AHIT SANDIGI-EBUBEKIR SIFIL

Mayıs 12, 2007 Tarihinde usluu Tarafından yayımlandı

AHİT SANDIĞI
Milli Gazete – 31 Mart 2007

Rivayete göre Hz. Musa (a.s), Tur dağından, aldığı vahiylerin yazılı olduğu taş levhalarla geri döndüğünde, İsrailoğulları’nın buzağıya tapındıklarını görmüş ve sinirlenerek taş levhaları elinden yere atmıştı.[1] Bilahare bu kırık levhalar, başka bazı eşyayla birlikte bir sandıkta (tabut) muhafaza edilmeye başladı. Kur’an’da, bu sandığın içindekilerden, “Rabb’inden bir sekinet, Musa ve Harun hanedanının bıraktıklarından kalanlar” diye bahsedilmektedir.[2] “Ahit Sandığı” diye anılan bu sandık, İsrailoğulları için müstesna bir anlam ve öneme sahiptir.

Bu sandığın (tabut) menşei, hususiyeti ve akıbeti  ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.v)’den nakledilen sahih bir rivayetin varlığı bilinmemekle beraber, sahabe ve daha sonraki kuşaklara ait birçok nakil mevcuttur. Abdullah Aydemir bunları, “Ehl-i Kitap’tan nakledilmiş lüzumsuz rivayetler” olarak tavsif etmektedir.[3]

Ahd-i Atik’te, Ahit Sandığı’nın Akasya ağacından yapıldığı ve içinin-dışının altınla kaplı olduğu belirtilmektedir.[4] İçinde On Emir’in yazılı olduğu levhaların bulunduğu bu sandık, (daha sonra içine Kudret Helvası bulunan bir testi ile Hz. Harun (a.s)’ın asası ve Şeriat Kitabı da konmuştur), Süleyman Mabedi’nin içinde kendisi için yapılan ve “kudsü’l-akdes” denen özel bir bölmesinde muhafaza edilmiştir.[5] Ancak Hz. Süleyman sandığı açtırdığında, içinde iki taş levhadan başka bir şey olmadığı görülmüştür.[6]

Bu sandık ellerinde bulunduğu ve gerekli ihtiramı gördüğü sürece İsrailoğulları düşmanlarına hep galip gelmişlerdir. Ne zaman ki ona saygıda kusur etmiş, hürmetini çiğnemişler, o zaman hezimet üstüne hezimet yaşamışlardır. Sonunda Allah Teala onların başına Amalikalılar’ı musallat etmiş, bu kavim İsrailoğulları’nı yenmiş, “ahit sandığı”nı da alıp yanlarında götürmüştü.

Hz. Davud (a.s) zamanında geri alınan Ahit Sandığı, oğlu Hz. Süleyman (a.s) tarafından yapılan Mabed’de kendisi için özel olarak inşa edilen odaya kodu. Kudüs’ü ele geçiren Buhtunnasır (Nebukadnezzar), Süleyman Mabedi’ni tahrip edene kadar (M.Ö. 587) Ahit Sandığı burada muhafaza altında bulunuyordu.

70 yıl süren bu sürgünden sonra Kudüs’e yeniden dönen İsrailoğulları Mabed’i yeniden inşa ederken Ahit Sandığı’nın yerinde olmadığını gördüler. O günden sonra Sandığın nerede olduğu bilinmiyor. M.S. 70 yılındaki Roma işgalinde Mabed’in bir kere daha tahrip edilmesi ise Sandığın akıbeti konusundaki bilinmezliği iyice katmerli hale getirdi.

Ahid Sandığı’nın akıbeti konusunda Talmud’da iki görüş vardır. İlkine göre Babilliler tarafından götürülmüştür. İkinci görüş ise, yaklaşan yıkım ve işgali önceden sezen Kral Yoşiah tarafından saklanmıştır.[7] M.S. 70 yılındaki Roma işgali sırasında da Ahit Sandığı’nı korumakla görevli Levililer tarafından, Mabed’in gizli bölmelerinden birinde saklandığı şeklinde bir inanç da mevcuttur.

Bugün Mescid-i Aksa’nın altında yapılan kazı çalışmalarının bir amacı Süleyman Mabedi’ni ortaya çıkarmaksa, diğer amacı da Levililer’in sakladığı gizli bölmenin keşfiyle Ahit sandığının bulunduğu yere ulaşmak, böylece Mesih’in gelişiyle birlikte başlayacak olan Yahudi yeryüzü hakimiyetini taçlandırmaktır.

[1] el-Kurtubî, el-Câmi’, III, 236.

[2] 2/el-Bakara, 248.

[3] Tefsirde İsrailiyat, 204.

[4] Çıkış, 25/10-21.

[5] Çıkış, 16/34, Sayılar, 17/10, Tensiye, 31/26.

[6] Birinci Krallar, 8/9.

[7] http://www.sevivon.com/tarih/tbakis_no22.asp.

AHİT SANDIĞI

Rivayete göre Hz. Musa (a.s), Tur dağından, aldığı vahiylerin yazılı olduğu taş levhalarla geri döndüğünde, İsrailoğulları’nın buzağıya tapındıklarını görmüş ve sinirlenerek taş levhaları elinden yere atmıştı.[1] Bilahare bu kırık levhalar, başka bazı eşyayla birlikte bir sandıkta (tabut) muhafaza edilmeye başladı. Kur’an’da, bu sandığın içindekilerden, “Rabb’inden bir sekinet, Musa ve Harun hanedanının bıraktıklarından kalanlar” diye bahsedilmektedir.[2] “Ahit Sandığı” diye anılan bu sandık, İsrailoğulları için müstesna bir anlam ve öneme sahiptir.

Bu sandığın (tabut) menşei, hususiyeti ve akıbeti  ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.v)’den nakledilen sahih bir rivayetin varlığı bilinmemekle beraber, sahabe ve daha sonraki kuşaklara ait birçok nakil mevcuttur. Abdullah Aydemir bunları, “Ehl-i Kitap’tan nakledilmiş lüzumsuz rivayetler” olarak tavsif etmektedir.[3]

Ahd-i Atik’te, Ahit Sandığı’nın Akasya ağacından yapıldığı ve içinin-dışının altınla kaplı olduğu belirtilmektedir.[4] İçinde On Emir’in yazılı olduğu levhaların bulunduğu bu sandık, (daha sonra içine Kudret Helvası bulunan bir testi ile Hz. Harun (a.s)’ın asası ve Şeriat Kitabı da konmuştur), Süleyman Mabedi’nin içinde kendisi için yapılan ve “kudsü’l-akdes” denen özel bir bölmesinde muhafaza edilmiştir.[5] Ancak Hz. Süleyman sandığı açtırdığında, içinde iki taş levhadan başka bir şey olmadığı görülmüştür.[6]

Bu sandık ellerinde bulunduğu ve gerekli ihtiramı gördüğü sürece İsrailoğulları düşmanlarına hep galip gelmişlerdir. Ne zaman ki ona saygıda kusur etmiş, hürmetini çiğnemişler, o zaman hezimet üstüne hezimet yaşamışlardır. Sonunda Allah Teala onların başına Amalikalılar’ı musallat etmiş, bu kavim İsrailoğulları’nı yenmiş, “ahit sandığı”nı da alıp yanlarında götürmüştü.

Hz. Davud (a.s) zamanında geri alınan Ahit Sandığı, oğlu Hz. Süleyman (a.s) tarafından yapılan Mabed’de kendisi için özel olarak inşa edilen odaya kodu. Kudüs’ü ele geçiren Buhtunnasır (Nebukadnezzar), Süleyman Mabedi’ni tahrip edene kadar (M.Ö. 587) Ahit Sandığı burada muhafaza altında bulunuyordu.

70 yıl süren bu sürgünden sonra Kudüs’e yeniden dönen İsrailoğulları Mabed’i yeniden inşa ederken Ahit Sandığı’nın yerinde olmadığını gördüler. O günden sonra Sandığın nerede olduğu bilinmiyor. M.S. 70 yılındaki Roma işgalinde Mabed’in bir kere daha tahrip edilmesi ise Sandığın akıbeti konusundaki bilinmezliği iyice katmerli hale getirdi.

Ahid Sandığı’nın akıbeti konusunda Talmud’da iki görüş vardır. İlkine göre Babilliler tarafından götürülmüştür. İkinci görüş ise, yaklaşan yıkım ve işgali önceden sezen Kral Yoşiah tarafından saklanmıştır.[7] M.S. 70 yılındaki Roma işgali sırasında da Ahit Sandığı’nı korumakla görevli Levililer tarafından, Mabed’in gizli bölmelerinden birinde saklandığı şeklinde bir inanç da mevcuttur.

Bugün Mescid-i Aksa’nın altında yapılan kazı çalışmalarının bir amacı Süleyman Mabedi’ni ortaya çıkarmaksa, diğer amacı da Levililer’in sakladığı gizli bölmenin keşfiyle Ahit sandığının bulunduğu yere ulaşmak, böylece Mesih’in gelişiyle birlikte başlayacak olan Yahudi yeryüzü hakimiyetini taçlandırmaktır.

[1] el-Kurtubî, el-Câmi’, III, 236.

[2] 2/el-Bakara, 248.

[3] Tefsirde İsrailiyat, 204.

[4] Çıkış, 25/10-21.

[5] Çıkış, 16/34, Sayılar, 17/10, Tensiye, 31/26.

[6] Birinci Krallar, 8/9.

[7] http://www.sevivon.com/tarih/tbakis_no22.asp.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: