KIYAMET ALAMETLERİ VE DECCAL

Şubat 27, 2008 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı
cid05a001c6ec53e7d89790nf1.jpg
Abdullah ibn ömer (r.a)’ın rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur: ” Kıyamet alâmetleri bir ipe dizilmiş boncuklar gibidirler. İp bir yerinden koptumu, bu boncuklar peşpeşe dökülür.” 1

Şehid imamımız İmam Ebu Hanife (rh.a.),” Ehli sünnet Akidesi’nin temel ilkelerini beyan ettiği ” El-Fıkhu’l- Ekber” adlı eserinde kıyamet alametlerini şöyle açıklıyor: “Deccâl’ın, ye’cüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hz.İsa (a.s.)’ın gökten inmesi ve sahih haberlerde bildirilen kıyamet alâmetlerinin hepside haktır.” 2

İmam Tahâvi (rh.a.), Meşhur “el-Akidetul-Tahâviye” adlı eserinde şunları beyan eder: “Deccâl’ın çıkmasına, İsa (a.s.)’ın gökten inmesine iman eder ve yine kıyamet alâmeti olarak güneşin batıdan doğmasına ve Dabbetul-Arz’ın yerinden çıkacağına inanırız.”3

“Ehli sünnet’in” iki imamının beyan ettiği gibi iman eden muvahid mü’minler, yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s.)’in vasıflarını beyan buyurduğu kıyamet alâmetlerinden olan “Deccâl’ın” ortaya çıkmasına inanırlar…. Önderimiz Rasulullah (s.a.s.)’in haber verdiği Deccâl’ın ortaya çıkması, beklenen kıyamet alâmetlerinden olup, zamanı geldiğinde gerçekleşecektir…

Hişam b.Âmir (r.a.)’ın rivayetiyle şöyle buyuruyor Rasulullah (s.a.s.): “Âdem’in yaratılışı ile kıyametin kopması arasında Deccâl’dan daha büyük bir fitne yoktur.” 4

Önderimiz Rasulullah (s.a.s) dualarında,Deccâl Mesih’den ve onun fitnesinden Allah’a sığınmıştır…
Ebu Hüreyre (r.a.)’dan. Rasulullah (s.a.s.) şöyle dua ederdi: “Allah’ım, ben kabir azabından, ateş azabından, hayat ve ölüm imtihan ve şiddetinden ve Deccâl Mesih fitnesinden sana sığınırım.” 5
Yeğane hayat örneğimiz Rasulullah (s.a.s.)’in bildirdiği Deccâl çıkmadıkça kıyamet kopmayacaktır… O,

Deccâl’ın beyan edilen vasıflarıyla çıkmasını ve yine bildirilen işleri yapmasını kıyametin alâmetlerinden saymış, ümmetine beyan etmiştir…

Huzeyfe b.Esid el Gıfari (r.a.) anlatıyor:
Biz, müzakere ederken, Rasulullah (s.a.s.) yanımıza çıkageldi ve: ” Neyi müzakere ediyorsunuz? ” diye sordu.
Ashab: Kıyameti anıyoruz! Dediler.
(Rasulullah): “Siz,ondan önce on alâmeti görmedikçe O, kopmayacaktır!” buyurdu.
Ve dumanı, Deccâl’ı, Dabbe’yi güneşin battı yerden doğuşunu, İsa b.Meryem (a.s.)’ın inişini Ye’cüc ve Me’cüc’ü ve biri doğuda, biri batıda, biri de Arap yarımadasından olmak üzere üç yerin batacağı, bunların sonu Yemen (Aden)’den çıkıp insanlar haşrolunacakları yere sürecek bir ateş olacağını anlattı.6

Ebu Hüreyre (r.a.)’dan Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: ” Altı şeyden: Güneşin battığı yerden doğmasından. Dumandan. Deccâl’dan. Dabbe’den. Birinizin, hasseten başına gelecek vakıadan ve âmmeten gelecek fitneden önce amellere acele edin!” 7

Kıyametten önce ilâhlık iddiasıyla ortaya çıkacak Deccâl’dan önce peygamberlik iddiasıyla bir çok Deccâl’lar ortaya çıkıp insanları kandırarak inandıracak ve kendilerine bağlayacaklardır… Böylece kendileri saptıkları gibi, bir çok insanların da sapmalarını sağlayacaklardır…
Kıyametin büyük alâmetlerinden olan Deccâl ortaya çıkınca, kendisini insanlara ilâh olarak tanıtacak, insanları kendisine taptıracak ve kendisine ibadet ettirecektir…. Bu Deccâl, insanların Allah’dan başka yöneldikleri bir rab ve Allah’dan başka kendisine ibadet edilen, emirlerine itaat edilerek tabi olunan bir ilâh olacaktır… Ondan önce ortaya çıkan ve onun öncüleri olan Deccâl’lar ise insanlar için yegâne önder olan Rasulullah Hz.Muhammed (SAV) (s.a.s.)’den başka önder olacak birer peygamber olduklarını iddia edip gerek rasul, gerekse nebi olduğuna insanları inandıracaklardır… Böylece insanları, Allah’dan başka bir Rabbe ibadet ettirecek ve Rasulullah (s.a.s.)’den başka bir peygamber iddiasında bulunana tabi olmaya yönlendirecekler… Bu Deccâl’lara tabi olan insanların Allah ve Rasulullah (s.a.s.) ile ilişkileri kesilir, Allah’dan başka ilâh, Rasulullah (s.a.s.)’den başka önder edinmiş, islam’dan başka bir hayat düzenine kur’ânı kerim’den başka bir düstüra tabi olmuş olurlar…

Yegâne önderimiz ve hayat örneğimiz Rasulullah (s.a.s.) ümmetini, gelecek olan bu tehlikeye karşı uyarmış ve her zaman uyanık olmaya davet etmiştir… Bu konuda şu hadis-i şerifleri kaydedelim:

1) Ebu umâme el- Bahili (r.a.)’dan. Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Şimdi ben, onu (Deccâl’ı) size öyle vasıflandıracağım(tanıtacağım) ki, hiç bir peygamber onu, o biçimde vasıflandırmamış ( tanıtmamış) tır:
O (habis ) önce: Ben, bir peygamberim, diyecektir.
Halbuki benden sonra hiçbir peygamber yoktur.
Sonra ikinci bir iddiada bulunacak: Ben rabbinizim diyecektir.
Hâlbuki siz, ölünceye kadar Rabbinizi göremezsiniz. Ve o (habis), a’ ver (yani gözü sakat )dır. Hâlbuki Rabbiniz a’ver değildir.”8

2) Enes b. Malik (r.a.)’ın rivayetiyle şöyle buyuruyor Rasulullah (s.a.s): Ümmetini, sakat gözlü ve pek yalancı olan Deccâl’dan sakındırmadık hiçbir peygamber gönderilmedi.
Haberiniz olsunki o, sakat gözlüdür. Rabbiniz ise sakat gözlü değildir. Şüphesiz Deccâl’ın iki gözünün arasında Kâfir yazılmıştır.”9

3) Huzeyfe (r.a.)’dan Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Deccâl çıktığı zaman beraberinde bir su, birde ateş bulunacaktır. Amma insanların soğuk bir su olduğunu görecekleri şey ise, işte o, yakıcı bir ateştir.
Sizlerden her kim, Deccâl’ın çıkması zamanına erişirse, ateş suretinde göreceği şeyin tarafında bulunsun. çünkü o, tatlı soğuk bir sudur.” 10

4) Ebu Hüreyre (r.a)’dan. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Otuza yakın yalancı mel’un Deccâllar türemedikçe kıyamet kopmayacaktır. Bu Deccâlların hepsi: Ben, Allah’ın Resulüyüm, iddiasında bulunacaktır.” 11

Bu hadislerin şerhinde şunlar kaydedilmiştir: “Deccâl’in çıkması, akıllara hayret verecek derecede büyük bir fitne olacaktır. Rivayetlerden anlaşıldığına göre Deccâl, bir çok harikalar gösterecek, bu husus yanında sudan ve ateşten nehirler bulunacak, bunlarla kendisinsin Allah olduğuna halkı inandırmaya çalışacaktır. Vardığı yerlerde durmayıp sûratle geçeceği için imanı zayıf olanlar düşünmeye vakit bulamayacak, vücudundaki noksanlıkları teemmül etmeden o hali ile kendisini tasdikte bulunacaklardır.
Bundan dolayıdır ki, bütün peygamberler deccâl’e karşı ümmetlerini uyarmış, onun noksanlıklarına ve delillerini iptale dikkatlerini çekmişlerdir. Hakikatte deccal, Allah olduğunu iddia etmesine rağmen kendi hali ile kendisini tekzib etmektedir.

Bir defa kendisi hadistir. Yani anadan doğmuştur. Sonra sakattır. Bu sakatlığı kendinden gidermeye bile kudreti yoktur. İki gözünün arasında küfrüne şehâdet eden yazı vardır. O, bunu silmekten de acizdir. İşte bu gibi delilleri gören hidayet ehli insanlar, ona aldanmayacak, Deccâl hakkındaki bilgileri ona inzimâm ederek onu tasdikten kaçınacaklardır. Hatta Kadı Iyaz’ın beyanına göre deccâl, bir şahsı öldürecek, sonra tekrar diriltecektir. Dirilen şahıs ise onu tasdik şöyle dursun: Senin şerrin hakkında ancak basiretim arttı diyecektir.

Muhakkıkîn-i Ulemâya göre, Deccâl’in iki gözünün arasına ayrı ayrı harfler şeklinde değil, tam kelime olarak kâfir yazılacaktır. Teâlâ hazretleri bunu, onun küfrüne ve yalanına kat’î bir alâmet olmak üzere halk edecek, yazı yazmayı bilen veya bilmeyen bütün Müslümanlara göstermek suretiyle onları Deccâl’in şerrinden koruyacak, şekaveti mukadder olanlardan ise bunu gizleyecektir.

Deccâl’ın beraberinde ateşle cennet misali bulundurması Allah tarafından, kullara bir imtihandır. Cennet misalinden murat, sudur. Çünkü su, bütün nimetlerin zahiri sebeplerindendir. Ateş misalinden murad da, elem ve azaba sebep olacak şeylerdir. Fakat kullarını imtihan için bu harikalarını ona veren Allah, ateşini suya ve suyunu ateşe çevirmek suretiyle kendisini, halk huzurunda rezil rüsvay edecektir. Bu suretle Deccâl’in gösterdiği harikanın hakikatı olmadığı, bunun sihir kabilinden bir tahyil ve şâbezeden ibaret olduğu anlatılacaktır.”12

Deccâl ve onun öncüleri olan Deccâllerin fitnesinden nasıl korunup nasıl kurtulacağız?

Rasulullah (s.a.s.)’in beyanlarından apaçık anlaşıldığı gibi Deccâl, ilahlık ve rablik iddiasında, ona uyanlarda onu ilah ve rab kabul etmektedirler. Deccâllar, peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkacak ve ona tabi olup inananlar da onların ümmeti olacaklardır… Allah’tan başka rab ve ilahı olan, Resulullah Hz.Muhammed (SAV) (s.a.s.)’den başka peygamberleri bulunan, islamdan başka hayat düzenlerine, sapık ideolojilere yönelip bu sistemleri kabullenenler ve Kuran-ı Kerimden başka hayat düsturunu kabul edenler, Deccâl’a tabi olmuş ve itaat etmiş olanlardır!..

Her çağın Deccâlleri vardır!.. Bu Deccâller, insanları yaratılış gayeleri olan yalnızca Allah’a ibadet etmekten alıkor ve Allah’ın hükümlerine uymalarının engellerler… İnsanları, çeşitli hileler, tuzaklar ve şeytani planlarla kandırır, Allah’a kul olmaktan alıkoyup kendilerine kul olmalarını sağlarlar…
Çağımızda süper emperyalist güçler ve onların uşakları olan tağutların yaptıkları Deccallıktan başka bir şey değildir!.. Ellerindeki teknolojik imkanlarını kullanarak, insanlara harikalar gösterip onları kendilerine hayran bıraktırarak sömüren, kendilerine modern köle edinenler, Deccâl’in vazifesini üstlenmişlerdir… Bunlar, çağın birer Deccâllarıdırlar…
İşgal edilmiş ve tağutların egemenliğindeki İslâm topraklarında esaret altında yaşayan mü’min müslümanların, dünyaya egemen olmaya çalışan bu Deccâlların hakimiyetyine son vermesi için, yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s.) ‘in beyan buyurduğu gibi hareket etmeleri gerkir… Önce tevhid akidesini sağlamlaştıracak katıksız ve gölgesiz iman edecek, her biri Deccâl’in temsilcileri olan tağuti düzenlerden ve ideolojilerden tamamen ilişkilerini kesecek, küfrün tek millet olduğunu idrak ederek, onun karşısında İslâm Milleti olmaya gayret edeceklerdir… Sonra amel konusunda sağlamlaşacak, Salih amel işleyerek takvayı ön planda tutacak Rabbi Allah’a ibadet ederken hiç kimseyi ortak edinmeyecektir…
Çağın Deccâlları olan tağutlardan korkmayacak, zalimin zulmüne rıza göstermeyecek, zulmü ve zalimi bütün yönüyle ortadan kaldırmaya, şirki, küfrü, fıskı fücuru ve her türlü sömürüyü yok etmeye gayret edecektir… Yalnız Allah yolunda olarak yapacağı tüm bu çalışmalarda, yalnızca Allah’ı gaye edinecek, önderi Rasulullah (s.a.s.) olacak ve Kur’an-ı Kerim’i düstur edinecektir… Tıpkı Deccâl’ın karşısına dikilen ve onun sistemini sarsıp temellerini çökerten genç muvahhid mü’min gibi davranacaktır…

Ebu Said el-Hudri (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s.) bir gün bizlere deccal’dan bir hadis tahdis etti. O’nun, bize tahdis ettiği hadis içinde şöyle buyurdu: “Deccâl, (Medineye’de) gelecektir. Fakat Medine kapılarından içeriye girmek, ona haram kılınmıştır. Yalnız Medine etrafındaki bazı çorak ve çakılı araziye inecektir. O gün Medine halkının en hayırlı bir siması yahud insanların en hayırlılarından birisi, Deccâl’e karşı çıkar ve : “Ben şehadet ederimki muhakkak sen Rasulullah’ın bize haber verdiği Deccâlsın! der.” Bunun üzerine Deccâl,başındaki şekavet ehline: Şimdi ben, bu adamı öldürür, sonra diriltirsem benim (ulûhiyet) iddiası işimde şüphe edermisiniz? Diye sorar.
Onlar da: Hayır, şüphe etmeyiz derler.
Deccâl, hemen o adamı öldürür, sonra da diriltir. Ve diriltir dirilmez o adam: “Vallahi, benim senin Deccâl olduğun hakkındaki şimdiki kanaatim, bundan evvelki imanımdan daha kuvvetlidir, der.”
Bu defa Deccâl, bu adamı tekrar öldürmek ister, fakat bir daha ona musallat edilmez (onu öldürmeye muktedir olamaz).”13

İşte Deccâl ve Deccâlların yenemediği şahsiyet!.. İşte Deccâl ve Deccâlların kendisine mağlub oldukları yiğit!.. Muvahid mü’min ve müttaki müslüman!..İmanı sağlam, ameli salih Allah’dan korkan ve başkasından korkmayan kişi!.. Onun Deccâl’a karşı çıkışı yegâne önderi Rasulullah (s.a.s.)’e tabi olmuş, O’na itaat etmiş, O’nun sünneti’ni uygulamıştır… Rasulullah (s.a.s.)’in Deccâl hakkındaki verdiği habere inanmış, iyice öğrenmiş ve Deccâl’ı görünce önderi Rasulullah’dan öğrendiği akide ve ilimle ona karşı durup hileli düzenini altüst etmiştir…

Yegâne önder ve hayat örneği Rasulullah (s.a.s.)’e itaat ederek tabi olanlar, Allah tarafından sevilen ve kurtuluşa eren muvahhid mümin kullardır.
Rabbimiz Allah şöyle buyurur: “Deki! Eğer siz, Allah’ı seviyorsanız bana uyun! Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayan,esirgeyendir.
Deki! “Allah’a ve Rasulüne itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, kâfirleri sevmez..”14
Allah’a ve Rasulü (s.a.s.)’e itaat etmek yani Allah’ın hükümlerine uymak ve Rasulullah (s.a.s.)’in sünneti’ni hayatına uygulamak iman, bu imandan yüz çevirmek küfürdür… Allah’dan başkalarına yönelmek, onların hükümleriyle amel etmek, onların emrine uymak, Allah’dan başka rab edinmektir…15
Rasulullah (s.a.s)’i bırakıp veya o’nunla beraber O’nun sünneti’ni bir yana bırakıp, hevalarını ilâhlaştıran önderlere uymak, onların adetlerini adet edip öylece yaşamak, Rasulullah (s.a.s.)’e uymamak ve itaat etmemek demektir!..
Allah’ın hükmü olan Kur’an-ı Kerim’i ve onun hayata uygulamış biçimi olan Rasulullah (s.a.s)’in sünneti’ni bir yana bırakıp, çağın Deccâlları olan tagutların, ilâhlaştırdıkları hevalarından kaynaklanan hükümlere ve onların hayata uygulanış biçimlerine tabi olanlar, Deccâl’ın peşine düşenlerdir..
Yegane önderimiz Rasulullah (s.a.s.) merhamet olunmuş ve insanlar içinde çıkarılmış en hayırlı ümmet olan ümmetini, çağlar boyu değişmeyen karekterde olan Deccâllara karşı uyanık olmaya davet edip kendilerini bilgilendiriyor!..

Nevvas b. Sem’an (r.a.) anlatıyor: Bir sabah Rasulullah (s.a.s), Deccâl’ı andı da onun hakkında alçaltma-yükseltme yaptı. Hatta onu, hurma bahçeliğinde zannettik. Akşamleyin yanına vardığımızda bizdeki bu zannı anladı ve: Haliniz nedir? Diye sordu. Ya Rasulullah, sabehleyin Deccâl’ı andın. Onun hakkında öyle alçatma-yükseltme yaptık ki, kendisini hurma bahçesinde zannettik dedik.
Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Deccâl’dan başkası sizin namınıza beni daha çok korkutur. Eğer ben, sizin aranızda iken çıkarsa, sizin namınıza ona ben galebe çalarım. Ben aranızda yokken çıkarsa, herkes kendi nefsinin galibi olur. Allah, her müslüman hakkında benim halifemdir.
Bu adam (Deccâl), kıvırcık saçlı bir gençtir. Gözü hırlamıştır. Ben onu, Abdu’l-uzza b.katan’a benzetir gibiyim. Sizden ona, kim yetişirse üzerine kefh suresi’nin ilk ayetlerini okuyuversin. O, şamla ırak arasında bir semtten çıkacak ve sağa sola fesad saçacaktır.
Ey Allah’ın kulları, sebat edin!”16

Ebu’d-Derda (r.a.)’ın rivayetiyle şöyle buyuruyor Rasulullah (s.a.s): “Her kim kefh suresi’nin başından on ayet ezberlerse Deccâl’dan masûm olur (yani Deccâl’ın fitnesinden emin olur).”
Kâtede’den bir başka rivayette: “Sonundan on ayet ezberlerse”de denildi.17
Yegâne önderimiz kıyamet alâmetlerinden olan Deccâl’dan ve ondan önce ortaya çıkan Deccâl’lerden nasıl korunacağımızı biz muvahhid mü’minlere böylece beyan buyurmaktadır… Çağımızın Deccâllarından kurtulmak için de kefh suresi’ni okuyup, onun muhtevasıyla amel etmek gerek… Katıksız iman, salih amel, hakkın ve sabırın tavsiyesi, kurtuluş reçetesidir!..18

Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: “Deki şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim. Yalnız bana, sizin ilâhınız tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın.”19

Dipnotlar
1)Ahmet b. Hanbel, el-Müsned,c.2 sh.219 Sünen-i Tirmizi, Kitabu’l fiten 3.31 Hds.2038 /2)İmamı Azam’ın Beş eseri çev. Doç.DR.Mustafa öz ist.1992,sh.59(2.baskı) /3)Dr. Arif Aytekin,Ehli sünnet inanç Esasları,ist.t.y.sh.72 md.96 /4)Sahih-i Müslim, Kitabu’l-Fiten B.25 Hds.126 Sünen-i ibn.Mace Kitabu’l- Fiten B.33 Hds.4077 /5)Sahih-i Buhârî, Kitabu’l-cenaiz B.87 Hds.131 Sahih-i Müslim kitabu’l- zikr, B.15.Hds.50 /6) Sahih-i Müslim, Kitabu’l Fiten B.13 Hds.39 Sünen-i ibn.Mace Kitabu’l-Fiten B.28 Hds.4055 /7)Sahih-i Müslim, Kitabu’l-Fiten B.25 Hds.128-129 Süneni ibn.Mace Kitabu’l-Fiten B.28 Hds.4056 8)Sünen-i ibn.mace Kitabu’l- Fiten B.33 Hds.4056 /9)Sahih-i Buhârî, Kitabu’l-Fiten B.27 Hds.74 Sahih-i Müslim kitabu’l- Fiten, B.20.Hds.101-103 /10) Sahih-i Buhârî,Kitabu’l-Enbiya B.52 Hds.120 Sahih-i Müslim Kitabu’l -Fiten, B.20.Hds.105 /11)Sahih-i Buhârî,Kitabu’l-Fiten B.26 Hds.65 Sahih-i Müslim kitabu’l -Fiten, B.18.Hds.84 /12)Ahmet Davutoğlu Sahih-i Müslim Tercüme ve şerhi,İst.1980 C.11,Sh.384-385 /13)Sahih-i Buhârî, Kitabu’l-Fiten B.28,Hds.75 Sahih-i Müslim kitabu’l -Fiten, B.21.Hds.112-113 /Sünen-i ibn.Mace kitabu’l -fiten B.33 Hds.4077 /14) Âl-i İmrân,3/31-32 /15)Bkz.Tevbe 9/31 ve tefsirlerine /16) Sahih-i Müslim, kitabu’l- Fiten B.20 Hds.110 Sünen-i Ebu Davut, kitabu’l -MelahimB.14 Hds.4321 /17) Sahih-i Müslim, kitabu’l -Salati’l -Müsafirin. B.44 Hds.257 / Sünen-i Ebu Davut, Kitabu’l -Melahim B.14 Hds.4323 / 18)Bkz.Asr,103/3 / 19)Kefh,18/110

Vuslat Dergisi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: