siirlerim

YOLUNA KURBAN OLDUGUM

Günahlara dalmistim

Ben haddimi asmistim

Hesap yoktur sanmistim

Seni görünce anladim

Bile bile batiyordum

Yana yana ariyordum

Her gecene soruyordum

Seni hemen yanimda buldum

Yoluna kurban oldugum Esigine bas koydugum

Tam hersey bitti derken

Yani basimda buldugum

Bosluklarda kayboldugum

Uzattigi ipe tutundugum

Yaralarim azdikca

Seni sarar buldugum

Gaflet uykusundan uyandiran

Kalbi Hakk’a baglattiran

Kirli pasli su kalbi

Zikrullahla cilalattiran

 

Tam düserken tutuverdin 

Seytani öte itiverdin

Günahlari hatirlatip

Ben pismanim dedirttin

32 Yanıt to this post.

  1. Posted by MUSTAFA YOLCU on Mayıs 24, 2007 at 9:13 pm

    YOLCU

    ARILAR BAL YAPARLAR KOVANA
    KARINCA TANE TAŞIR YUVAYA
    BÖCEKLER İPEK ÖRER KOZAYA
    SEN ÖMRÜ NASIL GEÇİRDİN YOLCU ?
    X
    KARUN HAZİNESİ SÖYLENİR DURUR
    SÜLEYMAN KUŞLAR İLE KONUŞUR
    LOKMAN DERTLERE DEVA BULMUŞTUR
    ŞİMDİ NEREYE GİTTİLER YOLCU ?
    X
    YILLARCA YEDİN İÇTİN DOYMADIN !
    AHİRET AZIĞINI KOYMADIN !
    RABBİNE İYİ BİR KUL OLMADIN
    HESAB GÜNÜNDE NE DERSİN YOLCU ?
    X
    HAK VE ADALET MÜLKÜN TEMELİ
    YOLCU KUL HAKKINA DİKKAT ETMELİ
    EMANETE HİYANET ETMEMELİ
    BİR GÜN HESABA ÇEKERLER YOLCU.
    X
    AĞACA DAYANMA HAZANLA KURUR
    VARLIK ELKİRİ ÇABUK KAYBOLUR
    İNSANA GÜVENME BİR GÜN MEVT OLUR
    SARIL ALLAHIN İPİNE YOLCU.

    MUSTAFA YOLCU

    ÖLÜM

    KİM DEMİŞKİ YOK OLUŞ
    YENİ BAŞLANGIÇTIR ÖLÜM
    YALAN DÜNYADAN AYRILIŞ
    GERÇEĞE DÖNÜŞTÜR ÖLÜM.
    X
    NE EKERSEN BU DÜNYADA
    EKTİĞİNİ BİÇMEKTİR ÖLÜM
    GEZMİŞ İSEN ZEVKİ SEFADA
    HESABINI VERMEKTİR ÖLÜM.
    X
    OLMUŞ İSEN HAK AŞIĞI
    MAŞUK’A KAVUŞMAKTIR ÖLÜM
    FERHAT OLUP DELİP DAĞI
    ŞİRİN’E KAVUŞMAKTIR ÖLÜM
    X
    KILDIN NAMAZ,ETTİN NİYAZ
    SANA KORKU DEĞİL ÖLÜM
    OLMUŞ İSEN SEN BEYNAMAZ
    GAFLETTEYKEN GELİR ÖLÜM.
    X
    İNSANOĞLU GAFİL OLMA
    GENÇ İHTİYAR DEMEZ ÖLÜM
    SAKIN OLA MAĞRURLANMA
    ZENGİN,FAKİR SEÇMEZ ÖLÜM.

    MUSTAFA YOLCU

    Yanıtla

  2. @mustafa yolcu,
    Ellerine, yüregine saglik.
    Cok güzel bir siir.
    Diger calismalarinizi da görmek isteriz.
    Allah’a emanet olun.

    Yanıtla

  3. Posted by MUSTAFA YOLCU on Haziran 1, 2007 at 5:21 am

    GÜZEL İSTANBUL

    BOĞAZDA BEYLERBEYİ SARAYI
    OTUR ÖNÜNE SEYRET DERYAYI
    BİR ÇAĞI KAPATIP YENİ BİR ÇAĞI
    AÇAN ŞEHİRDİR GÜZEL İSTANBUL
    X
    HAYDİ EMİNÖNÜ’NE GİDELİM
    TOPKAPI SARAYINI GEZELİM
    SARIYERDE BÖREK YİYELİM
    GEZİP GÖRELİM SENİ İSTANBUL.
    X
    ÇIKALIM GEL BOĞAZ TURUNA
    BİNELİM ŞU DURAN VAPURA
    BEYKOZ,SARIYER,TELLİ BABA’YA
    GİDİP GÖRELİM SENİ İSTANBUL.
    X
    HALİÇ’E GİDİP KÜREK ÇEKELİM
    ERENLER’İN MEKANINI GÖRELİM
    EYÜP HAZRETLERİNE DUA EDELİM
    EVLİYA YATAĞIDIR İSTANBUL.
    X
    ÇAMLICA SIRTINA ÇIKINCA
    İSTANBUL’A TEPEDEN BAKINCA
    UZANIR BOĞAZ BOYLU BOYUNCA
    DOYAMAM SEYRE SENİ İSTANBUL.

    MUSTAFA YOLCU

    SELAM SANA AİLE

    SEVGİNİN VE ŞEVKATİN
    ÇABANIN VE ZAHMETİN
    BIKILMAYAN HİZMETİN
    KAYNAĞIDIR AİLE.
    X
    NEHİR OLUP FIRAT İLE
    UÇUP GİDEN TURNA İLE
    GURBETTE MEKTUP İLE
    SELAM SANA AİLE.
    X
    TÜM DERTLERE İLAÇTIR
    ACIKTIĞINDA AŞTIR.
    HERKEZ ONA MUHTAÇTIR
    SICAÇIK YUVA AİLE.
    X
    YORULUNCA DİNLENDİĞİN
    HASTA İKEN İYİLEŞTİĞİN
    DERDİNİ SÖYLEŞTİĞİN
    SIRDAŞINDIR AİLE.
    X
    SEVGİ İLE DOLUŞUN
    ANNE,BABA OLUŞUN
    HERŞEYİNİ VERİŞİN
    SEMBOLÜDÜR AİLE.
    X
    ORDA KÜSKÜNLÜK OLMAZ
    ORDA RİYA BULUNMAZ
    ORDA ÜCRET ALINMAZ
    İŞTE ORASI AİLE.
    X
    HERŞEYİ PAYLAŞMAK ORDA
    SEVGİYLE KAYNAŞMAK ORDA
    MUTLULUK ARARSAN ORDA
    İŞTE ORASI AİLE.
    X
    OLSANDA PAŞA,VALİ
    BAKAN,MİLLETVEKİLİ
    BİR AN UNUTAMAZSIN
    SEVGİLİ AİLENİ.

    MUSTAFA YOLCU

    Yanıtla

  4. Allah cc. razi olsun Mustafa Yolcu kardesim, cok güzel bir siir, emeginize yüreginize saglik.
    Istanbulu görmek pek nasip olmadi ama insaallah birkac hafta sonra niyet ettik gelip gezip, görmeye hayirlisiyla.
    Calismalarinizin devamini beklerim, Allah’a emanet olun.

    Yanıtla

  5. Aile siiriniz de cok güzel olmus, bu degerlerimizi kaybettigimiz bir cagda ne güzel yürege temas etmissiniz.Ellerinize ,yüreginize saglik…

    Yanıtla

  6. Posted by baran on Haziran 28, 2007 at 8:17 pm

    ısrafıl sura ufledığınde denızler dalgalandığında dağlar yurutulduğunde kul kuldan anne cocuğunda kactığı wakıt mahşerde nızam terazısı kurulup sırat köprusu gurunduğunde EY YUCE ALLAHIM BIZ UMMETI MUHAMMEDIZ BIZI AFFET SEVDIKLERIMIZIDE AFFET AMIN

    Yanıtla

  7. Posted by ZARİFE on Temmuz 19, 2007 at 6:05 pm

    ALLAH RAZI OLSUN SİİRLER COK GUZEL
    BU ARADA KANDILINIZ MUBAREK OLSUN. HAYIRLI AKSAMALR

    Yanıtla

  8. Posted by erhan on Temmuz 20, 2007 at 7:31 am

    ÇOK BAŞARILI İŞLERE İMZA ATIYORSUNUZ BİZİ AYDINLATTINIZ İCİN ÇOK TEŞEKKÜR EDRİM BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM

    Yanıtla

  9. Posted by cane on Temmuz 20, 2007 at 1:49 pm

    siir cok guzel Allah razı olsun…….
    ınsanlara bırsey anlatıyor. herzaman boyle guzel siirler ıstıyoruz.
    Allaha emanet olun.

    Yanıtla

  10. Posted by Betül on Ağustos 1, 2007 at 7:24 pm

    Masallah Siirler cok güzel olmus ellerinize saglik. Herkeze yaksamlar allaha emanet olun

    Yanıtla

  11. şiirler çok güzel olmuş bende böyle şiirler yazmak isterdim yazanıda tebrik ederim allaha emanet olun.

    Yanıtla

  12. @baran
    @zarife
    @erhan
    @cane
    @betül
    @meliha
    Siirleri begenmenize sevindim, Allah cc. razi olsun.
    Allah’a emanet olun..

    Yanıtla

  13. MUSTAFA YOLCU KARDEŞ ÇOK GÜZEL ŞİİRLERİN VAR. TEBRİK EDERİM ALLAHA EMANET OL.

    Yanıtla

  14. Şiir yazamadım.
    Yazdıkladımı şiire benzetmeye çalıştım.
    Şair olamadım.
    Şaire benzemeye çalıştım.
    Sadece duygularımı dile getirmeye , sizlerle paylaşmaya çalıştım.
    Ama sizler teveccüh edip benim duygularımı paylaştınız.
    Bir satırla bile olsa sizinle aynı duyguları paylaşmak ne güzel.
    Biliyorumki gülü sevmesek , bizde sevilmezdik.Rabbim diyorki ‘ BENİM SEVDİĞİMİ YARATTIKLARIMDA SEVER.’

    Hepinize teşekkür ederim.

    Yanıtla

  15. YAVRULARIMA

    Yüzünde Gülücüğün
    Dilinde Allah Sözün
    Ömür Boyu Dürüstlüğün
    Eksilmesin Yavrucuğum
    X
    Kötüye Kanma Sakın
    Nefsine Uyma Sakın
    Doğrudan Ayrılmayasın
    Merhametli Yavrucuğum.
    X
    Yaratana Kul Olmak
    Beş Vakit Namaz Kılmak
    İnancını Yaşamak
    Gereklidir Yavrucuğum.
    X
    Yaşadıkca Dünyada
    Varlıkta Var,Yoklukta
    Huzur ; Şükür Ve Sabırda
    Şükret, Sabret Yavrucuğum.
    X
    Ana Baba Dünyadan
    Hayırlı Evlat Bırakmadan
    Giderse Sorar Yaratan
    Hakka Kul Olun Yavrucuğum
    X
    Evladın En Hayırlısı
    Okur Fatiha Üç İhlası
    Bizim İçinde Hasenatı
    Esirgemeyin Yavrucuğum.

    Mustafa Yolcu

    Yanıtla

  16. YARABBİ

    Binbir Çeşit Çicekten
    Ballar Verdin Yarabbi
    Biz İsyankar Kullarına
    Neler Verdin Yarabbi
    Dağda Duran Kör Kurdun
    Verdin Nasibini Yarabbi
    Uyup Nefsin Hevesine
    Azgın Etme Yarabbi
    Dünya Telaşıyla Bizi
    Şaşkın Etme Yarabbi
    Vadettiğin Cennetini
    Nasip Eyle Yarabbi
    Cehennemin Ehlinden
    Etme Bizi Yarabbi
    Affeyle Günahımız
    Ziyadedir Yarabbi
    Sen Bizim Tövbemizi
    Kabul Eyle Yarabbi
    Fahri Alem Muhammede
    Sadık Eyle Yarabbi
    Ettiğimiz Duaları
    Kabul Eyle Yarabbi,

    Mustafa Yolcu

    Yanıtla

  17. ŞEHİT MEHMET’im

    Mehmet’im Asker Oldu
    Korumak İçin Yurdu
    Hain Düşman Kurşunu
    Onu Bağrından Vurdu.
    X
    Mehmet’im Düşerken Yere
    Haykırdı Allah Diye
    İçti Şehadet Şerbetini
    Göçtü Ebedi Aleme.
    X
    Gencecik Bir Çağında
    Hayatın Baharında
    Vatanının Uğruna
    Şehit Oldu Mehmedim.
    X
    Onlar Ölü Değildir
    Ama Siz Bilmezsiniz
    Diyor Şehit Olana
    Yüce Allah Kuranda.
    X
    Ey Mehmet’im Şimdi Sen
    En Yüce Makamdasın
    Görüyorum Seni Ben
    Solmayan Gülüstandasın.

    18.5.1994

    Mustafa Yolcu

    Yanıtla

  18. KARANLIK

    Karanlık
    Gözün Görmediği
    Bilinmeyen Bir Yer
    İşte Orası
    Aydınlanmalı Artık
    Kapkara Eller
    Orayı Örtmemeli
    Tanyeri Ağardığı Gibi
    Önce Yavaş Yavaş
    Sonra Apaydınlık
    Olmalı Heryer
    Bir Şey Gizlenmeden
    Bilinmeli Herşey
    İşte O Zaman
    Hakem Olmalı Koca Millet
    Sorgulanmalı Devirler
    Eğer Varsa Suçlu
    Cezası Verilmeli
    Eğer Yoksa Suçlu
    İlahi Adalet
    Tecelli Etmeli

    31.10.1994

    Yanıtla

  19. İSKİLİP’ÇE

    Biraz İskilip’çe Söyleyim Size
    Unutmasın Kimse Kalsın Geriye
    Büyükanne Ebe , Su Kabına Helke
    Evet’ede Hee Denir İsikilipte
    X
    Lahana’ya İlahna,Elma’ya Alma
    Salatalık’tır Zavza , Cacıktır Çırpma
    Alışveriş Avsata , Mendil Mahrama
    İnceye’de Yoha Denir İskilip’te
    X
    Dolu Kaba Sile,Değilmi İliye
    Gözetmeye Dehle,Marmelat Pevrede
    Pazar Giravu,Pazartesi Düşenbe
    Salı’yada Deri Denir İskilip’te
    X
    Keşkek Çömleği Güdü , Sıpa’ya Kürü
    Bitti’ye Başoldu , Hediye’ye Dürü
    Söğütten Yapılan Düdüktür Höppü
    Cekete’de Sahu Denir İskilipte.
    X
    Basamak Badal , Erkek Çocuğa Göbel
    Avuç’a Hapaz,Yaramaza Feşel
    Boş Kaba Kouz,Biraz Sonra Zizeel
    Hindiye’de Culuk Denir İskilipte
    X
    Üzüm Salkımı’na Cınbıt,Sebet’e Çit
    Pancara Kocabaş,Çekirdeğe Çigit
    Çok Israra Tebelleş,Yeni’ye Cedit
    Manda’yada Kömüş Denir İskilipte.
    X
    Patika’ya Cılga,Ayva’ya Hayva
    Ezbere Tuymuna,Sohbete Horata
    Bahçenin Parçasıdır Mayşalama
    Kaygı’yada Husa Denir İskilipte
    X
    Rüzgar’a Örüsger,Nişan’a Tevkir
    Fena Kokuya Yıryır,Nazarlık Silbir
    Geçen Yıla Bıldır,Süzgeç’e İlistir
    Paslı’yada Porlu Denir İskilipte
    X
    Nezleye Zükkem , Kabaya Hondum
    Yetere Galan,Derindere Çobuldum
    Baklavanın En Güzelidir Şıhırdım
    Sırta’da Yağnım Denir İskilipte.

    Mustafa Yolcu

    Yanıtla

  20. Allah cc. razı olsun kurban, yine mısralar coşup taşmış yüreğinizden sayfamıza doğru.
    Yüreğinize sağlık , hepsi birbirinden güzel şiirler :)

    Yanıtla

  21. BOSNA DIRAMI

    Bomba Yağıyor Bosnaya
    Kopmuş Kollar Bacaklar
    Dağılmış Tüm Pazara
    Yaralı Bir İnsan Yerde
    Sürünüyor Kopmuş Bacağıyla
    Bir Yandan Bakıyor Çevresine
    Adeta Sesleniyor!…
    Nerde İnsan Hakları , Nerde İnsanlık
    Nerde Birleşmiş Milletler?..
    Nerde Balina’yı Kurtaranlar?..
    Bosna’ya Bomba Yağıyor
    Medeni Dünya Bakıyor
    Sırp Canilerinin
    Sırtını Sıvazlıyor
    X X X
    Füzeler Atılıyor
    Bosna’ya Gorajde’ye
    Hedef Narin Minareler
    Camiler,Kütüphaneler
    Çaresiz İnsanlar
    İslama Ait Ne Varsa
    Yansın,Yıkılsın
    Hani İnsan Hakları Vardıya !…
    Umurundamı Medeni Dünyanın
    Onların Haçları Ayakta’ya!…..
    X X X
    Bir Çocuk Gördüm Bosna’da
    Ablasının Kucağında
    Çocuk Annesiz . Aç,Sahipsiz
    Ya O Abla; Biçare Kimsesiz.
    Yaşıtları Oynarken Sokakta
    O Anne Olmuş
    Sarılmış Sıkı Sıkı ,Ufacık Yavruya.
    Cılız Kollarıyla Onu Tutmak İçin
    Çabalıyor Ayakta Durmak İçin
    X X X
    Ya Çağdaşlar!…
    İnsan Hakları Havarileri
    Geçmişler Televizyon Başına
    Ellerinde İskoç Viski Çikolata
    Görmüyorlar Zulmü , Akan Kanı
    Aç İnsanı,Yetim Çocukları
    Zeytin Dalı Uzatıyorlar
    Taşa,Kayaya,Oduna.
    Bilmiyorlarmı Kaya Duymaz
    Odun Uzanmaz Zeytin Dalına
    Ama Taşlar Dayanmaz
    Mazlumların Feryadına

    20.4.1994

    AYASOFYA

    Fatih Ayasofya’yı
    Cami Yaptı , Namaz Kıldı
    Yıktı Köhnemiş Çağı
    Bize Miras Bıraktı
    X X X
    Ayasofyam Minarenden
    Ezan Sesi Susmasın Hiç
    İnananlar Namaz Kılsın
    Boynun bükük Olmasın Hiç.
    X X X
    Ayasofya İbadete
    Elbet Bir Gün Açılacak
    Miski Amber Kokuları
    Her Tarafa Saçılacak.
    X X X
    Yadigar Ayasofya
    Açılacak Nasıl Olsa
    Bu Milletin İsteğine
    Yönetenler Ah Bir Uysa

    Mustafa Yolcu 3.3.1994

    Yanıtla

  22. RAMAZANIMIZ MÜBAREK OLSUN
    GÖNLÜMÜZ HUZURLA DOLSUN
    CÜMLEMİZ SAĞLIK SIHHATLİ
    EVİMİZ PÜR NEŞE OLSUN

    Yanıtla

  23. INSAN GÖZÜ DUYMAZ INSAN DOGDUNDA CIPLAK DINYAYA GELIR;SONRADA MAL VE MILK KURMAK ISTER,ALLAH ICIN BISEY YAPMAZ ;CIPLAK KALACAGINI BILSE;?BIL TABUTUNDA CIPLAK KALACAKSIN:

    Yanıtla

  24. slm ya bende yeni baktim bu siteye cok guzel seyler kib

    Yanıtla

  25. hayirli ramazanlar

    Yanıtla

  26. İSKİLİPLİ İBRAHİM ETHEM HAZRETLERİ

    DÜZENLEYEN: YUNUS EMRE ERDOĞAN ( Lisans tezi)

    İbrahim Ethem Gerçekoğlu 1303 Rumi yılında (1887) Çorum’un İskilip ilçesi Büyüktaş mahallesinde dünyaya gelmiştir. Babası Ahmet efendi İskilip’in yerlilerinden Kadıağalar ( Kadıoğlu) lakabıyla bilinen tanınmış bir ailenin mensubudur. Annesi Emine Hanım “Sülale-i Tahir edendir” Soyu Hz. Hüseyin’e dayanır.

    Bu bahtiyar ana baba gördükleri bir rüyadan mülhem olarak çocuklarına İbrahim Ethem adını vermişlerdir.

    İbrahim Ethem hazretleri Ahmet efendi ve Emine hanımın en büyük çocuğudur. İbrahim Ethem hazretlerinin Zahide Leblebici, Zeynep Karaman, Mehmet Gerçekoğlu adlarında üç kardeşi vardır. Baba bir anne ayrı en küçük kardeşi ise Bekir Gerçekoğludur.

    İbrahim Ethem hazretlerinin Şerife hanım ile olan tek evliliğinden beş çocuğu olmuştur. İlk çocukları Cemaleddin adında bir erkek çocuk olup küçük yaşta vefat eder. Bu ilk çocuklarından sonra Ubudiyye ve Meliha ismini verdikleri iki kızları olur. Daha sonra Ali Rıza ve Ahmet Burhaneddin adında iki oğulları dünyaya gelir. Bu dört çocuğu da halen hayattadır.

    İbrahim Ethem hazretleri, daha çocukken kendisini Allah yoluna ve ibadete vermiş, veliliğe ermiştir. 4-5 yaşlarında iken namaz kılmaya başlamıştır. Çok genç yaşlarında devamlı bir manevi huzur içinde, ilahi aşkın sarhoşluğu ile mest ve müstağrak yaşadı. Bu hal namaz kılarken de devam ettiğinden “ Ya rabbi. Bu hali benden namaz kılarken al, sonra tekrar iade et “ derdi.

    Efendi’nin bu mest hali validesini endişelendirir. Oğlunun deli olacağı düşüncesine kapılır. Annesinin bu düşüncelerini fark eden efendi hazretleri “ oğlun deli değil veli olacak “ diye içinden mukabele edermiş.

    İBRAHİM EDHEM HAZRETLERİNİN TAHSİL HAYATI:

    İbrahim Ethem hazretleri daha küçük yaşlarda ilme merak sarmıştır. Sekiz yaşındayken “ Delahül Hayrat” adlı eseri okumaya başlamıştır. Eserin feyzinden cezbe haline geldiği görülürmüş.

    Zahiri ve batini ilimleri bünyesinde toplayan İbrahim Ethem iyi bir medrese tahsili görerek şeri ilimleri, bir şeyhin terbiyesinden geçerek de manevi ilimleri tahsil etmiştir.

    Efendi hazretleri medreseye devam ederek Müderris Mehmed efendi’den icazet alan, ledün ilmini şeriat ilmiyle birleştirerek “ Zülcenaheyn “ ( çift kanatlı olan) genç veli bu yolda kendilerinden faydalandığı Enbiya- Zade Mehmet Hilmi ve müderris Mehmet efendi gibi üstadlarına hayatları boyunca canı gönülden hizmet ve yardımdan geri durmamış, dua ve himmetlerini almıştır.

    Gençliğinde Allaha olan aşkı ve ibadete olan düşkünlüğünden dolayı sürekli ibadet etmek isteyen ve geceleri uyumaktan şikayet eden efendi hazretleri bu durumu şöyle anlatıyor; Ya rab, neden geceyi yarattın sanki? Uyumayıp hiç durmadan sana ibadet etseydik derdim.

    Ancak medreseye başladıktan sonda, Kur’an la olan meşguliyeti neticesinde gecelerin yaratılmasının hikmetini anlamış ve bu düşüncesinden vazgeçerek Allahın her yaptığının hikmetli ve yerinde olduğunu teslim etmiş ve tevekkülünü derinleştirmiştir. Son zamanlarında bazen uyuklar oluşunu gençliğindeki bu hadise dolayısıyla kendisine ilahi bir işaret olduğunu belirtmiştir.

    İskilip’te ve Kastamonu’da uzun yıllar medrese tahsili gören İbrahim Ethem, Cıncıllı Mehmet hocanın ders halkasında bulunmuştur.

    İskilip’te Şeyh Ethem diye bilinen İbrahim Ethem hazretleri, Gümüşhaneli ve Seydişehirli gibi büyük veliler ile görüşmüş olan büyük mutasavvıf Fazlullah Rahimi’den Mesnevi dersi almıştır.

    İbrahim Ethem hazretleri, gençliğinde Mesnevi’yi okumayı çok istemiş, bunu kendisine okutacak ehil insanlar aramıştır. İbrahim Ethem hazretleri Allaha yalvararak ” Ya rab. Eğer bana mesneviyi okutacak kimse kalmadı ise, sen öyle bir kimse yarat. Sen her şeye kadirsin allahım “ diye dua eder.

    Bu sıralarda İskilip’in mal müdürünün kayın pederi olan büyük mutasavvıf Fazlullah Rahimi hazretleri İskilip’e gelir.İskilip’te vakit namazlarını kıldığı Ulu caminin müezzinine :” oğlum buralarda sohbet yapılabilecek bir Allah dostu yokmu? “ diye sorar. Müezzin efendi Fazlullah Rahimi’yi tanıdığı meşahıyla görüştürür. Efendi bunların yeme içme şeyhi olduğunu, kendisinin ise gönül ehli birisini aradığını söyler.
    Müezzin efendi: “ Buralarda İbrahim Ethem adında genç bir şeyh daha var. İsterseniz sizi onunla görüştüreyim “ der.

    Fazlullah Rahimi Hazretleri teklifi kabul eder. Müezzinle birlikte İbrahim Ethem hazretlerinin evine gelirler. Fazlullah Rahimi Hz. Kapı açılıp İbrahim Ethem efendiyi merdivenin başında görünce müezzine “ ben aradığımı buldum “ diyerek gitmesini işaret eder. Fazlullah Rahimi yukarı baka baka merdivenleri çıkar. Efendi ile karşı karşıya gelince onu tepeden tırnağa kadar süzer; iki elini sonuna kadar açarak “ ohh işte ben böylesini arıyordum” diyerek Ethem efendiye muhabbet ile sarılır.

    Bir süre konuşup görüştükten sonra Fazlullah Rahimi, Ethem efendiye “ Ben sana Mesneviyi okutmaya memurum, yalnız bana asla itiraz etmeyeceksin, hiç bir izahıma mukabelede bulunmayacaksın.“ der. Efendi ne zamandır arzuladığı şeye kavuşmuştur. Memnuniyetle “ tabi efendim “ mukabelesinde bulunur.

    Okumaya başlarlar. İlk başlarda Fazlullah Rahimi’nin beyitleri şerh ederken verdiği manalar, efendinin hiç içine sinmez. Hep itiraz edesi gelir, kendisini zor zabdeder. Fakat zaman geçtikçe bu manalara kalbi yatışır, ruhu alışır. Aradan altı ay geçer. Mesnevinin son kısımlarına yaklaşmışlardır. Bir gün mesnevinin anlaşılması zor bir beyit’in olduğu noktaya gelip dururlar. Ethem hz. bu beyit hakkında “ efendim, buna şöyle bir mana verilebilir mi? “ demesi ile birlikte Fazlullah Rahimi birden bire susar, öylece kalır ve daha sonra “ tamam! Artık benim vazifem bitti! “ der. Ethem efendinin “” aman efendim ben öyle demek istememiştim, beni bırakıp gitmeyin” gibi çabaları sonuç vermez. Mesnevi dersi nihayete erer.

    Ayrılık vakti geldiğinde, Fazlullah Rahimi hz. Ethem efendiye şunları söyler: “ oğlum ben bu asırda yaşamış beş büyük veli ile görüştüm. Beşincisi sensin. Sen zamanın feridi ( teki ) olacaksın. Tuttuğun bu yolun en yüksek mertebesine ulaşacaksın.” İbrahim Ethem hazretleri bu müjdeyi daha önce rüyasında Gavs-ı Azam’dan da ( Abdulkadir Geylani’den ) almıştır.

    Mesnevi zevkine eren İbrahim Ethem hazretleri, sohbetlerinde Mevlana’dan beyitleri okur ve açıklamasını yaparmış. Ayrıca efendi Farsça ve Arapça’ yı iyi bilirmiş.

    YAŞADIĞI YERLER VE İRŞAT FAALİYET’LERİ :

    İbrahim Ethem hazretleri çocukluk ve gençlik yıllarını İskilip’in Büyüktaş mahalle’ sindeki iki katlı ahşap bir evde geçirmiştir. Bu ev oldukça büyüktür. Aynı zamanda tekke olarak kullanılmaktadır.

    Evde misafirsiz gün geçmezdi. Kimi efendiyi görmek, kimi intisap etmek için, kimi sohbete katılmak için, görüp duasını almak için çeşitli vilayetlerden akın akın buraya gelirdi.

    İbrahim Ethem hazretleri yaşadığı çevrede çok sevilen, güvenilen, inanılan ve hükmüne razı olunan bir insandı. Bu sebeple toplumsal barış ve huzurun sağlanmasında önemli bir yere sahipti.

    İbrahim Ethem hazretleri gerek toplumsal huzuru sağlamak, gerek İstiklal mücadele’sine halkı teşvik etmek, gerekse irşat vazifesini yapmak üzere çeşitli vilayetlere ziyaretlerde bulunmuştur.

    İbrahim Ethem hazretleri; milli Mücadele’nin başladığı sıralarda Çubuk ve Kızılca hamam taraflarına irşada gelmiş bulunmaktadır. Ankara vali vekili Yahya Galip Kargı ile o zaman Ankara müftüsü olan Rıfat Börekci’nin daveti üzerine Ankara’ya gelip kendileri ile görüşmüş sonra dönmüştür.Yayılma istidadı gösteren isyan kımıldanmalarını yumuşak ve tesirli öğütleri ile derhal yatıştırdığı ve halkı milli Mücadele’ye iştirak ettirdiği gibi; düşman istilasından korkanlara’da düşmanların bozulup gideceklerini haber vererek büyük bir kuvvet ve sükunet kaynağı olmuştur. O Milli Mücadelemizin adı bilinmeyen sayısız kahramanlarından birisidir.

    Milli Mücadelenin başarıyla sonuçlanmasından sonra Ethem efendiye Hacı Bayram Dergahı Postnişinliği tevcih edilmek istenilmişse de kabul etmemiş ve serbestliği tercih etmiştir.

    Menemen hadisesinden sonra olayın failleri bulunması için kurulan İstiklal mahkemesinin yanlış bir kararı ile İbrahim Ethem hazretleri tutuklanır ve Çubuk hapishanesinde üç ay kalır. Ethem efendi hamd ile irşat vazifesine burada da devam eder. Üç ayın sonunda Atatürk’ün durumdan haberi olur. Ankara valisi ve Emniyet müdürü ne kızarak “ efendiyi derhal serbest bırakmalarını, onun İstiklal harbinin kazanılmasında çok büyük hizmetlerinin olduğunu “ söyler. Bunun üzerine efendiyi hemen serbest bırakırlar.

    Atatürk, Ethem efendi ile görüşmesinde ona gayrimenkul ile makam vermek teklifinde bulunmuş. Bunları kabul etmediğini görünce bir tekke açma teklifinde bulunmuştur. Efendi hazretleri ise teklifleri kabul etmemiş ve:“ İstemem Paşam, ben tekkelerin kapatılması için dua ediyorum, çünkü tekkeler iyice bozuldu, amacından saptı “ cevabını verir.
    Gayrimenkul ve makam tekliflerine ise: “ Olmaz paşam, kabul edemem. Fakirin burada zerre kadar emeği yok. Milletin malını, hakkını, hak etmediğim bir şeyi nasıl kabul ederim. Hak etmediğim bir şeyi de sizde bana veremezsiniz demiştir. Ethem efendinin bu cevabı Atatürk’ü sevindirir. Efendinin bu hediyeleri kabul etmemesi karşısında hayretler içinde kalan Atatürk ; “ Madem öyle ben sana bir izin belgesi vereyim. Sen Türkiye’nin neresinde olursa olsun istediğin gibi faaliyet göster. Kimse sana dokunamaz “ diyerek mukabelede bulunur.
    Daha sonraki değişik zamanlarda da Atatürk tarafından köşke çağrılarak kendisi ile dini konularda görüş alış verişinde bulunulmuştur. (1)

    Milli mücadele yıllarından bu yana Ankara’ya sık sık gelen Ethem efendi 1951’de Ankara’ya geldiğinde buraya yerleşmeye karar verir. M. Asım Köksal beyin teklifi ile Keçiören’de bir arsa satın alır. Buraya üç katlı bir ev yaptırarak yerleşir. Asım Köksal beyde kendi arsasına bir ev yaptırarak Ethem efendiye komşu olur.

    Efendi hazretlerinin İskilip’teki yaşam tarzı 1963 senesine rastlayan vefatına kadar bu evde aynen devam eder.

    SİYASET HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ:

    İbrahim Ethem hazretleri günlük yaşantısında, mecbur kalmadıkça ehli dünya ile sohbet etmekten ve beraber olmaktan uzak dururdu. Dedikodu ve gıybet yapılan meclislerde oturmazdı.

    Efendi hazretleri bir Cuma günü hacı bayram’da Said Nursi ile karşılaşır. Said Nursi’ye ; “ Evlen, otur, mazbut bir hayatın olsun. Hükümetle uğraşma, ibadetine devam et.” Diyerek tavsiyede bulunur. Said Nursi “ hapishaneden çıkamıyorum ki, halimi görüyorsun. Nasıl evleneyim.” cevabını verir.

    Adnan menderes’in kurduğu partide aktif olarak çalışan bir müridi İbrahim Ethem hazretlerini ziyarete geldiğinde efendi hazretleri ona yaşadığı bir olayı şöyle anlatır. “ oğlum; geçen hafta Çankırı valisi ile Celal Bayar beni ziyarete geldiler. Seçimleri kazanmak için fakirin dua etmesini istediler. Bende İnşallah dedim. Onlar gittikten sonra iki halk partili geldi. Onlarda aynı istekte bulundular. Ben yine İnşallah dedim. Onları’ da gönderdikten sonra ikindi namazını kılıp, şöyle dua yapmayı düşünüyordum; Allah’ım hayırlı olanını ihsan et. İkindi namazını kılıp selam verir vermez aniden iki koluma iki kuvvet çullandı. Beni yüz üstü kapaklandırdılar. Yerimden kımıldayamıyordum. Ter içinde kalmıştım. Ölecek gibi oldum. Görmediğim bir el önüme bir ağaç tomruk koydu. Bir testereyi elimin üzerine koyarak şuradan mı keselim, şuradan mı keselim diye testereyi elimin üzerinde gezdiriyordu. Testerenin dişleri tenime batıp çıkıyordu. Önümde yere yakın bir pencere vardı. Zoraki başımı kaldırıp pencereden ufuklara bakar gibi oldum. Tam o sırada, Peygamberimiz ( S.A.V.) mübarek elleri ile işaret ederek; “ Bırakın bu kadarı Ethem’e yeter” dedi.O iki kuvvet ellerini üzerimden çektiler. Yavaş yavaş doğrulur gibi yapıp, sağ tarafıma baktım ki ne göreyim! Seyyid Abdul Gadir Geylani Hazretleri, sol tarafıma baktım ki Seyyid Ahmet Rufai Hazretleri dikiliyordu. Abdul Gadir Geylani hazretleri sert bir şekilde; “ oğlum, sen kime dua edecektin ?” deyip ikisi de gözden kayboldu. Tam kırk gün gece – gündüz ağladım. Az kalsın velayet elimden alınacaktı. Sen nasıl oluyor da bizzat politikanın içine giriyorsun diye beni uyandırdılar.

    İbrahim Ethem hazretleri bir müridine: “ 27 Mayıs ihtilal’ından sonra,Adnan Menderes’in idam edilmemesi için gece, yüce alah’a duada bulunduğunu ifade ederek; şöyle devam ediyor. Ey Allah’ım Adnan senin Habib’inin atalarından birinin ismi. Onun hatırına Adnan menderes kulunu kurtar, onu bağışla, diyerek duada bulundum. Yüce rabbim kalbime; Kulum onun şehit olmasını, ahirete temiz gelmesini istiyorsan dua etme. Ben onu şehit yapacağım. Onun büyük bir hatası var. O hatanın affedilip temizlenmesi için, şehit olabilmesi için idam edilmesi gerekir. Fakir’de emr-i ilahi’ye boyun eğerek; Ya rabbi sen daha iyisini bilirsin dedim.

    İbrahim Ethem hazretleri ile Atatürk arasında şöyle bir olay geçer: Atatürk İbrahim Ethem hazretlerini yanına çağırtır ve ona; “ Sen ne iş yaparsın?” diye sorar. Efendi hazretleri de hiç fütur etmeden; “ Paşam ben şeyhlik yaparım “ der. Atatürk “ Nasıl şeyhlik yaparsın, insanlara ne anlatırsın.” diye sorar. Efendi hazretleri “ İnsanlara doğruyu söyler, İslam’ın hükümlerini öğretir, Allah ve Resulünün istediği gibi yaşamalarını tavsiye eder, onlara zikir yaptırırım.” diye cevap verir. Peki, başka şeylere karışmaz mısın? Mesela devlet işleri, siyaset gibi şeylere.Efendide “ hayır Paşam. Ben öyle şeylerden anlamam. Bu gibi şeyler sizin işinizdir. Benim işim budur” der.

    TASAVVUF ANLAYIŞI:

    İbrahim Ethem hazretlerini gören ve tanıyan herkes, insanı hemen tesiri altına alıveren manevi heybetinden ve kendisi ile tanışan herkesi sarıveren sevimliliğinden bahsederler. Efendi’nin şahsiyeti ve vakarı karşısında her türden ve her kimlikten insan, ona ister istemez hürmet eder, sayısız insan onun sayesinde hidayete erer.

    M. Asım Köksal, efendi hazretlerinin evindeki bereketi şu şekilde anlatıyor; “ Efendi’nin evine her zaman ziyaretçiler gelir, efendide onları daima en iyi şekilde ağırlamaya çalışırdı. Sofrası her zaman misafirler ile dolu olurdu. Ortaya bir miktar yiyecek gelir, ben “ acaba bu yiyecekler misafirlere yetecek mi? “ diye merak ederdim. Yemekler yenir ve doyulur, fakat sofradaki yiyecek pek azalmazdı.

    Efendi hazretleri ders halkasına katılanlara şöyle derdi: “ Tasavvufa intisaplı olduğumuzu ne kadar gizli tutarsak o kadar iyi olur. Hatta evdeki hanımımız dahi bilmese daha iyi olur. Maneviyatımızı ne kadar gizlersek o kadar çabuk ilerler, yükselir ve derecemizi artırırız. Manevi hallerimizi gizlemezsek bu halleri taşıma gücü ve kuvvetini kazanamayız. Dışarı sızdırırız, manevi halimizi kaybeder daha ileri gidemeyiz. Bu sebepten dolayı keramet gösterme gibi olağanüstü haller görüntüsünü büyüklerimiz hoş görmemişler, müsaade de etmemişlerdir. Bizler ancak yokluk duygusu içinde, devamlı kalbimiz kırık, gözümüz yaşlı bir halde yüce Allah’a tevazu ve niyazda bulunarak Rıza-i ilah-iye’sini kazanmak için çaba göstereceğiz.

    İBRAHİM ETHEM HAZRETLERİ’NİN M. ASIM KÖKSAL İLE TANIŞMASI:

    1951 Yılında Ankara’nın Cebeci semtinde oturmakta olan Pakize Hanım ( İbrahim Etem Hazretlerinin akrabası) , evinde mübarek bir insan olduğunu söyleyerek karşı evdeki komşusu Asım beyi evine davet eder. Davete icabet eden M. Asım Köksal bir kış günü efendi hazretleri ile karşılaşır. Oda küçük, sobalı ve basıktır, ancak içeri girer girmez Asım Köksal’ı büyük bir huzur ve ferahlık hissi kaplar. Efendinin huzurunda büyük bir manevi saadet duyar, daha ilk görüşmede, kalbinde ona karşı muazzam bir sevgi ve bağlılık duygusu belirir. Maneviyat ve muhabbet dolu beraberlik geç vakitlere kadar sürer.

    Komşunun evinde efendi hazretleri ile Asım Köksal’ın buluşmaları 6-9 ay kadar sürer. Her gün geç vakte kadar başka birinin evinde oturmak sebebi ile Asım Efendi doğal olarak utanır ve sıkılır olmuştur. Yine bir gece evden ayrılırken yine bu his içindedir. Bu sırada efendi hazretleri elini omzuna koyar ve :” oğlum! Benim burada ve bu evde ne işim olduğunu zannediyorsun? Ben manevi bir işaretle, seni yetiştirmek için İskilip’ten Ankara’ya bu eve geldim. Sen buraya sıkılmadan her gün geleceksin.” buyurur.

    Asım Köksal, İbrahim Ethem hazretlerine karşı derin bir muhabbet duymaktadır. Ancak gönlünde bir velinin muhabbeti daha vardır ki o da M. Sami Ramazan oğlu hazretleridir. Bu iki veli den hangisine intisap edeceğine bir türlü karar veremez. İstihare yapmaya karar verir. İstihareden sonra İbrahim Ethem hazretlerine intisap eder.

    Efendi hazretleri 1951’de Ankara’ya yerleşir. Böylece Asım bey 12 sene boyunca efendi hazretlerinden ders alır.

    Bir gün İbrahim Ethem hazretleri, Asım bey’e ;” oğlum! Bende her fani gibi bu dünyadan gideceğim. Ben vefat edince yerime sen geçeceksin. Vazifeyi sen yürüteceksin.” der. M. Asım Köksal:” Efendim, malumunuz ben çok meşgul bir kimseyim. Resmi ve ilmi çalışmalarım var. Eğer uygun görürseniz, ihvan kardeşlerimizden birisi uygun olur mu?” deyince efendi:” Oğlum bu benim elimde olan bir şey değil. Bana manen böyle emredildi.” Cevabını verir. Bunun üzerine Asım Köksal sukut etmek zorunda kalır.

    İbrahim Ethem hazretleri, Dursun Güler beye şunları anlatmıştır. “ Oğlum Yüce Allah beni İskilip’ten Ankara’ya Asım Köksal’ı yetiştirmek için gönderdi. O çok güzel bir şekilde yetişti. Kendisinde üç güzel özellik vardı: İlim sahibi olması, cömert olması, güzel ahlak sahibi olması. Bu özellikleri olmayan kimse mürşit olamaz.

    Kendisi çok zor imtihanlardan geçti. Bu imtihanlar sonunda üzerimizdeki görevin ona verilmesi işaret edildiğinden bir gece kendisine ‘ hilafet duası ‘ yaptık. Dua sonunda M. Asım Köksal yanıp tutuşmaya başladı. Bu hal kendisinde iki sene devam etti. Halk arasında hakk’a vuslata erdirildi. Dışı halk ile içi tamamen maneviyatla dopdolu olarak ‘ Halvet Der Encümen’ şeklinde yetişti. Görev kendisine verildi.

    Asım Köksal, İbrahim Ethem hazretlerinin vefatına kadar 12 yıl boyunca yanından ayrılmadı. Bütün sıkıntılarını, efendi hazretlerinin tavsiye ve dualarıyla üzerinden attı. Efendinin maddi ve manevi sohbetinde yetişti, olgunlaştı ve kemale erdi.

    İBRAHİM ETHEM HAZRETLERİNİN VEFATI:

    Hayatının tamamını, gönüllere Allah ve Peygamber sevgisini aşılamak, ibadet zevk ve neşesini tattırmakla geçiren bu büyük veli, bu büyük ve kamil insan; 1382 yılı ramazan’ın 11’ine rastlayan 6 Şubat 1963 Çarşamba günü, acil tedavi için kaldırıldığı Ankara hastanesinde, teyemmüm ederek akşam namazını ima ile kıldıktan sonra Allah diye zikir çekerek dünyamıza gözlerini kapamıştır.

    Efendinin vasiyeti üzerine cenazeyi veliyullahtan bir zat olan Kasım efendi yıkar.
    Kasım efendi;” İbrahim Ethem hazretlerini yıkarken, evinde başucunda bulunan on iki kişinin orada da hazır bulunduğunu ve efendi’yi kabre koyup üzerini örtünceye kadar on iki Piran Hazerat’ı başından ayrılmadı.” diye yaşadıklarını anlatmıştır.

    Perşembe günü ikindi namazını müteakip Hacı Bayram camii’nde cenaze namazı kılındı. İbrahim Ethem hazretleri Ankara’daki Asri mezarlığın 194 ada, 176 parselinde bulunan mezara defnedildi.
    Gasledilirken ve defnedilirken yanında bulunanlar efendi hazretlerinden buram buram gül kokularının yayıldığını söylüyorlar.

    Kabri başına Asım Köksal efendi tarafından şöyle yazılmıştır:
    Meftun burada kamil insan
    Mensup-i şah-i Gavs-i Geylan
    İbrahim Ethem İskilipli
    Allah deyip etti azm-i Yezdan

    KAYNAKLAR:
    - Eraydın, Selçuk Tasavvuf ve tarikatlar
    - Pakalın, Mehmet Zeki Osmanlı tarih deyimleri ve terimleri sözlüğü
    - Şamil İslam ansiklopedisi
    - Öztürk, Prof. Dr.Y. Nuri tasavvufun ruhu ve tarikatlar
    - Kara, Mustafa tasavvuf ve tarikatlar tarihi
    - Köksal, A.Cüneyt M. Asım Köksal hayatı ve hatıraları
    - Güler, Dursun İskilipli İbrahim Ethem Gerçekoğlu Hz.( basılmamış eser)
    - Köksal, M. Asım “ Kaybettiğimiz kamil insan İbrahim Ethem”
    - Gerçekoğlu’nun mezarı başında – Diyanet aylık ilmi dergi C.2, S. 3-4
    - Altundaş- Hayrani, tasavvuf tarihi ist. 1991
    - (1) torunu İzzettin Galip karaman

    Mustafa Yolcu- Ankara
    28.10.2008

    Yanıtla

  27. Posted by Melike on Kasım 22, 2008 at 5:07 pm

    yaaaaaaaaaa bana haccla alakali bir siir lazim hatta 2 3 4 tane olsa daha iyi acil lütfen yardim

    Yanıtla

  28. S.ENİS EROL. KONU:EDEB
    Rahman ve Rahim olan yüce Kudretin adıyla …¦

    Bugünkü sohbetimiz edep mefhumunun zarafeti ve tasavvuftaki önemine değineceğiz. EDEB başlı başına bir güzellik ve sahibini ayrıcalıklı kılan kemal bir haslettir.

    Öyle ki diken gibi pek bir çekiciliği olmayan bir nesnenin gülle taçlanması durumunda, hoş görünmesine ve kabul olmasına vesile olur. İşte edepte aynen gül gibidir, sevildiği için sevdirir ve zarif olduğu içinde zarafet katar

    Bu yüzdendir ki tasavvufta edebe çok önem verilmekte ve temel taşı olarak kabul edilmektedir, sevgili sultanımız seyyid Muhammed Raşit hz.leri rahmetullahi aleyhi şöyle buyurmuşlardır “Nakşibendi tarikatı edep üzerine inşa edilmiştir” temel edep vurgusundan sonra buradan çıkarmamız gereken ders çok önemli ve çok değerlidir., her adımımızın ve her hareketimizin temeli edep olması gerektiği noktası vurgulanmıştır. nasıl ki;temelsiz bir bina inşa edilemeyeceğini veyahut temelsiz yapıların ne kadar cılız ve zayıf olacağı idrak edebiliyorsak, yaptığımız her amelin de çürük yapılar gibi olmaması için sağlam bir zemin üzerine oturtmak gerekmektedir. öyleyse bizde Yolumuzun rehberlerinin işaret ettiği gibi her işimizi edep nakışıyla süslemeli ve ona göre hareket etmeliyiz ki murad olunanın hasıl olması için ; muratdan kasıt tam istifadedir Bu büyük kapıdan tam istifade için edeple girilmesi gerekir. Sitemizin sloganında da büyüklerimizin buyurduğu gibi “edeple gelen lütufla döner”

    Hz. Mevlana çok daha derin ifade etmiştir edebi “kalbim”‘iman nedir’ diye aklıma sordu. Aklımda kalbimin kulağına ‘iman, edepten ibarettir.’diye fısıldadı.onun için edepsiz kimseler,yalnız kendisine kötülük etmiş olmaz.o belki edepsizliği yüzünden bütün dünyayı ateşe vermiş olur. Büyüklerden bir zat edebin önemini çok daha farklı bir boyutunu dile getirmiş çok güzel bir güzel vecizeyle şöyle buyurmuştur“edep bir taç imiş nur’i hüda dan giy o tacı emin ol her beladan”,demek ki insan günlük hayattaki yaşantısını edep kalkanıyla çevrelediği zaman daha güvenli ve daha rahat edeceğini ifade edilmektedir.Edep sırf insanın Büyüklerden bir zat edebin önemini çok daha farklı bir boyutunu dile getirmiş çok güzel bir güzel vecizeyle şöyle buyurmuştur“edep bir taç imiş nur’i hüda dan giy o tacı emin ol her beladan”,demek ki insan günlük hayattaki yaşantısını edep kalkanıyla çevrelediği zaman daha güvenli ve daha rahat edeceğini ifade edilmektedir.Edep sırf insanın uhrevi hayatını değil aynı zamanda dünyevi hayatınada faydası ve bereketi vardır.Bu nedenle insan mutlu ve rahat bir hayat istiyorsa ,edebi; dünyevi hayatının mutluluğu ve rahatı için hayatına tatbik etmeli ve ona göre hareket etmelidir.

    Yunus Emre’nin şu sözleri konumuzun toparlanması açısından çok güzel bir dörtlük ”İlim meclisine vardım, kıldım talep/ İlim ta gerilerde kaldı, İlla edeb, illa edeb görüldüğü gibi illa edeb illa edeb” iki cihanda bahtiyar olmanın sırrı edebi hayatımızın her anına her tarafına yaymakla ancak mümkün olur.
    Rabbim bizi edep ve takva sahiplerinden eylesin..

    Yanıtla

  29. Posted by ömer on Aralık 8, 2008 at 9:36 am

    Es- Selamün Aleyküm’

    Menzili menzil kılıp giden ve gelen aşıklar, yazılarınızla, şiirlerinizle edebe ve adaba layık yanmışlar. .

    Her daim hatta her vuslatta yüzünüze aşk meşrebini bulayan Allah a hamd ve senalar olsun. Allah sizden razı olsun.

    —vesselam–

    Yanıtla

  30. MUHSİN YAZICIOĞLU’NA

    YİĞİT İNSAN

    Artık üşümezsin
    Artık düşünmezsin
    Açlık yok uykusuzlukta
    Artık ebedi alemdesin

    Mamağın zulmü çok
    Olanları unutmak yok
    Askıda omzunda yastık
    Artık sana zulüm yok

    Bir nöbetti bu dünya
    Senin nöbetin bitti
    Onurla yaşadın burda
    Uğurlar olsun dünya

    İnsanoğlu bu dünyada
    Her zaman imtihanda
    Yiğit Muhsin imtihana
    İman etti yiğit gitti

    YİĞİT İNSANA

    Bir alim demişki:

    Gam değildir gide dünya kala din
    Gam odurki kala dünya gide din.

    Yiğit Muhsin Gam değildir gide dünya kala din’i seçenlerden idi.

    MUSTAFA YOLCU – ANKARA

    Yanıtla

Bu yazıya cevap ver