı oluyor ki bunlar bazen sağlığımıza, hayatımıza veya maddi durumumuza zarar verecek durumları oluşturabiliyor. Stresin üzerimizdeki etkisi ise hep ayrı.

Tüm bu sebeplerden dolayı fiziksel sağlığımıza dikkat ettiğimiz kadar akıl sağlığımıza da önem vermeli, sağlıklı kalabilmek için çaba sarfetmeliyiz.
Bu konu özellikle de son zamanlarda Amerika’nın gündeminde.

Amerikalılar mucize akıl diyetiyle ilgili konuşuyorlar ve konu hakkında çıkan yazıları okuyorlar. Bilimadamları yeni bir diyet geliştirmiş. Ancak bu diyet bilinen diğer diyet türleri gibi kilo verdirmeye yönelik değil. Geliştirilen diyetle insanların akıl sağlığını, psikolojilerini düzenlemek amaçlanıyor.

Diyet, Tesadüf Sonucu Keşfedildi

Geçtiğimiz sene Amerika’nın ünlü Newsweek Dergisi yayımladığı “Akıl Diyeti” ile beyin için gerekli olan gıdaları açıklamış. Amerikalı bilimadamları, akıl hastalıkları ve özellikle depresyona karşı koruma sağlayabilen son derece basit bir diyet hazırlamışlar.

Araştırmalar ve tesadüfler sonucu keşfedilen bu diyet, şimdi medya dünyasının favorisi olan “kilo verme, form koruma, yaza hazırlanma” diyetlerini bile sollayarak gündemin bir numaralı konusu olmuş.

Hem Aklınız Hem Fazla Kilolarınız İçin

Bilimadamları zaten “Her şey kafada başlar” sloganıyla “akıl sağlığımızı koruyalım” diyetinin kilo sorunlarına da çözüm olabileceğini savunuyorlar. Kendi tanımlamalarıyla “Psikiyatrik rejim” de dedikleri akıl diyeti beyne iyi gelen gıdalardan oluşan bir diyet. Beyni güçlendiren, strese karşı dirençli hale getiren, ileride ortaya çıkabilecek depresyon, manik-depresyon, doğum sonrası depresyon, intihar eğilimi gibi rahatsızlıkları bile önleyebilen bir diyet. Üstelik çok kolay.

Listedeki gıdalardan, birini bir gün, diğerini bir başka gün, gönlünüzce tüketmeniz yeterli.

Balık ve Ceviz Listenin Başında

Akıl diyetinde iki önemli gıda temel alınıyor. Biri balık, özellikle somon balığı, diğeri de ceviz. Diyetteki yan gıdalar yumurta, ıspanak, buğday ve balık yağı… Diyet her gün biraz ceviz atıştırmayı öğütlüyor. Ya da bir gün ceviz, ikinci gün bir yumurta, üçüncü gün somonbalığı, dördüncü gün ıspanak. Bu gıdaların hepsinin Omega-3 adı verilen bir madde içerdiğini açıklayan uzmanlar, bu gıdaların beyin fonksiyonlarını düzenlemeye yaradığını belirtiyorlar.

Beynin, yüzde 60 yağdan oluşan bir organ olduğunu ve doğru düzgün çalışması için Omega-3 yağ asitlerine ihtiyaç duyduğunu, oysa son yıllarda form korumak uğruna insanlar balığın bile yağsız olanını seçtiğini hatırlatan Psikiyatri uzmanı ve Harvard Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Andrew Stoll, “İnsanlar vücut güzelliği için, aslında hiç bilmeden beyin sağlığını riske attılar” diye uyarıyor. Dahası zayıflamak için yapılan diyetlerin beyni riske attığı gibi, kalp sağlığı için de sorun yarattığını yazıyor.

Araştırmacı doktorun açıklamalarında Omega-3 denilen maddenin, herkes için önemli ama anne adayları ve yeni doğmuş bebekler için daha da önemli olduğunu yazıyor. Ceninlerin genellikle beyin geliştirmek için anneden bol bol Omega-3 çektiklerini, eğer anne adayı zaten yetersiz Omega-3 alıyorsa, doğum sonrası depresyona girmesinin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekiyorlar.

15 gram cevizde 1.02 gram Omega-3 bulunuyor. Bir kupa cinsi bardağa sığacak kadar ıspanak ise 0.5 gram içeriyor. Bir köy yumurtasında ise 0.17 gram var. Hepsini bir günde tüketmeye gerek yok. Bunların kanıtlanmış bir faydası daha var. Kalbinizi de, beyninize de formda tutuyor. Bu ikisi formdaysa, kilo sorununuz da ortadan kalkıyor.

 

 

 
Kaynak: sadakat.net

Reklamlar

A grubu kan

Mayıs 30, 2010 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

A GRUBU KAN

A GRUBU KAN

Faydalı olan yiyecekler (Aynı zamanda en emniyetli ilaçlar): 

  • Balık
  • Zeytinyağı
  • Yer fıstığı, ceviz, kabak çekirdeği, badem, hardal (sirkesiz), kedi otu, ginseng, kuşburnu, papatya, kahve, yeşil çay, keten tohumu, kimyon, kekik, biberiye, 
  • Börülce fasulye, her türlü mercimek, soya ve ürünleri (doğal, genetiği değiştirilmemiş), çavdar ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, karabuğday ürünleri ve ekmeği, eski tip buğday ürünleri ve ekmeği (amarant veya eski turk buğday)
  • Enginar, karalâhana, marul, havuç, kabak, pırasa, ıspanak, pazı, beyaz lahana, brokoli, sarımsak, soğan, kereviz, maydanoz ve bütün yeşil yapraklı sebzeler
  • Kayısı, dut, incir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, zencefil, pekmez, aloe vera,  yer elması
  • Magnezyum sülfat (İngiliz tuzu). 

Zararlı olan yiyecekler:

  • Her et (tavuk ve hindi hariç); karışık et (salam, sucuk, sosis gibi); deniz hayvanları (kerevit, kalamar v.b.) ve havyar
  • Süt, dondurma, tereyağı; herhangi sıvı veya katı yağ (balık yağı, inek iç yağı, zeytinyağı ve keten yağı hariç), piyasa zeytinleri (boyanmış ve beyaz sirke veya limon asidi ile karıştırılmış) 
  • Kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, buğday tip 405–550
  • Patates, biberler, pul biber, domates salçası
  • Portakal ve suyu
  • Soda, gazoz, şarap sirkesi, früktoz, glikoz, tatlandırıcı, sakız, jelâtin, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek. 

 

Yenebilenler:

  • Tavuk ve hindi eti, taze yumurta
  • Yoğurt, kefir, koyun keçi peyniri ve sütü, beyaz peynir, salamura peynir, eski kaşar, tulum peyniri, mozarella
  • Kestane, badem, susam ve ürünleri, pirinç ve ürünleri, mısır ve çeşitleri, arpa çeşitleri, barbunya, nohut
  • Turp, kırmızı pancar ve “Zararlılara girmeyen meyve, sebze ve yiyecekler. 

Dikkat!

Kırmızı et, süt, soda, gazoz ve tüm karbondioksit içeren içecekler; 

transgenik tatlandırıcı, aroma, boya, nişasta, glikoz, früktoz; süt tozu, 

Yumurta tozu, yağlı ve koruyucu kimyasallar içeren hazır içecek ve yiyecekler 

Hazım yetersizliğine veya tam hazımsızlığa neden olabilirler. Bunlardan uzak durun! 

 

Kabız olmamaya dikkat edin! Sıhhatli olmak isteyen büyük abdesti gelmeden yemek yemeye oturmamalıdır. (karpuz, incir, greyfurt, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı meyveler ve yeşil yapraklı sebze hariç) Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir.

 

Kabızlık varsa: aynı miktarda sinameki ve pelin otu öğütülüp 1/4  veya 1/2 çay kaşığı her yemekten sonra su ile veya 1 çorba kaşığı öğütülmüş civanperçemi ve 1 tatlı kaşığı öğütülmüş sinameki karıştırılıp her sabah 1 tatlı kaşığı su veya bal şurubu ile içilirse bu iyi gelir.

Zencefil, kekik, mercanköşk, hardal, körri, çemen ve biberiyeyi sırayla devamlı kullanmak lazım. Onlar mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, iltihaplanma surecini durdurur, gastrit hatta H. Pylori enfeksiyonuna son verir 

 

Karabiber, fülfül, pul biber ve sirkeyi ilaç olarak kullanabilirsiniz. Eti azaltın! Proteinlerden haftada: 1-2 defa hindi veya tavuk eti, 1-2-3 defa balık, 1-2 defa taze yumurta, 1-2 defa peynir, hemen hemen her gün kefir ve yoğurt (ev yoğurdu!), 2- 3 defa (her gün de olabilir) yeşil veya kırmızı mercimek olsun. 

 

Yumurtayı sadece taze olarak 1–3 günlük (en fazla 7- 9 günlük) yiyebilirsiniz. 10 günlük ve daha eski yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta zehirlidir, alerjendir. Yumurta tozu ve süt tozu da sizin için alerjendir. Bu ikisini içeren ürünleri ağzınıza bile almayın! Süt ürünlerini balık ile ve et ile birlikte yemeyin; karışık et (sosis, sucuk, salam gibi); nohut, mercimek, fasulyeyi yoğurt ile yemeyiniz! Hazım bozulmasına, vücutta zehirli kalıntılar oluşmasına, alerji ve karaciğer hastalıklarına yol açar! Sarımsak yutmaya kendinizi alıştırın! İlk önce 3 diş, sonra 21 dişe kadar çoğaltın. Böylece yılda 1 defa 21 günlükten sarımsak kürleri yapın! İmkân var ise, bu 21 günlük kürlerde 10 gün her akşam bir baş sarımsak dövülür, 1 tatlı kaşık öğütülmüş çörekotu, 1 çay kaşık ısırgan otu tohumu ve 1/4 çay kaşığı hardal bal ile karıştırılır ve yenir (aç karnına). Ama 1- 3 diş her akşam yutmaya hiç bırakmadan devam edin. Sarımsak (ve karışımı) kansere, alerjiye, ağır enfeksiyonlara ve genetik mutasyonlara karşı vücudun direncini artırır. Yeşil sebzeyi çoğaltınız! Sizin durumunuzda havuç, çiğ ıspanak, hindiba, kereviz, maydanoz, semizotu, soğan, yeşillik, brokoli, kısaca “Faydalı olan” herhangi istediğiniz sebze – limon suyu ve zeytinyağı eklenerek –salata şeklinde her gün yemek lazım. 

 

Havuç ve havuç suyunu, zencefil ve zencefil suyunu, hindiba ve suyunu, ısırgan ve suyunu, kereviz ve suyunu tüm hastalıklara karşı ilaç alarak kullanın! Bunlar mide, bağırsak ve karaciğer enzimlerini çoğaltıcı ve hazmı düzelticidir. Karpuz mevsiminde – karpuzu, enginar mevsiminde – enginarı, tüm hastalıklara karşı büyük nimet olarak görün! Enginarı kabukla pişirin, suyunu için ve içini yiyin. Karpuzu çekirdekleri ile yiyin ve 1- 2 çay bardak sıkılmış kabuğun suyunu için. Onlar karaciğer ve böbreklerinizi temizler, kuvvetlendirir ve temiz tutar; böbreklerin taşlarını eritir ve düşürür, B1, pantetin, B6, B12 vitaminlerinin kaynağı çimlenmiş buğday veya arpa veya yulaf veya çavdar yılda bir defa 30 – 40 günlük kür olarak kullanın. Sizin için zararlı olan siyah çay yerine, faydalı olan yeşil çayı veya bitkisel çayları içiniz! 

 

“Faydalı” olarak belirtilmiş yiyecekler, sizin için en kuvvetli ilaçlardır. Sebze ve meyvenin genetiğinin değiştirilmemiş olmasına dikkat ediniz.

 

Hazır yiyecek ve içecekleri, parfümleri evinize almayın! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar.

 

Temizlik maddeleri ve deterjanları kullanmayın! 

 

Deterjanların tümü GMO aromalar içerir ve GMO bazlı yağlardan üretilir. 

……

Lokman hekim

Su icmek icin 46 sebep

Mart 30, 2010 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

İranlı bir hekim olan Dr. Feridun Batmanghelidj, 1979’da İran devrimi sırasında siyasi tutuklu olarak hapisteydi. Bir gün, mahkûmlardan birinin, koridorda, iki büklüm olmuş vaziyette, inanılmaz mide sancılarıyla kıvrandığını gördü. Dr. Batmanghelidj ülseri dolayısıyla 10 saatten beri bu şekilde sancı çeken hasta mahkûma müdahale etti ve ölmek üzere olduğunu düşündüğü adama iki bardak su içirdi. Adam çok geçmeden kıvranmaktan kurtuldu.”

O günden sonra Dr. Batmanghelidj, suyun şifa verici etkisi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. Cezaevinde kaldığı 2,5 yıl içerisinde sadece su kullanarak yaklaşık 3 bin peptik ülser hastası tutuklu ve hükümlünün iyileşmesine vesile oldu. Dr. Batmanghelidj su üzerine yaptığı çalışmalarının sonuçlarını Iranian Medical Association ve The Journal of Clinical Gastroenterology dergilerinde yayınladı.

Dr. Batmanghelidj “Hasta Değil Susuzsunuz” kitabında bir insanın 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatmaktadır.

Dr. Batmanghelidj’le göre bu sebepler şunlardır:

1- Hiçbir canlı susuz yaşayamaz.

2- Su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.

3- Su temel enerji kaynağıdır.

4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir.

5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.

6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur.

7- Bağışıklık sisteminin merkezi olan kemik iliğini, kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.

8- Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.

9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.

10- Su, besinlerdeki gerekli öğelerin emilimini artırır.

11- Bütün öğelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.

12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.

13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.

14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.

15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.

16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları”na dönüştürür.

17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.

18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.

19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.

20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.

21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.

22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.

23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.

24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.

25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.

26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.

27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.

28- Uykuyu düzenler.

29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.

30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.

31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir.

32- Glokomdan korunmamıza yardım eder.

33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.

34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.

35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.

36- Kadınlarda, âdet öncesi ağrıyı ve ateş basmasını hafifletir.

37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.

38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.

39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.

40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.

41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yap¬madan zayıflayın.

42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.

43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.

44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.

45- Yaşlılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur.

46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur

Kaplarin agzini örtmek müstehabdir.

Ocak 13, 2010 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

Kapların Ağzını Örtmek Müstehabdır
 

İslâm Dini, insanın ruhuyla, kalbiyle meşgul olduğu kadar onun bedeniyle de ilgilenir; sağlığını tehdid eden şeyleri yasaklar; ona sıhhat ve zindelik kazandıran şeyleri mübah kılar. Böylece koruyucu hekimliğe fazlasiyle önem verir.

Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, Allah’ın insanlığa son rahmet hediyesi ve en son mesajının tebliğatçısıdır. Allah’tan alır öyle konuşur. Kendiliğinden bir hüküm koymaz, kendi keyfine göre bir şeyi helâl veya mübah saymaz. O, onbeş asır önce bulaşıcı hastalığa neden olan mikrop ve virüsleri, koli ve benzeri basilleri dikkate alarak koruyucu hekimlikle ilgili yetmişin üstünde emir ve tavsiyede bulunmuştur. Onlardan biri de, özellikle içinde yiyecek ve içecek bulunan kapların ağzını kapalı tutmamızı emretmesidir.

O’nun bu emrini yansıtan ve müctehid imamlar için istidlal kaynağı olan hadîsler şöyledir:

“Ashab-ı Kirâm’dan Câbir b. Abdillah (r.a.)’dan yapılan rivâyette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz’in şöyle buyurduğunu söylemiştir:                                               

“Gönden mamul su kabının ağzını iple sıkıca bağla ve Allah’ın ismini an; kabın üzerine örtü ört, Allah’ın ismini an, isterse bu ört­men onun üzerine bir çubuk koymanla olsun (ihmal etme)!”

Müslim’in yaptığı rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz şöy­le buyurmuştur:

“Kabı iyice örtün, su kabının ağzını iyice bağla­yın. Çünkü yılda öyle bir gece var ki onda veba (bulaşıcı hastalık yapan mikrop) iner de üzerinde örtü (kapak) olmayan bir kaba, ağzı sıkıca bağlı olmayan bir su kabına uğramaya görsün mutlaka onun içine o vebadan iner (girer).”

Hadis-i şeriflerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmakta­dır:

1- Su ve gıda maddesi konan kapların ağzını örtmek sünnet­tir. Açık bırakmak mekruhtur.

2- Kapların gerek ağzını örterken, gerek açarken Allah’ın is­mini anmak, Bismillah demek sünnettir.

3- Bulaşıcı hastalık yapan veya insan sağlığını tehdîd eden şeylerden korunmaya çalışmak, tedbir almak ve sonra da Allah’a güvenip dayanmak sünnettir.

4- Veba, kelimesi, bulaşıcı hastalıkların genel adıdır. Resû­lüllah (a.s.) Efendimiz: “Yılda bir gece var ki, o gecede veba iner..” buyurması, çok anlamlıdır. Kadir gecesi ramazan ayında gizlen­diği gibi, salgın hastalık yapan mikropların hangi gece ineceği, kap­lara gireceği belli değildir. O halde her gece inebilir endişesiyle kapları iyice örtmek gerekir. Böylece Kadir Gecesi ne kadar feyizli ve bereketli se, salgın hastalık yapan mikroplar da o nisbette kırıcı, öldürücü ve yıkıcıdır.

5- İslâm Dini ve Onun Peygamberi ondört, onbeş asır önce salgın hastalık yapan, insan sağlığını tehdid edip tehlikeye düşü­ren mikroplara, virüslere “veba” tabiriyle dikkatleri çekmiştir.

Müctehid imamların ve diğer ilim adamlarının istidlal ve gö­rüşleri:

a) Müctehid imamların hepsi içinde yiyecek ve içecek bulu­nan, kapların örtülü tutulmasını, özellikle geceleri açık tutulmamasını sünnet kabul etmişler; ancak onlardan az bir kısmı bunu müstehab olarak   vasıflandırmışlardır.                 

b) İlim adamlarımızın hemen hepsi Resûlüllah (a.s.) Efendi­miz’in uyarıcı ve öğütleyici hadislerinin ışığı altında koruyucu hekimliğin bazan sünnet, bazı hallerde vâcib, bazı hallerde farz, bazı hallerde de müstehab olduğunu söylemişlerdir.

Salgın hastalık tehlikesi doğuran veya ölüme sebep olan tehlikelere karşı korunmak farzdır. Bunun dışında insan sağlığını kısmen tehdîd edip ihmal edildiği takdirde tehlikeli sonuçlar doğurabilen konularda tedbir almak vâcibdir. Gusletmek, abdest almak farzdır. Haftada hiç olmasa bir defa banyo yapmak, yemekten önce ve sonra elleri iyice yıkamak sünnettir. Abdest alıp yatağa uzan­mak müstehabdır.

Bu misalleri çoğaltmak mümkündür, ne var ki kitabımızın hacmi müsait değildir. O bakımdan genel kaide niteliğinde bazı misal­ler vermekle yetinmeyi uygun gördük.                       

Konuyla ilgili diğer rivayetler ve tahliller:                           

“Kapını kilitle ve Allah’ın ismini an. Çünkü gerçekten şeytan kilitli bir kapıyı açamaz. (Yatarken) çıranı söndür ve Allah’ın is­mini an. Kabının üzerini ört, isterse üzerine koyacağın bir çubukla olsun (ihmal etme) ve Allah’ın ismini an. Su kabının ağ­zını iyice bağla ve Allah’ın ismini an…”

“Şüphesiz ki şeytan hiçbir kilitli yeri açamaz, ağzı bağlı hiçbir su kabına giremez ve örtülü hiçbir kabı açamaz. Ve gerçekten fasıkcık (fare, haşere ve mikrop) insanların üzerine evlerini yakıp yakıp tutuştururlar!”

Câbir  (r.a.)’dan yapılan rivayette demiştir ki:

“Resûlüllah (a.s.) Efendimizle beraber bulunuyorduk. İçmek için su istedi. Oradakilerden bir adam, “size hurma şırası içireyim mi?” diye sordu. O da:

“evet” deyince adam bütün gücüyle çıktı ve çok geçmeden içinde hurma şırası bulunan bir bardakla geldi… Resûlüllah (a.s.) Efendimiz ona:

“Üzerine koyacağın bir çubukla bile olsa onu örtseydin ya!” buyurdu.

Naklettiğimiz bu hadîslerin sıhhati üzerinde tartışan olmamış­tır. O bakımdan farklı görüş ortaya koyan da pek yoktur.

Resülüllah (a.s.) Efendimiz, koruyucu hekimlikte ümmetini aydınlatırken, konumuzu teşkil eden hadîslerde özellikle üç şey üze­rinde durmuştur:

1- İçinde yiyecek veya su bulunan kapların ağzını örtülü bu­lundurmak.

2- Bir yere gidildiğinde veya uykuya yatıldığında kapıları ki­litlemek.

3- Lâmba, çıra ve benzeri şeyleri söndürüp öylece uyumak veya evden ayrılmak.

Bu tedbirlerin yanısıra bir de mânevi koruyucu vasıfta olan ikinci bir tedbiri telkin etmiştir: Belirtilen hususlarda tedbir alır­ken Allah’ın ismini anmak (Bismillah) demek… Allah’ın ismini an­mak, koruyucu meleklerin gelmesini sağlar. Bu da gösteriyor ki, biz Allah’ı hatırlayıp ondan yardım istediğimiz takdirde, tedbir alıp kendisine yönelen kullarını rahmet melekleriyle korur. Ne yazık ki, insanların çoğu Allah’ın bu yüksek inayet ve rahmetinin teza­hüründen haberi yoktur.

Kaynak: Ahkam Hadisleri .. 

Tiroide karsi dereotu kürü

Aralık 15, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı
%90 bayanlarda görülen tiroid sorunu icin dereotu kürü

%90 bayanlarda görülen tiroid sorunu icin dereotu kürü

Tiroid (hipotiroid veya hipertiroid) şikayetlerine karşı önermiş olduğum destekleyici bitki kürü yoğurt otunun türüdür. Bu küre ek olarak mutlaka uyulması gereken çok basit bir beslenme şekli önerilmektedir.

Uygulamada esas olan “dereotu”dur . Dolmanın içerisine bakla yemeğinin üzerine veya cacığın içerisine ilave edilen dereotu anlaşılmalıdır. Dereotunun uygulama şekli aşağıda verilmiştir. Kürün uygulama süresi 3 ile 5 ay sürmektedir. Özellikle nodüllere karşı da etkilidir. Ayrıca bitkisel olarak da yardımcı ve destekleyici kür kullanılabilir.

Bir kürlük olan bitkisel kür 3 ay kullanılır ve yaklaşık 100 g dır.

Hipotiroid (Tiroidin yavaş çalışması) veya Hipertiroid (Tiroidin hızlı çalışması) durumunda önermiş olduğum kür dereotu kürüdür. Tiroid glandının her iki durumunda da kürün uygulanış şekli aynıdır.

Dereotu kürünün uygulanışı: Sabah öğle ve akşam aç karna öğünlerden 15 dakika önce 1 yemek kaşığı dolusu taze yeşil dereotu birkaç kez çiğnendikten sonra 2-3 yudum su ile yutulur. Bu küre hiç ara vermeden 3 ay devam edilir. Kürün ikinci ayından sonra tiroid hormonlarınızı zaman zaman kontrrol ettiriniz çünkü kullandığınız ilacın miktarını azaltmanız gerekebilir. İlaç azaltımını hekiminize danışmadan kesinlikle kendi kendinize karar vermeyiniz.

Tiroid nodüllerinin küçülmesinde veya ilerlemesinde de bu kür oldukça etkilidir. Bu kür sayesinde çok sayıda hasta ilaç alınımından kurtulmuş ve var olan nodülleri de yok olmuştur. Gerekirse küre daha uzun zaman devam edilebilir.

NOT: Hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz.

prof.dr. ibrahim saracoglu

 

24 saate insan vücudunda neler oluyor?

Temmuz 6, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor.

07.00 Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.

08.00 Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.

09.00 Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.

10.00 Organizmanın kendine gelme, ‘ben burdayım’ deme saati. Fazla enerjik, vücut en yükes ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. ‘Kısa süre belleği’ iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.

HAZIR CEVAPLIK SAAT

11.00 Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.

12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor.

Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.

13.00 Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.

14.00 Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).

HOŞ GELDİN ENERJİ

15.00 Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az.

16.00 Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.

17.00 Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 ‘ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.

18.00 Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.

19.00 Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.

20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyorr. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.

YEMEĞİ KESİYORUZ

21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen herşey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.

22.00 Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.

23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.

TATLI RÜYALAR

24.00 Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.

01.00 Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.

02.00 Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor.

03.00 Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.

04.00 Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.

05.00 Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.

www.dervisler.net

Yeşil çayın faydaları

Mart 16, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

Yeşil çayın faydaları

Yeşil çay içindeki kateşinler sayesinde :
Kanser riskini azaltır.
Yeşil çay yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedirYeşil çay düzenli içilmesi halinde
prostat kanseri riskini üçte iki azalmaktadır.
Yeşil çay deri kanserine yol açan ultroviyole ışınların zararından korur.
Tümörü küçültür. Antioksidandır.
Yeşil çaydaki antioksidan E vitaminindekinden 20 kez daha kuvvetlidir.
Kolestrolü düşürür. Tansiyonu ayarlar. Kan şekerini ayarlar. Bakterileri öldürürür.
Grip virüsünü öldürür. Ağız kokusunu önler
Yeşil çay içindeki C vitamini sayesinde :
Stresi azaltır. Gribi önleyicidir.
Yeşil çay içindeki kafein sayesinde :
Performansı etkiler,yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır.
İdrar söktürücüdür.
İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde kullanılıyor.
Yeşil çay içindeki flavonoidler sayesinde : Kan damarlarını güçlendirir.
Yeşil çay içindeki polisakkaridler sayesinde : Kan şekerini düşürür.
Yeşil çay içindeki fluorid sayesinde : Diş çürümesini engeller.
Yeşil çay içindeki E vitamini sayesinde :
Antioksidan olarak rol oynar. Yaşlanmayı geciktirir.
Yeşil çay içindeki
EGCG (Epigallokateşin Gallat) adlı kimyasal madde sayesinde : Kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor.
Akciğer, mide, bağırsak karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapıyor.
Alzheimer‘i önleyici
Sigara kullanımının
toksik etkisini azaltıyor.
Yeşil çay içen hamile kadınlar sorunsuz bir doğum gerçekleştirebilirken, sakat çocuk dünyaya getirme riski de azalacak.
Diş çürüklerine sebep olan
bakterileri öldürerek çürükleri önler.
İçeriğindeki kateşin maddesi nedeni ile
kolesterolü düşürür.
Antioksidan özellikleri vardır. Bu özelliği ile kansere ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu olabilmektedir. İspanya’daki Murcia Üniversitesi ve İngiltere’deki Norwich Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü araştırmalar, yeşil çayda bulunan ‘polipenol EGCG’ maddesinden üretilecek olan ilaçlarla, çeşitli kanser hastalıklarının tedavisinin gerçekleştirilebileceğini ortaya koymuştur. Zihinsel aktivitelerde yarar gösterdiği ileri sürülmektedir