Tasavvuf

BEN O RAHMETİN PEŞİNDEYİM

BEN O RAHMETİN PEŞİNDEYİM

Sâdât-ı Kiram’ın büyüklerinden Muhammed Diyauddin k.s. Hazretleri, zaman zaman küçük çocukları başına topluyor, onlara sohbet ediyor. Yine böyle bir sohbetin ardından hanımı soruyor:

– Onlar daha küçük, sohbetten ne anlar?

Hazret şöyle cevap veriyor:

– Benim amacım esasen onların bir şey anlaması değil. Sohbet meclisleri Allah’ın rahmetini çeker. Ben o rahmetin peşindeyim. Bu çocuklar bir vesile

Teslim ol , Hakk dostuna düşen bir yaprak gibi

Çiğnersede ses etme sakin ol toprak ğibi

Her neye noksan bakarsan ol sana noksan olur

Eğer kemaliyle bakarsan ol kemalindir senin”.

zikrikalbi.gif


Dikkat edin ! Kalbler ancak Allah’ın zikri ile
tatmin bulur…” [Kur’an-il Hakîm ; er-R’ad , 13:28]

Hz. Muhammed’in Hayatı

Peygamber (s.a.s)’in Mübarek Şemalleri

Veda Hutbesi

Kütüb-i Sitte

Sahih-i Buhari

Peygamberler Tarihi

Hz. Hatice

Hazreti Fatıma

Hazreti Ali’nin Hayatı

Hazreti Ali

“Hazreti Ali’den Özlü ve Güzel Sözler”

Hilmi Dede

Nat’ı Hazreti Ali

İmam Hasan’ül Mücteba

Hz. İmâm Hüseyin,

İmam Cafer Sadık

Ebu Zerr El-Gıfari r.a.

 

banner2.jpg

İstanbul’daki Sahabe Kabirleri Video

 

seyyahin_kabehareketli.gif
Kabe

seyyahin_kif_2777-a.jpg
Eba Eyüp El Ensari – Eyüp Sultan

Türkiye’de Evliya Kabirlerinin Bulunduğu Şehirler

Evliya Kabirlerinin Bukunduğu Ülkeler ve Şehirleri

Ricalullah : Üçler-Yediler-Kırklar “

ON BİR TEMEL UNSUR
Nakşibendi tarikatının pirlerinden Abdulhalik Gücdevani(k.s.),Hakk yolcusu ariflerin devamlı zikir ve fikir hallerini onbir prensipte ortaya koymuştur.Bütünüyle kur’an ve sünnetin terbiyesine dayanan ve aynı zamanda her salik için lazım ve her mürşid için elzem olan bu prensipleri şu şekilde özetlemek mümkündür.
1-Huş Der Dem
Nefes alıp verirken gaflette olmamak ,her nefesi huzur ve uyanıklık içinde alıp vermek,peşinden de istiğfar etmek.Her nefesini en hayırlı işle geçirmek.Geçmiş zamanın derdi ve geleceğin endişesi ile eldeki anını zayi etmemek.
2-Nazar Ber Kadem
Gözü ayaktan ayırmamak,önüne ve işine bakmak,Allah ‘tan gayrı şeylere iltifat etmemek,yolunca yürümek, içinde bulunduğu hale uygun konuşmak ve davranmak.Kendisini ilgilendirmeyen şeylere takılmamak.Ehli olmadığı ,içine girmediği işleri kendisine mal etmemek.Halini ve haddini bilmek
3-Sefer Der Vatan
‘’Ben Rabbime gidiciyim’’ayetine uygun olarak,halk aleminden Cenab-ı Hakka yönelmek,hevadan Mevlaya,isyandan takvaya kaçmak,Hakk’ı bulmak için Hakk erenlerinin bulunduğu yerlere gitmek ve meclislerine girmek.Bir halde çakılı kalmamak devamlı terakki etmek.
4-Halvet Der Encümen
Halkın arasında iken Hakk ile beraber olmak, kalıbı halk ile kalbi Hakk ile bulunmak.İlahi zikrin halavetiyle dopdolu olup her şeyi zikre vesile etmek.Sıddıkiye yolunun piri Şah-ı Nakşibend(k.s.)demiştirki:
‘’ Bizim yolumuzun esası halvet der encümendir.Tarikatımızın temeli sohbettir.Halktan uzaklaşmakta şöhret,şöhrette afet vardır.Hayır cemiyettedir.Cemiyette sohbette.Şu şartla ki,biri diğerinde fani olmalıdır’’
Bu hal;’’Onlar öyle erlerdir ki,herhangi bir ticaret ve alış veriş kendilerini,Allah’ı zikirden alıkoymaz’’ayetiyle anlatılan durumdur.O tam bir fena halidir ki,kalbin ilahi sevgi ve zikir içinde kaybolması demektir.
5-Yad Kerd
Devamlı Allah’ı hatırda tutmak,kalp ile dilin zikrini birleştirmek,her an gönlü uyanık olmak.Zikredilen Zat-ı Bari’yi murakabe ve müşahede etmek.Tam bir uyanıklık içinde’’lafza-i celal’’ veya ‘’kelime-i tevhid’’zikrine devam etmek.
6-Baz Geşt
Zikir anında zikirde ki kusurunu görüp Cenab-ı Hakk’a rücu ve istiğfar etmek’’neyf u isbat ‘’ zikrinde nefesini verirken’’ kelime-i tevhid’in’’ manasını düşünmek .Hiçliğini ve acziyetini anlamak
7-Nigah Daşt
Zikir esnasında neyf u isbatın manasını düşünerek ,kalbine sahip olmak.Kalbi,nefsani düşünce ve endişelerden korumak.Masivanın kalbe girmesine engel olmak.Devamlı tevhidin manasını düşünmek
8-Yad Daşt
Her an ve mekanda zevk yoluyla Cenab-ı Hakk ile beraber olmak.İlahi huzur ve neşeden hiç ayrılmamak.Bütün eşyada ,ilahi tecellileri müşahede ile kalbi uyanık tutmak.
9-Vukfu-i Zaman
Her anı kontrol ederek , o vakit içindeki ameli ve edebi korumak.Vakitlerini zikir ile geçirmeye çalışmak .Nefsinin içinde bulunduğu hali murakabe ve muhasebe etmek.Devamlı ilahi kontrolde olduğunu düşünmek.Kul olduğunu ,Ma’buduna doğru yol aldığını ,her şeyin emir ve iradesinin O’nun elinde olduğunu bilmek.
10-Vukuf-i Adedi
Zikri, mürşidinin verdiği adedi ve öğrettiği edebi koruyarak yapmak.Sayıyı korumakla birlikte , kalbin huzuruna dikkat etmek.Kalbi zikirde toplamak .Beşeri varlığı aşarak ilahi cezbeye ulaşmak.
11-Vukuf-i Kalbi
Kalben ,zikrettiği Zat-ı Bari ile beraber olmak.Kalbin içinde dolaşan dünyevi fikirlere mani olmak.Zikrin sırrına ve şuuruna.Devamlı kalbe içindeki sevgiliye yönelmek
_________________

TASAVVUFUN ANAHTAR TERİMLERİ :MUTASAVVIF : Gafletten uzak olarak yâni her an Hakk’ı zikreden, kalbini mânevî kirlerden temizleyen ve Allah’dan başka her şeyi gönlünden çıkaran, rûhunu Hakk’ın zikri ile süsleyen tasavvuf ehli, velî, mürşid, ahlâk-ı hasene sâhibine mutasavvıf denilir.Abdülhak-ı Dehlevî : “Mutasavvıfların hepsi Ehl-i sünnettir. Bid’at sâhiplerinden (dinin aslında olmadığı halde sonradan meydana çıkarılan işlere ve uydurulan sözlere inananlardan) hiçbiri Allah’ın mârifetine (O’nu tanımaya) yaklaşamamıştır. Velâyet (evliyâlık) nûrları bunların kalplerine girmemiştir.”demiştir.Abdülkâdir-i Geylânî şöyle buyurmuştur: “Mürşid (rehber, doğru yolu gösterici) ve mutasavvıf, Rabbi için her yönden ve her şeyden ayrılıp Allah’dan başkasına tapınmayı, ibâdet etmeyi ve uymayı terk ederek, gayriye yönelmekten ve meşgûl olmaktan kalplerini kurtararak, ihlâsla Hakk’a ibâdet eder ve şeytana uymaz.”MÜRŞİD : Tasavvuf yolunda kendisinden önceki yetkili kişinin manevi izni ile insanları irşâd eden, doğru yolu gösterip yetiştiren ve kemâle getiren yâni olgunlaştıran tasavvuf terbiyesine ehil kişiye mürşîd denilir. Mürşidin olgunluğuna işaret eden bir terim ise “mürşîd-i kâmil”dir.İmâm-ı Rabbânî, tasavvuf yolunda nihâyete varanların (yolun sonuna kavuşanların) iki türlü olduğunu beyân etmiştir. Birincisi Rasûlullah efendimizin izinde giderek kemâle erdikten sonra, insanları irşâd için (doğru yola çekmek için) halkın derecesine indirilmiş olan mürşidlerdir. İkincisi, yükseldikleri derecelerde bırakılıp, insanların yetişmesi ile vazîfeli olmayan velilerdir.

Mazhâr-ı Cân-ı Cânân bütün kazançlarına, mürşidlerini çok sevmekle kavuştuğunu belirtmiş, irfan anahtarının, Allah’ın sevdiklerini sevmek olduğunu ifâde etmiştir. İmâm-ı Rabbânî de; “Mürid, mürşidini ne kadar çok severse, onun kalbinden feyz alması da o kadar çok olur. Mürşid vesîledir, vâsıtadır. Maksad, Allahdır.” demiştir.

Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker, bu konuda şöyle bir tavsiyede bulunmaktadır: “Bir kimse kendisini irşâd edecek, doğru yolu gösterecek bir mürşide ulaşamamışsa, büyük zâtların sohbet kitaplarını okusun ve onlara uysun.”

Seyyid Abdullah-ı Dehlevî ise, kâmil (yetişmiş) ve mükemmil (yetiştiren, olgunlaştıran) bir rehbere tâbi kimsenin, Allah’ın rızâsına kolayca erebileceğini ifâde etmiştir.

SİLSİLE : Tasavvufi yolların hepsinde günümüzdeki mürşidden Rasulullaha kadar ulaşan bir manevi zincir söz konusudur.Bu zincirin tarihen sağlıklı oluşu tasavvufi feyz ve bereketin intikalinde çok önemlidir.Bir tasavvuf yolunun sağlamlığının en büyük delili sahih bir silsileye sahip oluşudur.Tasavvufta “Allah’a giden yollar mahlûkatın nefesleri sayısıncadır.” anlayışı sebebiyle tarikat sayısında bir sınırlama yoktur. İtikadi bakımdan kitap ve sünnete bağlı, ehl-i sünnet ve’l-cemaat anlayışını benimseyen, ibâdet ve muâmelâtta İslâm’ın temel esaslarını uygulayan ve manevi bir silsileye sahip mürşidler tarafından temsil edilen tarikatlar hak tarikatlardır.Silsilenin tasavvufi önemine uygun olarak bütün tarikatlar icazetname ve silsilename ile kendi yollarındaki ruhani akışı kayıtlara bağlayarak belgelemişlerdir.

Mevlana Halid-i Bağdadi [K.S.]’in Kürdemir’li Şeyh İsmail Şirvani[K.S.]’e Verdiği İcazet

Örnek Bir Nakşbendiyye Silsilesi

MÜRİD:Tasavvuf yolunda bulunan, bir mürşide intisab ederek seyr u sülûk ile manevi makamlarda yol almak suretiyle cemal mertebelerine ulaşmak yolunda irade izhar eden demektir. Mürîdler Allah’a yakınlık derecelerine ulaşmak için riyâzetler ve mücâhedeler çekerler ; nefsin isteklerinden kaçınıp istemediklerini yapmaya çalışırlar. Bir müslüman bir mürşide biat ederek iradesini izhar etttikten sonra mürşidin kendisine vereceği tasavvufi talimat olan günlük zikir, tesbihat dersini ifa etmeğe başlamak suretiyle tasavvuf yolunu adımlamağa başlar.Bu yolun değişik duraklarında mürşidin göstereceği yeni vazifeleri ( evrad, halvet,riyazet vs. ) yerine getirmekle yoluna devam eder.

ZİKİR : Zikir, her işte Allah’ı hatırlamak, zihinde tutmak, yâd etmek, unutmamak ve anmak,kendini gafletten kurtarmak, kulun Allah’ı dille ve kalple anması anlamında Kur’an kaynaklı bir tasavvuf kavramıdır.Gaflet de Allah’ı unutmak demektir. Bütün tasavvuf büyükleri ve tarikat ricâli, zikri yollarının temel esası saymışlardır. Zikir, çeşitli türevleriyle Kur’an’da 250‘den fazla yerde geçmektedir. Kur’an’ın bizzat kendisi ve emirleri birer zikirdir. Bu yüzden Kur’an bizzat kendisini ve namazı da zikir olarak adlandırmıştır. Mutasavvıflara göre gerçek zikir, Allah’ı şiddetle sevmek, O’ndan nasıl korkulmak gerekiyorsa öyle korkmak ve gaflet meydanından müşâhede semâsına yükselmektir. Ya da Mezkûr yani Allah’dan başkasını unutmaktır.

Müzzemmil 73:8

Çünkü Allah “Unuttuğun zaman rabbını zikret! (hatırla)” (el-Kehf, 18/24) buyuruyor. Allah, Kur’ân-ı kerîmde Ra’d sûresi 30. âyetinde yine şöyle buyuruyor: “İyi biliniz ki, kalpler, Allah’ın zikri ile itminâna, râhata kavuşur.” Bakara sûresinin 152. âyet-i kerîmesinde ise şöyle buyrulmuştur: “(Kullarım!) Siz beni (tâat ile, beğendiğim işleri yapmak sûretiyle) zikrederseniz, ben de sizi (rahmet, mağfiret, ihsân ve tövbe kapılarını açmak sûretiyle) anarım.”Kur’an’da iki tür zikir emri vardır: Mutlak ve mukayyed zikir. Kur’an’da herhangi bir kayıt belirtmeden mutlak mânâdave çok çok zikretmeyi emreden âyetler vardır. (bk. Âlü İmrân, 3/41; el-Ahzâb, 3/41; el- Cum’a, 62/10) Bunların emrettiği zikir, gafletin zıddı anlamındaki kalbî zikirdir. Allah’ın adının anılmasını emreden (el-Müzzemmil, 73/Cool;ed-Dehr, 76/25) âyetler ise kalbî mânâda zikre muvaffak olamayanlara dil ile zikretme kolaylığı sağlamakta ve bir bakıma kalbî zikre alıştırma yaptırmaktadır. Zikirden maksad Allah’ı hiç unutmamak olduğuna göre zikrin efdal olanı kalbî ve hafî olanıdır. Ancak cehrî olarak yapılan zikirlerin herbirinin sâlikin durumuna göre ayrı özellikleri vardır. Tevhid zikrinin kalbi masivâdan temizlemede, lâfza-i celâl zikrinin kalbî zikre ermede ayrı bir yeri vardır. Bunlardan hangisinin kime ne kadar yararlı olacağını mürşid tayin eder.

Sünenü’l-Beyhekî’de geçen iki hadîs-i şerîfte de buyrulmuştur ki: “Derecesi en yüksek olanlar, Allah’ı zikredenlerdir.”, “Allah’ı sevmenin alâmeti, O’nu zikretmeyi sevmektir.”

Asr-ı saâdette bizzât Hz. Peygamber’in toplu zikir yaptırdığını gösteren rivâyetler vardır. Ahmed b. Hanbel’in naklettiği bir olay şöyledir:”Şeddâd b. Evs anlatıyor: Hz. Peygamber’le beraber bir evde idik. Bize sordu:”İçinizde garib; yani ehl-i kitaptan bir kimse var mı?” Biz: “Hayır” dedik.Sonra kapıyı kapatmamızı emretti ve şöyle dedi. “Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illallah deyin.” Ellerimizi kaldırdık ve lâ ilâhe illallah dedik. Sonra Hz.Peygamber: “Allah’a hamdolsun. Yâ Rabbi, sen beni bu kelime ile gönderdin, bana bunu emrettin ve onda bana cenneti vaad ettin. Sen vaadinden dönmezsin.” dedi.Sonra da şöyle buyurdu: “Sevinmez misiniz, Allah sizin hepinizi afvetti.”(Müsned, IV, 124) Bu hadiste geçtiği gibi insanların tevhid kelimesi veya başka ilâhî isimlerle zikretmek üzere bir araya gelmeleri sünnetteki uygulamaya uygundur. Toplu zikrin asr-ı saadetteki bir başka örneği Ebû Saîd el-Hudrî’den gelen bir rivâyette anlatılmaktadır. Bu rivâyete göre Allah Rasûlü birgün halka teşkil etmiş bulunan bir sahabe topluluğunun yanına vardı. Onlara niçin böyle oturduklarını sordu. Onlar da: “Kendilerine başta İslâm olmak üzere pekçok nimetler veren Allah’ı zikretmek için bir araya geldiklerini” anlattılar. Peygamberimiz tekrar: “Siz gerçekten sadece Allah’ı zikretmek için mi toplandınız?” diye ısrarla sorunca sahâbîler: “Vallahi sadece bu maksadla bir araya geldik.” diye yemin ettiler.

İmâm-ı Rabbânî; “Her vakit, Allah’ı zikr etmek lâzımdır. Kalpte başka hiçbir şeye yer vermemelidir. Yerken, içerken, uyurken, gelirken, giderken hep zikir yapmalıdır.” demiştir. Cübeyr bin Nüfeyr; “Her an, dilleriyle Allah’ı zikr edip, O’nu bir an unutmayanlardan herbiri, güler bir hâlde Cennet’e gireceklerdir.” demektedir. Zikir, cehrî ve hafî olmak üzere iki kısımdır. Zikr-i cehrî, yüksek sesle Allah’ı anmak, zikr-i hafî ise, gizli olarak ve kalb ile Allah’ı hatırlamaktır.

Zikir hakkında daha detaylı bir açıklama için bakınız: “Zikr : Allah’ı Hatırlama”

19.Yüzyılın Büyük Sufilerinden Kuşadalı İbrahim Halveti [K.S.]nin “Zikr Hakkındaki Görüşleri”

Tasavvufi pratikte mürşidin zikir tavsiyesi hakkında reel bir örnek sunuyoruz:” İntisab ve Zikr Tarifi”

EVRAD : Îtiyad, alışkanlık hâlinde nâfile olarak devamlı yapılan ibâdet, tesbîh ve duâlara vird (çoğulu evrâd) denilir. İmâm-ı Gazâlî; “Duâ, zikir, Kur’ân-ı kerîm okuma ve tefekkür (mahlûklardaki ve kendi bedenindeki ince sanatları, düzenleri, birbirine bağlılıklarını düşünerek, Allah’ın büyüklüğünü anlaması, insanın günâhlarını hatırlayıp, bunlara tövbe etmesi lâzım geldiğini ibadetlerini ve tâatlerini düşünerek bunlara şükretmesi gerektiğini hatırına getirmesi), sabah namazından sonra, âhiret yolcusu kulun virdi olmalıdır.” demiştir. Yine İmâm-ı Gazâlî; “Okunmalarında fazîlet olduğu bildirilen bâzı âyet-i kerîmeleri vird edinip, okumak da müstehabtır. Fâtihâ, Âyete’l-Kürsî ve Bekara sûresinin son iki âyeti (Âmener-Resûlü) bunlardandır. Kaylûle (öğleye doğru bir mikdâr uyumak da) gündüz virdlerindendir.” demiştir.

Mâlik bin Dînâr ise şunları söylemiştir: “Bir gece uyuya kaldım ve evradımı yerine getirmedim. Rüyâmda birisi karşıma çıktı ve, okuryazarlığın var mı? dedi. Var, dedim. Şu yazıyı okur musun? dedi ve elime bir kâğıt parçası verdi. Kâğıtta; “Dünyânın geçici ve aldatıcı nîmetleri, ölümsüz olarak yaşayacağın Cennet’in zevk ve safâsından seni alıkoymuştur. Yâni geçici olarak zevk aldığın bu uyku, ebedî seâdetine yarayacak ibâdetine mâni olmuştur. Uyan, namaz kıl ve Kur’ân-ı kerîm oku. Zîra bunlar, uykudan hayırlıdır.” yazılıydı.”

EDEB : Her konuda haddini bilip, sınırı aşmamak, insanlara iyi muâmelede bulunmak, sünnet üzere yâni Rasûlullah efendimizin buyurduğu ve davrandığı gibi hareket etmek, hatâya düşmekten sakınılacak şey, terbiye, güzel ahlâka da edeb denir.

Abdullah bin Mübârek, âlimler, edeb hakkında çok şeyler söylediler. Bize göre edeb, insanın kendini tanımasıdır demiştir.

Ebü’l-Berekât Emevî Hakkârî; “Edep, kulun, Allah’a karşı vazîfelerini, vakitlerini nasıl değerlendireceğini, kendini O’ndan uzaklaştıran şeylerden nasıl korunacağını bilmesidir.” demiştir.

İmâm-ı Rabbânî ise; “Edebe riâyet etmeyen hiç kimse, Allah’a kavuşamaz, yâni velî olamaz. Din büyüklerinin yolu baştan sona edeptir. Namazın sünnet ve edeplerinden birini gözetmek ve tenzîhî bir mekrûhtan sakınmak; zikir, fikirden (tefekkürden) üstündür.” buyurmuştur.

Şems-i Tebrîzî ise; “Âdemoğlunun edebden nasîbi yok ise, insan değildir. Âdemoğlu ile hayvan arasındaki fark budur. Gözünü aç ve bütün Allah’ın kelâmının mânâsı, âyet âyet edepten ibaret olduğunu gör.” demiştir.

ZIKIRIN FAYDALARI

1-Zikir karanlıklardan aydınlığa çıkarır.

“Ey iman edenler!Allah’ı (dilinizle ve kalbinizle türlü tesbihler yaparak) çok zikredin.”(Ahzab Süresi:41)

“O’nu sabah ve akşam tesbih edin, yüçeltin.” (Ahzab Süresi:42)

“Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için sizin üzerinize melekleri ile rahmet eden o’dur. O, Mü’minlere çok merhametlidir.”(Ahzab Süresi:43)

2-Allah’u taalayı zikredeni o, yüksek makamda bulunan topluluklara zikreder.

“O halde siz, bana itaat ve ibadet ederek beni zikredin ki, ben de sizi mağfiretimle anayım. Nimetlerime şükredin de nankörlük yaparak küfre varmayın (beni ve nimetlerimi inkar etmeyin).” (Bakara Süresi:152)

Ben kulumun, bana olan zannının nezdindeyim. Kulum beni zikrettiğinde ben onunlayım.Eğer o beni yalnız başına zikrederse ben de onu kendim onarım. Eğer beni bir topluluk içinde zikredese ben onu daha hayırlı bir toplulukta onarım. (Buhâri, Müslim, Tirmizi, Ebu Hureyreden o da resûlüllah(s.a.v)’den

3-Zikir, zikreden erkek ve kadınlar için Allah’tan bağışlanma vesilesidir.

“Gerçekten Allah’ın emrine boyun eğen bütün erkek ve kadınlar, (gereği üzere Allah’ı ve Peygamberini tasdik eden) mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, ibadete devam eden erkekler ve kadınlar,(işlerinde ve sözlerinde) sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve Allah’ı çok zikreden kadınlar, Allah bunlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab Süresi:35)

4-Zikir amellerin en hayırlısı ve en temizidir.

“Sahibiniz olan Allah’ın nezdinde, amellerinizin en hayırlı ve en temizini, derecelerinizi en yükseklere çıkaracak olanını, altın ve gümüş sadaka vermekten daha hayırlı olanını, düşmanlarınızla karşılaşıp siz onların boynunu onlar da sizin boynunuzu vuracak şekilde savaşmanızdan da daha hayırlısını haber vereyimmi? Dedilerki evet haber ver ey Allah’ın Resûlü!

Resûlüllah (s.a.v):Allah’ı zikretmektir. Buyurdu.” (Tırmizi, ibn-i Mace, Hâkim, Zehebî)

5-Zikir hayatın şerefi, yaşamın kıymetidir.

“Allah’ı zikredenlerle zikretmeyenin misâli, yaşayanla ölünün misalidir.”

Bu hadisi Buhari, Ebu Musel-Eş’ari’den rivayet etmiştir.

İmam müslüm ise: “içinde Allah zikredilen ev ile içinde Allah Zikredilmiyen evin misâli, diri ile ölü misâlidir.” Şeklinde nakletmiştir.

Tasvvufi yazilar

Reklamlar

Tasavvuf” üzerinde 12 yorum

  • Insaallah kisa bir süre sonra tasavvufla ilgili yazilari buraya aktaracagim.Bu konuda sizlerin de destek, fikir ve yardimlarinizi bekliyorum.
    Amacim sizlere daha güzeli daha iyiyi sunabilmek:
    Saygi sevgi ve muhabbetle…

  • Selamün Aleykum; son zamanlarda yapilan incelemelerde yarbay efendinin sohbetlerinin degisik forum sitelerinde yayinlandigi tesbit edilmistir. Bu yayinlanma konusunda yarbay efendinin hicbir sekilde gönül rizasi yoktur. Bu gibi gönül dostlarinin kalblerini kirmak hicbir devirde hicbir insana fayda saglamamistir. Bugün yapilan istisahare sonucundada ayni karar cikmistir. Sizden ricamiz bu linkleri veren kardeslerimizin en kisa zamanda bu linkleri kaldirmasi yönünde olmustur. Bu kara uyacaginizi ve yarbay efendinin gönlünü kirmayacaginizi temmenni ediyoruz. Saygilarimizla

  • s.a blogunuz gerçekten çok hoş mümkünse eğer kardeş blog olabilirmiyiz.kamer) i blogroll larınız arasında görmeyi ve baskabaharı blogrullumuzda görmekten mutluluk duyarız…

  • Aleykümselam, kamer.
    Öncelikle hosgeldin diyorum.
    Tabii neden olmasin, bizim icin onurdur.Kardes blog olabiliriz.Blog adresinizi blogrolüme ekleyecegim insaallah.Muhabbetle…
    Allah’a emanet olun.

    • Selamün Aleyküm ben nakşibendi tarikatına üye olmak ıstıyorum kayserıde yasıyorum sohbetlere katılmak ıstıyorum zıkır cekıp ruhumu temızlemek ıstıyorum .. 22 yasındayım bana yol gosterırsenız cok sevınırım cok arastırdım ama bı care bulamadım .. Allaha emanet olun..

  • Aleykümselam seyyahın kardeşim.
    Hakkını helal et , tam olarak neden bahsettiğini anlamadım.
    Yan menü ile ilgili mi??
    Biraz daha açarsanız sorunu elimden geliyorsa neden olmasın.
    Biraz geç oldu , belki sorunu çözmüş olabilirsin.

  • Selamın Aleyküm kardeşlerim.Ben Çanakkale’de yaşıyorum.Yeterli bilgi alamadım bu tarikatla ilgili.Çanakkale’de bana görüsmemi önerebiliceginiz kimse varmı.bu aralar basımdan bela eksilmiyor ve Allah’ımı yüreğimde gerçekten hissetmek istiyorum ama cok kötü psikolojik durumlardayım.yine cok sükür saglıgım iyi ama dini inancımın yeterli oldugunu düsünmüyorum.lütfen Çanakkale’de bu Sehitler Diyarında biriyle görüsmemi saglayabilirmisiniz.Selam ve dualarımla

  • Bir Cevap Yazın

    Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

    WordPress.com Logosu

    WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Twitter resmi

    Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Facebook fotoğrafı

    Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Google+ fotoğrafı

    Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

    Connecting to %s

    %d blogcu bunu beğendi: