Gavsi Sani hz nin sohbetlerinden

Gavsi Sani hz nin sohbetlerinden kategorisindeki tüm yazılar

Gavs-i Sani ks. Hz.nin nefis hakkindaki sözleri

Nisan 15, 2010 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı



Nefs düşmandır, Düşman düşmana acımaz, düşmanda hiçbir zaman hayır istemez.daima kötülüğü ister. Allahu teala buyurduki- “inne nefse le emmaretun bis’sui”Yusuf 53
Nefsi emare daima kötülüğü emr eder.

Şeytan ve nefs çok büyük düşmandır. Kedi nasıl fareyi delikten gözetiyor nefes bile almıyor,ses çıkarmıyor fare kendisini bilmesin çıksın diye şeytan ve nefiste öyledir.şeytanda aynı kedi gibi nerede nokta görürse oradan vurur.

Şeytanı kandıran nefistir. Allah Teala şeytana Adem’e (a.s) secde et diye emretti, hemen nefis devreye girip, hayır sen daha kıymetli maddeden yaratıldın ,o çamurdan yaratıldı; sen nasıl ona secde ediyorsun diye onu emre itaatten alıkoydu ve helak etti.

Bu tarikatı nakşibendiyenin gayesi cihadtır… En büyük cihad nefs ve şeytan… ilk önce insanın kendi nefsine dikkat etmesi gerekir.

Şeytan kurt gibidir en ufak bir sesten korkar kaçar, şeytan Allah zikir edilince orada duramaz siner kaçar, ama nefis öyle değildir.
Bu kapıda kişinin ne kadar hizmet ettiğine değil nefsinin ne durumda olduğuna bakılır.”
Baskalarına hizmet etmek isteyenler, kendilerini ıslah etsin yeter.
Çünkü nefsini ıslah eden kimse baskalarına fayda verebilir ve güzel şeyleri temsil edebilir.

Sadat-ı Kiram,nefislerini ıslah edip güzel ahlakı elde ettikleri için Allah yolunda insanlara büyük fayda vermişlerdir.
En büyük hizmet,güzel ahlaklı ve edepli bir insan olmaktır…

İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir.
Zikre devam ediniz, virde önem veriniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kur’an okumak, salâvat çekmek, hizmet etmek sevaptır; fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder.?

alıntıdır.

www.bilvanis.net

Gavsi Sani ks .den :Vakif Nedir?

Ocak 25, 2010 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

Gavs-ı Sani Hz. (k.s.) vakıf görevlileriyle yaptıkları bir toplantıda sordular:

– Sofileer vakıf nedir?

Sofilerden başka başka cevaplar geldi.
Kimisi “vakıf Allah rızası için kurulmuş yerlerdir” dedi.
Kimisi ” Allah’ın kullarına yardım amaçlı kurulmuş yerlerdir” dedi.
Kimisi ” İhtiyaç sahiplerine yardım amaçlı kurulmul yerlerdir” dedi..
 velhasıl farklı farklı cevaplar verildi..

Gavs-ı Sani Hz. hepsini sabırla dinlediler,
Ama hiçbiri Sâdâtın istediği cevabı veremedi.
En sonunda sordukları soruyu kendileri cevapladılar.

Mübarek ellerini göğüslerinin üzerine koyarak buyurdular:

– Sofileer..vakıf biziz.
Biz kendimizi, mllarımızı, canlarımızı, hayatlarımızı bütün Ümmet-i Muhammed ‘e vakfetmişiz.
Sizi de buna davet ediyoruz..
Kime vakıf görevi verilmişse o kişi bilsin ki;
Onun ameli doğrudan Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in ameline ortaktir..

www.dervisler net

-“Yalnız çalismanizi istiyoruzki Hz Peygamberin(sav) keyfi gelsin.”

-Sofiler siz arı gibi vızıldayın,biz balı göndeririz

-“Küfür deniz gibi olmuş çok fazlalaşmış. Sizde çok çalisacaksiniz, çok gayret edeceksiniz.

-“Çalisirken de niyetlerinize dikkat edeceksiniz. Sırf Allah(c.c) rızası için olacak. Allah (c.c) rızası olmazsa olmaz, mümkün değil. Sizde Allah(c.c) rızası için Efendimiz (s.a.v) ümmeti için, tariki Nakşi için çok çalisacaksiniz. Efendimiz (s.a.v) “Ameller niyetler iledir” buyurmuştur.”

-“ Çalismalarimizi yaparken sadece “kal-kil” (söylemekle) olmaz. Söylediklerinizi yaşayacaksınız. Şeriata çok dikkat edeceksiniz, edebe, adaba aykırı hareket etmeyeceksiniz. Kimi hocalar camide iki saat sohbet ediyor, bir tesiri olmuyor. Çünkü söylediklerini yaşamıyorlar. Şah-ı Hazne’nin (k.s) bir oğlu vardı. Çok alimdi. Bir gün dedi ki “ Baba bu sefer de bana izin ver de ben cemaate sohbet edeyim.” O da “Tamam yavrum” dedi. Bir iki saat sohbet etti, sonra Şah-ı Hazne (k.s) “kamet getirin” dedi. Herkes cezbelendi, kendinden geçti.”

-“Bu hizmetlerde sadatlara ortak oluyorsunuz. Hem de bir dükkana ortak olmak gibi değil, fabrikaya ortak olmak gibidir. Siz bir insana sohbet ederseniz, o insan namaza başlarsa, tövbe alırsa, onun yaptığı bütün ibadetler sizin hanenize de yazılır. Kıldığı namaz, çektigi virtler hepsi size ve Peygamber (s.a.v) efendimize ve bütün sadatlara yazılır.”

-“Biz bu dergiyi (Semerkand yayınlarını) dini İslam için, insanların eğitimi için, hem de tekkenin ihtiyaçlarını karşilamak için çikariyoruz. Sofiler geliyor çorba lazım, ekmek lazım, yatak lazım, bunlar için para lazım. Parasız olmuyor, dünya için de çalismak gerek, hizmetin devamı içinde paraya ihtiyaç vardır, bunun gibi dünya için çalismak ameli salihtir.
Yoksa bize para lazım değil.

Biz malımızı, canımızı, devletimizi (malımızı mülkümüzü), elbisemizi sofilerin ayaklarının altına atmışız. Bu tarikatı aliyenin gayesi hizmettir.

Peygamber (A.S.)’ın yolunda çalisiyoruz, siz bizim dergimiz için çalisiyorsunuz. Biz sizden memnunuz. Gavs (K.S.A.) buyuruyor, onun zamanında bir hırsız varmış, çevre köylerden bal çalarmis, sen bu balı nerden alıyorsun demesinler diye içinde arı olan bir kovan da çalip getirmiş. Arılara demiş ki siz vız vız yapın ben balı bulup getiririm. Sizde vız vız yapın, sadatlar size himmet eder, sadatlar da himmet çoktur. Siz ne kadar gayret ederseniz o kadar himmet gelir.”

-“Gavs (K.S.A.) bu hadise binaen sabah kalktığında elbiseyi giyerken, abdest alırken işe gitmeden önce; “Ya Rabbi sizin için çalisiyoruz, siz Rezzak-ı mutlaksınız, çalismasak da rızkımızı verirsin. Sen çalismayi vacip kılmışsın. Ailem için çoluk çocugum içi çalismayi vacip kılmışsın, bu vacip görevimi yerine getirmek için çalisiyorum.” böyle niyet etse akşama kadar camide ibadet etmiş, vaktini secdede geçirmiş gibi sevap alır. İslam güzel ahlaktır. İbadet yalnız namaz değildir. Namaz kılmak çok mühim, her müslümanın yerine getirmesi gerekmektedir. Yoksa Allah teala azap eder. Güzel huylu olmak, yalan konuşmamak, sağlam çalismak, bunlar ameli salihtir.”
Çalışmak lazım, sadatın yolundan ayrılmamak lazım, gayret göstermek lazım. Onların yolundan ayrılmamak lazım. Evlattır, daima ters giderse baba ona bir defa bakar, iki defa affeder, üç defa affeder, hata hata , olmaz.

*İnsan, hatasız olmaz.Hatasız,meleklerdir.Hatasız,Peygamberlerdir.
Şeytan, nasıl hata yapmış. Hata değil, Allah (cc) istedi. Allahu Teala (cc) nın cennetten kovmasına sebep olmuş. Hatalar, bilmeden, unutarak olursa,sadatlar ona bakmaz. Nefisle, kibirle yapılırsa olmaz…

Gavsi Sani Hz ks zikir hakkindaki sohbetleri -2

Ocak 25, 2010 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

Tövbe aldıktan sonra tövbenizi bozmayın. Bir insan üç gün kumarbaz ile gezse kumarbaz, sarhoş ile gezse sarhoş olur. Aynı şekilde bir insan üçgün evliya ile gezerse evliya olur. Kendinize dikkat edin, biz de size dua edeceğiz.

Sofinin Nakşibendi olması için en az beş bin vird çekmesi lazım. Ancak vird çektikten sonra Nakşibendi olur.

Nasıl ki, bir işçi o gün işe geldiğini bildirmek için karta basıyor yevmiyesi yazılıyorsa aynı şekilde sofi virdini çektiği zaman karta basmış gibi olur.

Sofi kendisi hatmeye girdi ama virdini çekmediyse yalnızca kendi hatmesinin sevabını alıyor., diğer hatmelerden sevap alamıyor. Eğer virdini çekmişse dünyanın neresinde hatme yapılıyorsa onların hepsinden sevabını alır.

Kalp bir çocuk gibidir, kalbe ne öğretirsen o da onu söyler. Yeni dillenen çocuğa nasıl mama, baba demeyi öğretiyorsan, kalbe de “Allah Allah” demeyi öğretmen gerekir. Onun ağzının olduğunu düşüneceksin ve Allah dediğini düşüneceksin, Allah demeye zorlayacaksın. Çok değil üç ay, beş ay sonra kalbin Allah demeye başlayacaktır. Gayret etmek lazım.

Kalp iki kısımdır: Kalb-i hayvani ve Kalb-i insani. Kalb-i hayvani bir et parçasıdır, bu hayvanlarda da bulunur. Kalb-i insani ise, o et parçasının içinde bir nurdur. Günahlardan dolayı o nur, Arş-ı A’la’da dokuz bin yıllık mesafedeki bir ağaca yapışır. Ancak kalp zikrullahla temizlendikren sonra yerine döner.

Allah’tan başka bir şeyi vird esnasında düşünmek gaflettir. Mürşid, Allah’ın yarattığı (dağ, deniz v.s) hiçbir varlık ve hiçbir şahıs düşünülemez. Sadece Allah Celle Celaluhu düşünülür.

Virdlerinizi sağlam çekin, ara vermeyin. Bir çekip bir çekmemek kalbi tahriş eder. Nasıl ki doktorun verdiği ilacı bir alıp bir almazsanız faydası olmaz bu da öyledir.

Her fırsatta kalbinizi zorlayın. Yatarken, otururken, kahvaltıyı beklerken, dilinizi damağınıza yapıştırın, (ders olarak çektiğiniz virdin haricinde) sayı tutmadan ve dilinizi oynatmadan “Allah” deyin.

Kalbinize Allah dedirtmeye çalışın. Bir müddet sonra kalp zikre geçer. Fakat biz zikrin çokluğunda değiliz. Biz zikrin huşu ve hudusundayız. Zikir huşu ve huduyla çekilmez, gafletle çekilirse nefse bir şey olmaz.

Vird,zikir kalbin kirini pasını temizler. İnsan günah işlemeye başlayınca kalp yara alır. Bu durum odanın içinde yanan bir sobaya benzer. Soba devamlı yana yana boruların içi kurum bağlar, temizlenmezse zamanla boruları tıkar, dumanı geri teper, odanın içindekileri zehirler ve öldürür. Aynen bunun gibi, zikirde kalbin isini (kurumunu) temizler.

Gafletle vird çekmeyin, önce gafletten uyanın. Gafletle değil yirmi sene, yüz sene bile çekseniz hiçbir şey olmaz, fayda bulamazsınız. Tat da alamazsınız. Fakat hakiki vird çeken bir kimse öyle bir lezzet alırki, virdinin bittiğine üzülür.

Hakiki , gerçek rabıta ve zikir zulmeti atar, sofi başka türlü zulmeti atamaz. Gafletsiz zikir çekmek için evvela günlük yaşantınıza dikkat edin. Yediğiniz içtiğiniz şeyler, konuştuğunuz kişiler, namazınız, abdestiniz,  alış verişiniz dürüst olması lazımdır.

Virdi zor çekmenin veya çekememenin sebepleri şunlardır:
Haram nazar, günahlar, haram yiyecek, zulmetli gıda, gıybet, televizyon, kötü arkadaş, dünyaya meyil, ehl-i dünya ile ünsiyet, ailevi huzursuzluk, gafil birinin bulunduğu ortamda oturma, yirmidört saat dünya ile meşgul olma. Bunlar varsa ne kadar zikir yapılırsa yapılsın, istenen faydayı sağlamaz.

Zikir çekilmezse kalbe Allah’ın (c.c) nuru gelmez. Ya ne gelir? Şeytanın vesvesesi gelir ve Allah’ı unutturuncaya kadar (vesvese) devam eder.

Virdini bir gün çekmeyen sofi, 90 gün geriye gider. Yani üç ay önceki hali ne ise o hale döner. Bir de ne az ne fazla, verilen sayıda çekmek lazım. İlacı az alırsanız faydası olmaz çok alırsanız zararı olur.

Sofi üç gün zikir çekmezse kalbi hasta olur. Beş- on gün, bir- iki – üç ay, dört ay zikir çekmezse kalbi (iyice) hasta olur ve ölür. Zikir kalbin hakkıdır.

Kur’an okumak gibi ibadetler insana sevap kazandırır; ancak kalbin tedavisi zikirle olur. Lafza-i Cêlal zikri kalbi tedavi eder. “Uykum var, canım istemiyor, yorgunum” diyerek zikir çekmemek olmaz. Zikri devamlı, ara vermeden (her gün) ve yarımda bırakmadan gafletsiz çekmek lazım.

Vusulsüzlük, usulsüzlüktendir.

Sadatların himmeti yanında, okyanuslar bir zerredir.

Gavs-ı Sani Hazretleri (K.S)

Gavs Hz. ks. sohbet

Mayıs 6, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

002yp7zp5Geliverdiler cami içindeki divana, hepimizi topladıktan sonra, hemencecik önümüze oturuverdiler müthiş bir adab ile. Bir müddet
mübarek gözlerini kapatıp öylece kaldılar. Ya Rabbi bu nasıl bir oturuş, bu nasıl bir adab. Biz kendi adab tutuşumuzdan hayalar eyledik başımız dizlerimizin üzerine düşüverdi. Mübarek gözlerini açtıklarında sanki bambaşka bir alemden bakar gibiydiler ve sohbet buyurdular;

” BU TARİK İ ALANIN GAYESİ Allah(cc) RIZASIDIR.BU KAPI SIDDIK KAPISIDIR.EN BÜYÜK HALİFEDEN GELİR EBU BEKİR İ SIDDIK’TAN.ÇEŞİTLİ TARİKLER DE VARDIR AMA BU KAPI AYRIDIR.MESELA KADİRİ TARİKATİ HZ ALİ DEN GELİR.
 
ESKİDEN PEYGAMBERLERE SAFİ DERLERDİ ŞİMDİ İSE SİZLERE SOFİLERE DİYORLAR.BURADAN GELİYOR YANİ SOFİ.HER KİM Allah(cc) RIZASI İÇİN HACCA GİTMEYE NİYET EDERSE VE GİDERSE ON HAC SEVABI YAZILIR.AMA GİDEMEZSE BİR HAC SEVABI ALIR.BİR KİŞİ SEVAP İŞLEMEYE NİYET ETSE YAPSA DA YAPMASA DA YAZILIR.

AMA GÜNAH ÖYLE DEĞİL YAPARSA YAZILIR.YAPMASA YAZILMAZ.ESKİDEN PEYGAMBERLERE TEVRAT ZEBUR İNCİL GELDİ AMA BU NİMET SADECEE Allah(cc) RESULUNE VERİLDİ.

BU ÇOK BÜYÜK BİR NİMETTİR.

GAYE Allah(cc) RIZASIDIR.KİŞİ DÜNYA TELAŞINA DÜŞMEMESİ GEREKİR.AHİRET İÇİN DE PARA LAZIMDIR.BU PARA AMELİ SALİHTİR.KİM AHİRETİN PEŞİNE DÜŞERSE DÜNYA PEŞİNDEN GELİR.KİM DÜNYASININ PEİŞİNDEN GİDERSE AHİRET PEŞİNDEN GELMEZ.ONUN İÇİN HATMEYDİ VİRTTİ RABITAYDI NAMAZDI BUNLARI YAPMAK GEREKİR.

BURADA ŞEYTAN ÇOK UĞRAŞIR HEMEN VESVESE VERİR KAPILMAYIN BUNUN HAKKINDA DA AYET VARDIR.(NAS SURESİ ÜSTÜNE BASA BASA OKUDU) BİR İNSANIN PARASI OLSA BAŞBAKANIN YANINA YA DA REİSİ CUMHURUN YANINA GİDEBİLİR AMA PARASI OLMASA KİMSE BIRAKMAZ.

AHİRET İÇİN DE BU BÖYLEDİR AMELİ SALİH OLMAZSA KİMSE SİZİN YANINIZA VARMAZ KİMSE SİZE GÖZÜNÜ AÇMAZ.BİR BABANIN AİLESİNİN GEÇİMİNİ SAĞLAMASI İÇİN DÜNYADA ÇALIŞMASI VACİBTİR.EVDEN ÇIKTIĞINDA Allah(cc) RIZASI İÇİN BU VACİBATI YERİNE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞMASI GEREKİR.O GÜN NE VERİLMİŞSE YA DA VERİLMEMİŞSE ODUR.ÇALIŞMASI GEREKİR.VE HER İŞ İÇİN BİR KAÇ DAKİKA Allah(cc) RIZASI İÇİN NİYET ETMESİ GEREKİR.

BİZİM İŞİMİZ Allah(cc) RIZASIDIR.DU TARİK İ ALA RASULULLAH TANDIR.BİZ SEVAPLARINIZA ORTAĞIZ GÜNAHLARINIZA DEĞİLİZ.ONUN İÇİN DİKKAT EDELİM.
 
DÜKKANLARDA ÇALIŞIRKEN CEMAATE ÖNEM VERİN BAKTINIZ Kİ İŞ AKSIYOR SIRAYLA GİDİN OLMAZSA ORADA CEMAAT YAPIN Kİ CEMAAT ÇOK ÖNEMLİDİR.ORUCA BAĞLI BAZI DURUMLARDA SEFERİ OLMAK GİBİ O ORUÇ TUTULMAYABİLİR AMA NAMAZ ÖYLE DEĞİLDİR.ÖYLE Kİ BİR İNSAN DENİZDE BOĞULUYOR OLSA AMA AKLI BAŞINDA OLSA VAKİT GEÇECEK OLSA O KİŞİ O NAMAZI KILMAK ZORUNDADIR.İMAİLE HAL İLE HAREKETLERLE NAMAZINI KILMASI GEREKİR.
 
GAVS HZ.LERİ BUYURUYOR Kİ İNSANOĞĞLU ÇOK AHMAKTIR.Bİ KİŞİ DESE Kİ DELİĞİ GÖSTERİP O DELİKTEN YILAN ÇIKACAK DESE İNSAN ELİNİ O DELİĞE BİLE BİLE SOKAR.O KADAR PEYGAMBER 125.000 PEYGAMBER GELDİ AMA İNSAN O DELİĞE PARMAĞINI SOKUYOR.BUNUN İÇİN DİKKAT ETMEK GEREKİR.GAYE Allah(cc) RIZASI İÇİN OLMESİ GEREKİR.

SEVABIN BİLE ŞARTLARI VARDIR.NASIL Kİ ABDESTİN NAMAZIN ŞARTLARI VARDIR KABUL OLMASI İÇİN ÖYLE…AMA GÜNAHIN YOKTUR HEMEN YAZILIR….ALLAHU TEALA SİZLERİ SEVMİŞ BU KAPIDA HİZMETÇİ YAĞMIŞ  NİYETİNİZ Allah(cc) RIZASI İÇİN OLSUN.Kİ NAMAZLARINIZI HATMENİZİ VİRDİNİZİ RABITANIZA DİKKAT EDİN.NİYETİNİZE DİKKAT EDİN BOZMAYIN.ŞAHSINIZA SÖYLEMİYORUM SİZ GİDERSİNİZ BAŞKASI GÖNDERİLİR.,BİZ SİDEN RAZIYIZ İNŞAALLAH Allah(cc) DA SİZDEN RAZI OLSUN.Allah(cc) GÖNLÜNÜZE DÜNYA SEVGİSİNİ SOKMASIN.Allah(cc) YARDIMCINIZ OLSUN.
 
KİM BİR İŞE ORTAK OLUR DA ON MİLYON KAZANIR BEŞ MİLYON BİRİNE DİĞERİNE BEŞ MİLYON VERİLİR.AMA Allah(cc) RIZASI İÇİN OLAN AMELLERDE ÖYLE DEĞİLDİR ON MİLYON SİZE VERİLİR ON MİLYON BİZE VERİLİR HİÇ AZALMAZ TA RASULULLAH A KADAR GİDER.BİZ AMELLERİNİZE SEVAPLARINIZA ORTAĞIZ GÜNAHLARINIZA DEĞİLİZ.BİR İNSAN YÜZ SENE YAŞAMAZ BU DEVİRDE AMA YAŞADIĞINI VARSAY ON BEŞ YIL ÇOCUKLUĞUNA GİDER HİÇBİR ŞEY ANLAMAZ.GERİYE NE KALIR 85 ONUN YARISINI DA UYUYARAK GEÇİRİR KALIR OTUZ ( MOLLA GIYAS İÇERİ GİRDİ 85 İN YARISINI SORDU MOLLA GIYAS DA BOCALADI BİRAZ.SOFİLERDEN BİRİ 42 CİVARI DEDİ SONRA MUBAREK BİZE DÖNEREK BİZ DÜNYA İŞLERİNDEN ANLAMAYIZ SİZLER BU İŞİ YAPTIĞINIZ İÇİN DAHA İYİ BİLİRSİNİZ HESAP İŞİNİ DEDİ) BOŞ GEÇİRMEMEK LAZIM.
 
BU TARİK İ ALA GEMDİR HANİ ATI AHIRDA BESLERSİNİZ O AT YETİŞİR BESLENİR ÇOK GÜÇLÜ KUVVETLİ OLUR.O ATI DIŞARI ÇIKARDIĞINIZDA O ATA GEM VURMAZSANIZ AĞZINIZDAN  O SİZİ PARÇALAR.SİZE SALDIRIR.SİZ DE DÜNYADA BU İPİ SAĞLAM TUTUN Kİ KAYBOLMAYIN SALDIRMASIN YOKSA PARÇALAR”

www.dervisler.net

Nakkaş

Gavsi Sani ks. den bir sohbet..

Mart 25, 2009 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

33e4tpv1

Gavs-ı Sani Sultanımızın Sohbeti.

Size bir kaç şey söyleyeceğim…
Bu Nakşibendi tarikatının gayesi Allah(cc)-u Teala’nın rızasıdır…Bu tarik-i alanın gayesi , emri bil maruf nehyi anil münkerdir….
Allah(cc)-u Teala’nın emrini yerine getirmek ,Allah-u Tealanın yasak ettiği hareketlerden uzak kalmaktır….Hepsi gaye budur….
Bu da insanın gaye kalbini nakşetmektir…Bu da ibadettir…Allahu Teala Kur’an- ı Kerimde böyle buyurmuş : “Ya ademoğulları,
şeytana tabi olmayın. O sizin düşmanınız , zahiren düşmanınızdır.Bize ibadet edin…”Bu ibadet etmek Tarikat-ı Müstakimdir….
Hepsi gaye odur…Gaye Allahu Tealanın emrini yerine getirmek , Allahu Tealanın yasak ettiğinden uzak kalmaktır…Hepsi gaye odur.
Bunu insan yaparsa Ameli Salih olur…Ameli Salih ise Allahu Tealanın rızasıdır…İşte bu Tarikat-ı Ala üzeinde duruyoruz….Bu tarikat-ı ala
nın gayesi Allahu Telanın rızasını almaktır…Ve Allahu Tealanın emrini yerine getirmektir…Bunun için de insan , üzerinde çalışması lazım…
Niyet koymak lazım….Sonra bütün ameller de niyetle olur.Niyet olmazsa o amel olmaz.İnsan abdest alırken niyet olması şarttır.İbadet
yaparken niyet olması şarttır…Bütün ameller de kalben olmalıdır.Gavsımız kaddesallahu esrarahum aliyye bu niyet üzeinden sohbet yapmıştı:
İnsan sabahleyin kalkarken , elbiseyi giyerken , bir iki dakika kalbinden niyet olması şarttır.Yarabbi , ben sizin için gidip çalışacağım , sonra insan mesleği neyse gidip çalışmak lazımdır,dünya işi de şarttır.Allahu Teala şart koymuş ama hayır yollarına gitsin şer değil.Sonra şer olursa insan mahvolur,
zarar görür ,felaket olur ve işte niyette lazım , hayr olmak için…Yarabbi ben sizin için gidip çalışacağım . Gayemiz bizim rızasını almaktır. Gaye bu çalışmak kendi rızkım için değildir..Razıkı mutlak sensin. Çalışsam çalışmasam bana vaadetmişsin  ben rızkını vereceğim diye söylemişsin. Aile efradımızı üzerimize vacib etmişsiniz Yarabbi bu ailemin ihtiyacını görmek için gidip çalışıyorum Yarabbi , bir de sevaplarımı arttırmak için gelen sevaplar için bu sevaplar için çalışıyorum Yarabbi. Böyle bir niyet ederse kalbinden sanki o insan camiye gidip ta akşam oluncaya kadar Allahu Tealaya ibadet yapmış olur. Doğru bu da ibadettir dünya değil , sonra dünya olursa Allahu Teala lanet getirir ona.Hadisi şeriftir Peygamber aleyissalatu vesselam buyurmuş :”Eddünya vema fiha melune illa zekerallahu” dünya ve bütün dünyanın içerisindekiler melundur . Allahu Teala lanet getirmiş. İnsan niyet ederse Allah(cc) rızası için bu hariçtir.İşte bu niyet onun içindir. Dünyanın melanetinin altın girme sakın. Daima kalbinden niyetini sağlam sürmek daima kontrol etmek daima  Allah(cc) rızası için yapmak , ki ibadet olsun. Ki o çalışmasını menfaat almak için lazımdır. Onun için niyetini kontrol etmek için niyet şarttır.Allahu Teala şartı koşmuş. Bunun için bizde daima kontrol altına alalım kalbimizi. Şeytana bırakmayalım nefse bırakmayalım. Sonra onlar düşmandır. Düşman düşmana acımaz. Düşmandan düşmana hayır gelmez. Daima kötülük ister. Sonra Allahu Teala Kur’an-ı Kerimde : “inne nefse leemmaretün bissui” diyor. Nefsi emmare insadan daima kötülük ister. Hayr istemez. Sonra düşmandır o da…E.. Allahu Teala insan bir dönerse Allahu Tealaya , Allahu Teala onun kademesine gelir . Bir insan Allahu Tealaya bir kademe gelirse … Allahu Teala ona on kademe gelir…Sonra dünya çok pistir. İnsana çok zarar verir…Hatta Hazreti Aleyhissalatu Vesselam “…dünyanın mihnetini günahların anasıdır.” Bütün günahlar ondan kaynaklanıyor dünyadan kendini muhafaza etmek şarttır. Dikkatli olacaksınız. Niyetini Allah(cc) rızası için gidip çalışmak lazım. Sonra çalışmakla çok büyük menfaat olur. Özellikle bu zamanda. Özellikle bu asırda gündüz gece çalışmak lazımdır. Çünkü biz gaye Peygamber Aleyhissalatu Vesselamın keyfini yerine getirmek içindir. Sonra Peygamber Aleyhissalatu Vesselam kendi ümmetini çok severdi. Başka peygamberler gibi değildi. Sonra kıyamet günü bütün peygamberler ,sonra kıyamet günü Allahu Teala insan eziyet görmezse cennete giderse o cennet hoşuna gelmez. Eziyet görünce yorulunca insan rahat oturunca o rahatlık insanın hoşuna gider. Kıyamet günü Allahu Teala cehennemin gemlerini bırakıp bütün insanların üzerine geliyor. Gelince peygamberler arşı alaya arşın kendine ( sarılıp ) Yarabbi beni kurtarın ,Yarabbi beni kurtarın , diye bağırıyorlar. Sadece bizim Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam Muhammed  Aleyhissalatu Vesselam kalkıp Yarabbi benim ümmetimi kurtar diyor. Kendi nefsini istemiyor kendi ümmetini istiyor. Biz de onun için çalışmalıyız. Sonra çok sever. Başka ümmetler gibi değil. Bunun için onun keyfini getirelim. Sonra Peygamber Aleyhissalatu Vesselam Allahu Tealaya dua etti : Yarabbi benim ümmetimin ömrünü en kısa vermişsiniz Yarabbi. Sonra kıyamet yaklaşıyor. Ne kadar kötülük varsa kıyametin yaklaşmasından oluyor. Hem dünya çok kötü olmuş hem de zamanı çok kısadır , kısa zamanda vefat ediyorlar gidiyorlar sevabı da azdır. Kıyamet günü Peygamberlerin bazısından benim ümmetimin sevabı azdır diye utanıyorum Yarabbi. İsterizki ümmetimiz de biraz fazla olsun diye Yarabbi istiyorum. Hem onların zamanı kısa hem de en kötü zamanda yaşıyorlar hem de sevabı az oluyor ben utanıyorum diye dua etmiş. Onun için Allahu Teala Peygamber Aleyhissalatu Vesselam için ya da öteki Peygamberlerde bir günaöh bir günah idi.Bir hayır bir hayır idi. Bir hayır yaparsa bir hayır yazıyordu Allahu Teala buna da bir günah bir günah idi ama Peygamber Aleyhissalatu Vesselam hayrını fazlalaştırmak için Allahu Teala ona mükafat vermiş. Bir sevap on sevap yazdırır en az. Bazı sevaplar vardır bin sevap yazdırır binbeşyüz sevap yazdırır bir trilyon sevaplar da vardır.Bu sevaplar çoktur.O da Allahu Teala büyük nimet Peygamber Aleyhissalatu Vesselama vermiş. Onun için mesela insan  Mekke’de bir sevap yaparsa bir Lafzai Celal söyler sanki yüzbin sevap Allahu Teala ona yazdırıyor yani bire yüzbindir…Mekke’de Medine ‘de bir bindir o kadar sevap oluyor. Bir kelime Lafzai Celal söylerse mekke de sanki yüzbin kelime söylemiştir. Allahu Teala yazdırıyor.Normal bizim herkes kendi memleketinde bir söylerse on yazdırıyor. Bir de Allahu Teala mesela kalp Allahu Tealaya mahsustur. Allahu Teala insanın kalbine bakar. Bu kalbe düşünce haram düşünceler olursa kötü düşünceler kalbine girerse Allahu Teala yazdırmaz. Sevap olursa yazdırır hayır olursa yazdırır ama günah olursa yazdırmaz. Sonra kalp Allahu Tealanın azametinin eliyle yazdırıyor kendi eliyle yazdırıyor. Bunun için Allahu Teala haram niyeti de yazdırmaz. Hayır sevabı yazdırır.Mesela insan niyet ederse Yarabbi ben sizin için bu şeyi yapacağım bu cami yapacağım bu Mekkeye gideceğim yahut hacca gideceğim böyle bir sevap niyet ederse yaparsa on yazdırır yapılmazsa bir yazdırır. Ama bir insan günaha niyet ederse ben filan adamı haşa öldüreceğim harekkette ediyor ama vuruşma olmuyor vuruşma olmazsa melekler yazmaz. Niyet ediyor ben filan adamı öldüreceğim filan adama zulm yapacağım filan adamı şöyle yapacağım harekette ediyor. Ama Allahu Teala yazdırmaz yaparsa da yazdırır yapmazsa yazdırmaz. Ama sevap olursa hemen niyet ederse yazdırır. Yaparsa on yazdırır yapmazsa bir yazdırır. Daima insanın kalbinde niyet olması şarttır. Yaparsa Allahu Teala sevabını verir yapmaza Allahu Teala onu mahrum etmez.Gavs k.s.a her sene hac niyeti yapıyoruz.  Daima niyetimiz ;kalbimiz bu sene gelince ben hacca gideceğim. Eğer Allahu Teala bize nasib ederse onu Allahu Teala yazdırır sevap. Nasib de olmazsa gene hac sevabını alır. Daima o niyetle insan bir şey yazdırır. Sizin geldiğinize çok memnun kaldık. Allah(cc) razı olsun. Yalnız sizden ricamız şudur : daima Allah(cc) rızası için çalışalım Allah(cc) rızası için yola gidelim. Allah(cc) rızası için kalpten niyet edelim. Ki Allahu Teala bu iyi şeyleri bize nasib etsin. Yani Türkiye’nin her yerinden geldiniz Allahu Teala her kademden Allahu Teala on sevap size yazdırır. Sonra bu niyet Allah(cc) rızası içindir. İnşAllah başka şeyler olmasın . Bunları silip atmak lazım yani Allahu Tealanın rızası için olmayanları kaldırıp atalım ya da hayır olsun. Yalnız çalışmanızı istiyoruz ki Peygamber Aleyhisselatu vesselamın keyfi gelsin.Peygamber ( s.a.v) beyaz yüzle onun huzuruna gidelim beyaz yüzle onun keyfini getirelim. Allahu Teala Peygamber (s.a.v) için çok şeyler vermiş sonra büyük Peygamberlerden biridir…Sonra Allah(cc)-u Teala çok büyük bir makam vermiş. Böyle insanlardan böyle peygamberlerden onun gibi Allahu Teala makam vermemiş. En büyük peygamberlerden birisidir. Onun için ümmeti de böyle sadık olsun . Sonra bu Tariki Nakşibendi çok büyük bir atılımdır. Müstakimdir.Sonra en sadık yolsa Eba Bekir-i Sıddık (r.a)dur. O sıdkıyla gidiyor.  O sıdkıyla sadık olmak şarttır. Sadık olalım biz menfaat görelim Peygambe Aleyhissalatu Vesselamın….Allahu Teala bu Tarikati Müstakimden bizleri nasib etsin . Bu Tarikati Müstakim devam etsin ta kıyamete kadar. Bizi Aleyhisselatu Vesselamın şefaatinden ayırmasın. Bu Saadat-ı Nakşibendiye nin gölgesinden ayırmasın Peygamber Aleyhisselatu vesselamın yolundan ayırmasın. Saadatı Naksibendinin yolundan Tarikati Müstakimden ayırmasın. Allah(cc) yardımcınız olsun.İnşAllah bizlerde sizlerde Peygamber (s.a.v) yolundan gidelim. Hepsi gaye odur onun için çalışalım hepsi onun için ileri götürelim zira biz çok büyük bir zarardayız.Kıyamet gününün en dehşetli en zahmet en tehlike zamanındayız. Bu tehlikeli zamanda çalışmak şarttır. Gündüz gece çalışacağız  sonra çalışmak Allahu Teala çok seviyor Saadatlar da seviyor.Onun için dünya değil de ahiret için çalışacağız Allahu Tealanın keyfine gitmek için nazarlarını beraber olmak için Allahu Teala bu yolu bu tarikati insanımıza nasib etsin. Yetmiş milyonu nasib etsin. Allah(cc) yardımcınız olsun. Allah(cc) muhafaza etsin. İnşAllah kıyamet günü birlik beraberlik içinde oluruz. Allah(cc) yardımcınız olsun….
 www.dervisler.net

GAVSİ SANİ K.S.NİN DÜNYA , ÖLÜM, KIYAMET HAKKINDAKİ BİR SOHBETİ

Aralık 11, 2007 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı
camiov2co9.gif
Gavs (K.S.A.) bir sohbetlerinde buyurdular ki: Bir zamanlar bir ağa varmış. Dokuz – on günlük mesafedeki bir
şeyhi ziyaret edip duasını almayı murad etmiş ve kalkıp yola koyulmuş. Nihayet şeyhin huzuruna varmış.
Kendini takdim ederek ben falan memleketten falan ağayım. Duanızı almak için huzurunuza geldim. Lütfen
bana dua ediniz, diyerek dua talebinde bulunmuş.

Şeyh cevaben, “Allah canını alsın. Allah seni dünya yüzünde
bırakmasın. Tez canını alsın ki, çabuk nail olup gidesin” diyor. Ağa şaşırıyor. “Efendim, ben buralara kadar
duanızı almak için geldim. Sen ise bana beddua ediyorsun” diyor. Şeyh: “Hayır, hayır oğul, ben sana beddua
etmiyorum. Sana dua ediyorum. Senin dünyada kalışın zararınadır. Dünyada kaldığın müddetçe zulüm ve
hakaretine devam edeceksin. Onun için benim sana söylediklerim aslında sana dua mahiyetindedir. Sen de
benden dua talep etmiyor muydun? Senin dünyada fazla kalıp günahını çoğaltarak, kıyamette perişan olmanı
istemediğimden sana bu duada bulundum” buyuruyor.

Evet işin aslı böyledir, insan dünyada çok kalıp da Allah’ın maşım tahsil için az çalışırsa, böyle kimsenin kalmasından ise gitmesi daha iyidir. Rabbü’l-Âlemîn
insanı dünyaya, âhiret için çalışıp büyük menfaatler temin etsin diye göndermiş. Onun için de âhirette büyük
mükâfatlar hazırlamış insanlara. Cenneti hazırlamış, Cemalüllah’ı hazırlamış insana. Dünyaya da insanı, bunları
kazanabilmek için göndermiş. Rabbü’l-Âlemîn dünyayı, (emrine muhalefet edilsin, namaz kılınmasın, zulüm
edilsin, haram mal yenilsin) diye yaratmamıştır. Keyf ve sefa sürülsün diye de dünyayı halk etmemiştir. Eğer
dünyayı keyif ve sefa için halk etmiş olsaydı, dünyayı harap etmezdi Rabbü’l-Âlemîn. Zevâli olmazdı dünyanın.
İnsan, onun içinde ebedî olarak kalırdı. İhtiyarlık ve hastalık da olmazdı. Kığın sıcağı yazın soğuğu olmaması
icab ederdi.

Eğer dünya ebedî olmuş olsaydı, Öyle bir hâl üzere olması icab ederdi ki, insan içinde devamlı
keyif ve sefa üzere bulunurdu. Halbuki hiç de Öyle değil. Demek dünyayı bunlar için yaratmadı Rabbü’l-
Âlemin. Zâtını tanısınlar diye emrine uysunlar diye yarattı dünyayı. Yani dünyayı bir imtihan sahası olarak
yarattı Rabbü’l-Âlemîn. İnsanları tecrübe etmek için halk etti. Öyle ise yüzünü Allah’a döndürmeyen, namazını
kılmayan, orucunu tutmayan, dünyaya kapılıp da Allah’tan hiç haberi olmayan insandan, Allah’ın mahlûkları
arasında daha ahmak bir yaratık bulmak mümkün olamaz. Bugün için dünya keyif ve sefasında ise, bedeninin
rahat ve huzuru yerinde ise, bu böyle devam etmez. Sonunda ölüp yerin altına girecek, vücudu çürüyüp
gidecektir. Ne zaman ki dünyadan nakil olup giderse o zaman gerçekleri görecektir. İnsan akıllı olmalı, aklını
başına toplamalı, bu dünya hayatının ebedî olmadığını, dünyanın harap olup insanın Haşir’de Rabbü’1-
Âlemîn’in huzurunda toplanacağını, yaptıklarından Rabbü’l-Âlemin’in hesap soracağını düşünmelidir. Öldükleri
sonra dirilip Haşir’de toplanacağımızı Rabbü’l-Âlemin senede bir defa nebatat üzerinde haşrın bir örneğini
vererek göstermektedir. Otların ağaçların buğday ve arpa gibi hububatın bilcümle nebatatın senede bir defa
kıyametini koparıp sonra haşrini yapmaktadır.

Evet kuruyan otlar, senede birkaç gün yağmur yağmasıyla yavaş
yavaş yeşermekte, hayat bulmakta, büyümekte ve kemâle ermektedir. Kemâle ermesinden sonra sararıp
solmakta, esen kuvvetli bir rüzgârla dağılıp her bir parçası bir yere gitmektedir. Yerin altında sabit kalan kökü
yeni baha geldiğinde Rabbü’l-Âlemîn’in inzal ettiği yağmurlarla tekrar hayat bulup başını topraktan çıkarmakta,
yavaş yavaş eskisi gibi büyüyüp kemâle ermektedir. Aynen eski hâlini almasıyla, bir evvel seneki durumunu,
şeklini, muhafaza etmesi ile, eskisinden hiç fark edilmemektedir. İnsanın durumu da aynen böyledir. Otların
dağılıp tekrar hayat bulması gibi, insan da öldükten sonra bütün kemikleri çürümekte, etleri dağılmakta, toprağa
karışmaktadır. Fakat insanın kökü mesabesinde olan, asla çürümeyen esas (us-us) kemiği, toprağın altında kalan
nebatatın kökleri gibi hiçbir şey olmadan kalır, tâ sûr üflenince ye kadar (*). O zaman tekrar hayat bulup
hayyolur. İsrafil isimli meleğin elinde kaval şeklinde olan, bu sûru İsrafil (A.S.) ağzına götürmüş vaziyette,
üflemeye hazır olarak emir beklemektedir. Kitaplarımız sûra üç defa üfürüleceğini haber vermektedir. Birinci
sûr insanları korkutmak içindir. Ondan çıkan müthiş bir ses insanları o kadar korkutacak, ki hamile kadınlar
korkularından çocuklarını zayi edecekler. Emzikli kadınlar yavrularını emzirmekte oldukları halde atacaklar.
Denizler bile o sesin dehşetinden coşup yataklarından taşacak. İkinci sûra üfürüldüğünde bütün mahlûkat helak
olup ölecekler.

İnsanlardan, cinlerden meleklerden geriye hiç kimse kalmayacak. Ancak Azrail, Cebrail, İsrail,
Mikâil ve Şeytan müstesna. Daha sonra Rabbü’l-Âlemîn Azrail’e Şeytan’ın da canım almasını emredecek.
Şeytan kaçmaya çalışacak. Azrail kovalayacak, şeytan kaçacak, kurtulamayacağını anlayınca yerin altına girip
gizlenmeye çalışacak. Azrail orada da kovalayacak, kurtulamayacağını anlayınca şeytan bu sefer gökyüzüne
kaçıp kurtuluş çareleri arayacak. Fakat Azrail arkasını bırakmayacak. Gökyüzünde yakalayıp canını almak için
kovalayacak. Şeytan son çare olarak kurtuluşu denizlerde bulacak. Denizlere iltica edip gizlenecek. Azrail
(A.S.) çok aradığı halde bulamayacak. Rabbü’l-Âlemîn’e iltica edip, Yarabbi ben bulmaktan aciz kaldım, ne
emir ediyorsunuz diye arzedecek. Rabbü’l-Âlemîn Azrail’e “Cehenneme git, Cehennem bekçisi Mâlik’i gör,
sana yetmişbîn tane Cehennem köpeği versin, onlarla şeytana bak, ara bul!” diye ferman edince Azrail hemen

Cehennemden yetmişbin köpek alıp şeytanın arkasına salacak. Fakat yetmişbin Cehennem köpeği de şeytanı
bulamayınca, Azrail tekrar Rabbü’l-Âlemîn’e arzedip almış olduğu emirle Cehennemden yetmişbin köpek
daha.alıp şeytanı arayacak. Yine de bulması ve yakalanması mümkün olamayacak. Bir defa daha Rabbü’l-
Âlemin’e iltica ederek durumu arzedecek, almış olduğu yeni bir emirle, Cehennemden üçüncü defa yetmişbin
köpek çıkararak şeytanın peşine salacak, artık şeytan kurtuluş yolu bulamayınca kendini Hazret-i Adem’in
mezarına atarak yüzü koyun secde edercesine Hazret-i Adem’ in mezarına kapaklanacak, bütün köpekler üstüne
üşüşecek ve Azrail yetişecek. Bakacak ki şeytan Hazret-i Adem’in mezarına kapanmış. Diyecek ki: “Ey mel’un
Allah (C.C.) emrettiği zaman secde etmedin de şimdi mi secde ediyorsun?” Şeytan, “Hayır ben şimdi secde
etmiyorum. Ben nerede ne zaman secde ettim ki?” diye cevap verecek, Azrail, “İşte baksana başını Adem’in
mezarına koymuş secde etmişsin, başını kaldırınca, Azrail derhal vurup ruhunu alacak ve Cehennem Mâlik’ine
teslim edecek.

Şeytanın canını alırken, şeytandan öyle bir nara, öyle bir ses çıkacak ki, şayet insanlar sağ
olsalardı o sesin dehşetinden hepsi helak olurlardı. Daha sonra Rabbü’l-Âlemîn Azrail’e diğer meleklerin de
canını almasını bildirecek. Azrail emri yerine getirecek. Geriye birtek Azrail (A.S.) kalacak. Rabbü’l-Âlemîn
ona da “Öl!” diye emredince Azrail hemen orada ölüverecek. Rabbü’l-Âlemin’in Zatından başka hiçbir şey
kalmayacak. Aradan bir zaman geçtikten sonra, Rabbü’l-Âlemîn İsrafil’i sûra üfürmesi için tekrar diriltecek.
Daha sonra Arş-ı Âlâ altında bulunan suyu (insan menisine benzeyen) hayat denizinden kırk gün müddetle
yeryüzüne sağnak halinde yağmur yağacak (*). însan kökü sayılan Us Us kemiği, otun büyüyüp boy atıp
yeryüzüne fışkırması gibi çürüyüp dağılmamış olan o-Us Us kemiği kırk gün içinde boy atıp vücud bulup
kemâle erecek. Daha evvelden diriltilmiş olan İsrafil, bütün mahlûkatın ruhlarının içinde bulunduğu sûra
üfürünce, ruhlar çıkıp dağılacak.

Her ruh kendi cesedini bulup içine girecek. O zaman uykudaki bir insanın
uyanması gibi insanlar dirilecek. Bu diriliş bir odada uyumakta olan birkaç kişiye seslenildiği zaman nasıl hepsi
birden uyanırsa, aynen onun gibi insanlar bir defada dirilecekler. Yeniden diriltildikten sonra, Rabbü’l-
Âlemîn’in halk edeceği bir ateş bütün insanları ve melekleri kuşatıp önüne katarak mahşer yerine getirecek.
Hâşâ, bunlar Rabbü’l-Âlemîn’in yanında zor değildir, insanı tekrar bir tohumdan halk etmesi hiç de Rabbü’l-
Âlemîn’e zor olmaz, İnsanları bir damla meniden halk etmesinin zor olmadığı gibi. Evet insanı bir damla sudan
hâlk etti. O bir damla su ana rahmine dökülünce orada kan oldu, kana inkilâp etti. Rabbü’l-Âlemîn o kandan
kemik meydana getirdi. Daha sonra kemiklere et sardı. Et parçası haline gelen insan teninde göz, kulak, el,
ayak, ağız meydana getirdi.

Zamanla, onu da inkişaf ettirerek vücud teşekkül ettirdi, Daha. sonra ruh verdiği o
vücud, dokuz ayda ana rahminde canlı olarak kalıp nihayet dünyaya gelmesine müsaade edildi. Şimdi yeniden
diriliş mi zordur? Yoksa darı tanesi gibi olan insan tohumuna hayat vermek mi zordur? Şüphesiz ki hiç yoktan
meydana getirilen insan vücudu daha zordur. Fakat Allah’ın yanında zor hiçbir şey yoktur. İnsan akıllı olup
aldatılmamalıdır.

İnsanın kurtuluşu, samimî olarak Allah’a yönelmekle ancak mümkündür., (*) Us-üs Acb
(kuyruk sokumu) da denilen küçük kemik. Herseyin kuyruk dibi ve nihayeti. Fâtîha-i hilkat olan küçük kemik
Acb-üz zeneb diye hadîs-i şerifte ismi geçen ve insanın kuyruk sokumundaki en küçük kemik olup hiç
çürümez… Nâşir. (*) Bahr-i mescur (mescur; Memlü. dolu) Arş altında bir deryadır. Bana bahr-i hayvan dahi
derler. Hak Teâlâ ölüleri ba’setmek (diriltmek) murad edince o deryadan kırk gün gece/gündüz yağmur yağdırır,
yerden nebat hâsıl olur gibi ölüler onunla dirilir. Ondan sonra sûr nefholunur, kabirlerden çıkarlar. Bahr-ı
mencura Heykâîl adında bir melek müvekkeldir. Diğer melekler onun emrine tâbidir Heykâil çok muazzam bir
melektir… Nâşir.

menzil.net

Gavsi Sani Hz(ks) Buyurdu ki

Temmuz 31, 2007 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

duvar_kagitlari-63.jpg

Gavs-i Sanİ’den İncİler


Yüce Allah’in rahmeti çok genistir. O, bu rahmetini kullarina vermek istiyor, bunun için ufak bir bahane ariyor. Siz bu rahmete ermek için
bir bahane bulun. Küçük-büyük demeden Allah rizasi için önünüze gelen
hayirli isleri yapin. Önceki büyükler zamaninda söyle bir hadise anlatilir:

Ibn-i Asfur diye birisi vardi.Bu zatin hayirli ameli azdi. Bu zat birgün
bir kusu yakalayip onunla oynayan bir çocuk gördü.Çocuk kusla oynuyor,
oynarken de kusa eziyet ediyordu. Bu zat, Allah rizasi için su kuşu çocu-
ğun elinden kurtarayim diye niyet etti. Biraz para çikardi,çocuga verdi.

Çocuk parayi görünce kusu ona verdi. Ibn-i Asfur da kusu salip azat etti.
Bu zat bir zaman sonra vefat etti. Bunun Allah dostlarindan bir komsusu
vardi. Bu veli bir gün onun kabrine gitti. Ona dua ve istigfar etti. Sonra gözlerini yumdu, murakebeye girdi. Yüce Allah’tan onun kabirdeki halini
göstermesini istedi. Yüce Allah onun kabir halini bu veliye gösterdi.

Adam evliyalar gibi güzel bir haldeydi. Ona, ” bu halin ne güzel,bu hali
nasil elde ettin,sana ne muamele edildi?” diye sordu.

Adam: ” Bu ise ben de sasirdim fakat çok memnunum. Bana, sen bizim
rizamiz için gücün yetti bir kusu azat ettin; biz de seni günahlarindan azat
edecegiz, bizim de buna gücümüz yeter. Sen bizim rizamiz için o çocugu
ve kusu sevindirdigin gibi, biz de seni sevindirecegiz, dendi ve iste bu güzel nimetler bana verildi.” dedi

Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel gelir.Allah kuluna kafidir.”
” Benim Allah’in rizasindan baska bir derdim ve Rasulullah ( a.s)
in sünnetini ihyadan baska bir isim yoktur.”

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadiklarla beraber olun.”
ayetini okuyarak basladigi bir sohbetinde buyurdu ki : “Sadiklarla
beraber olan kimse,onlarla birlikte hasretilir. Baksaniza,Ashab-i
Kehf’in köpegi necisül ayn oldugu halde onlarla birlikte bulunmasi
bereketiyle cennete girecektir. Insan ne olursa olsun sadik kullarla
kamil mürsitlerle birlikte bulunmalidir.Zahiren beraber olamayan
kimseler manen (kalb ve hayali ile) onlarla birlikte olmaya çalismalidir.
Gavs hz. leri buyurdu ki : “iki gün hirsizla gezersen üçüncü gün sen de hirsiz olursun.” Bunun için Rasulullah( a.s) : ” Kisi arkadasinin dini ( hal
ve gidisati) üzeredir.” buyurmustur.

” Baskalarina hizmet etmek isteyenler, kendilerini islah etsin yeter.
Çünkü nefsini islah eden kimse baskalarina fayda verebilir ve güzel
seyleri temsil edebilir.Sadat-i Kiram,nefislerini islah edip güzel ahlaki
elde ettikleri için Allah yolunda insanlara büyük fayda vermislerdir.
En büyük hizmet,güzel ahlakli ve edepli bir insan olmaktir.”

” Kalbin gidasi zikirdir.Günahlar ise, seytanin gidasidir.Kalbini diriltmek
ve beslemek isteyen kimse Yüce Allah’in zikrini çok yapmalidir.
Günah işleyenler,kalplerini zayiflatip seytani kuvvetlendirmis olurlar.
Seytani kuvvetli olanin dini zayif olur.Onun için haramlardan uzak durmalidir.

” Bu dünya bir han gibidir; ahiret yolcusu bütün hazirligini bu handa yapmalidir.Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çikmistir. Ölümle baslayan bir yolculugun geri dönüsü yoktur. Yola çikan kimsenin,hedefine ulasmasi için belli bir yol ve usul takip etmesi gerekir.Basi bos ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varmasi mümkün degildir. Onun nereye varacagi da belli olmaz. Allah yolu da böyledir. O yol da Hz. Rasulullah (s.a.v) in izinden baska Allah’a giden bir yol ve kapi yoktur. Hz. Rasulullah’in ( s.a.v) hayatini yasamak için de ulu Sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber’e (s.a.v) hakkiyla uymanin en güzel yolu,sünnet üzere yasayan sadatlari takip etmektir. Sadatlar, sünnet-i seniyyeyi kal olarak degil,hal olarak yasar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasib olur. Böylece ebedi ahiret yolculugu iman ile baslamis olur. En büyük saadet te budur.”

Gavs-i Sani Hz. :Insanin kalbi yumruk kadardir.Bunun içinde muhabbetullah olmasi lazimdir…Sonra orda yanan isigi göstererek;Su anda isik yaniyor,etraf aydinlik.Bu isik sönerse etraf karanlik olacak.Ayni anda hem isik hem karanlik olmaz.Isik yanarsa aydinlik olur;sönerse karanlik olur.Kalbin durumu da böyledir.Onun içinde muhabbetullah/Allah sevgisi olmasi lazimdir.Muhabbetullah yoksa baska seyler vardir.Baska seyler olunca kalbe Allah muhabbeti girmez.Allah muhabbetini elde etmek için su dört seye sofi devam etmesi gerekir;Mürsidi ziyaret,Mürsid sohbeti,Rabita,Vird…

”Bir insan sabah kalkinca,güzelce abdestini alsa,evinden isine giderken:
”Ya Rabbi!sen Rezzaki Mutlaksin/bütün yarattiklarinin rizkini verirsin.Biz çalissak da çalismasak da sen bizim rizkimizi verirsin.Lakin rizik için çalismayi bize sen emrettin.Biz senin emrine uyup rizkimizi aramaya gidiyoruz”diyerek niyet etse ve bu niyetle işe başlasa bütün gün boyunca başini secdeden kaldirmayip nafile namaz kilan kimse gibi sevap kaznir.Insan için bunu yapmak çok kolaydir.Bu sevabi kazanmak için güzel niyet etmesi yeterlidir.”

”Yüce Allah’i zikre devam ediniz.Zikir çekerken uyanik olunuz.Allah zikrini kalbinizin içine yerlestiriniz. Zikir kalbe yerlesince siz istemesenizde kalp Yüce Allah’i zikreder.Midenizi düsünün;o,siz istemesiniz de kendi isini görür.Siz uyurken bile işine devam eder.Içine zikir yerleşen kalp de böyledir.”

Ne anne, ne baba, ne arkadaş insana fayda vermesi mümkün değildir. Insana ancak SADATLARDAN fayda vardir..