Haber-Gündem

CUMHURBASKANINI HALK SECECEK

Baþbakan Erdoðan, “367″ tartýþmalarý nedeniyle gerginliðe malzeme olan Cumhurbaþkanlýðý seçimlerinin bundan sonra halk tarafýnda yapýlacaðýný açýkladý.
Cumhurbaþkanlýðý seçimlerini “367″ tartýþmalarýna neden olmasý ve hatta Genelkurmay Baþkanlýðý‘nca muhtýra dahi verilmesi ve Anayasa Mahkemesi tarafýndan birinci turu iptal edilmesi üzerine halkýn seçmesi kararýný doðurdu.Millete gitmenin en isabetli yol olarak göründüðünü belirten Erdoðan cumhurbaþkanlýðý seçimiyle ilgili olarak þunlarý söyledi:. Anayasa mahkemesinin verdiði kararla parlamenter sistem bloke edilmiþtir. Azýnlýnlýðýn çoðunluða tahakkümüne son verecek yol cumhurbaþkanýný millete seçtirmektir. Ýki turlu seçimle. Bunun için giriþmlere baþlayacaðýz. Baþta anayasa deðiþikliði olmak üzere ne gerekiyorsa yaðacaðýz. Eðer parlamentoda cumhurbaþkanlýðý seçilemezse bu konuyu millete götüreceðiz.”Baþbakan Erdoðan, cumhurbaþkanlýðý konusunda 5+5 formülüne de destek verdiklerini açýkladý. Erdoðan, genel seçimlerin de 4 yýlda bir yapýlacak þekilde yasal düzenlemeye gidileceðini ilan etti.

Dunyabulteni

 Tarih: 02.05.2007  Hit: 188

TUT BİZİ EY ORUÇ!

Hayatın dağdağasında kaçımız dağılmaktan korunabiliyoruz ki?
Aklımız dağılıyor. Düşüncemiz dağılıyor. Duygularımız dağılıyor. En beteri hayatımız dağılıyor. İç bütünlüğümüzü kaybediyoruz. Yani, kendimizi kaybediyoruz. Kendimizi kaybedince, insanı da, hayatı da, eşyayı da kendi bütünlüğü içinde göremiyor, okuyamıyor, algılayamıyor ve anlayamıyoruz.
Parçanın parça olduğunu gözden kaçırıyor, parçayı bütün sanıyoruz. Parçayı bütün sanmak, hem parçaya hem bütüne haksızlık oluyor. Zira parçadan bütünün rolünü üstlenmesini bekliyoruz. Parça bu ağır yükü kaldıramıyor. Sonuçta, parça ile bütün arasındaki kopmaz ilişkiyi gözden kaçırıyoruz. Varolan irtibatı dağılan ve dağıtan tasavvurumuzla biz koparıyoruz.
Parçayı parça olarak görseydik parçanın altında ezilmeyecek, parçadaki olumsuzluğa takılıp bütündeki güzelliği fark edecektik. Parçada “şer” gibi görünenin bütünde “hayır” olduğunu anlayacaktık. Parçada zeval suretinde tecelli edenin bütünün kemalinden kaynaklandığını fehmedecektik.
Bu yüzden gündelik yaşıyoruz. Günü yaşamakla gündelik yaşamak arasında sera ile süreyya arasındaki fark kadar fark var. Gündelik yaşamak, “mutlak zamanı” (dehr) gözden kaçırmak demek. Gündelik yaşamak, zamanı aşan bir zamanın olduğunu fark etmemek demek. Gündelik yaşamak, organizmaya teslim olup ruhu teslim almaya kalkışmak demek.
Arif “vaktin çocuğu”dur, “günün çocuğu” değil. Gündelik yaşayanlar, hayatı kendi bütünlüğü içinde göremezler. Hayatı kendi bütünlüğü içinde göremeyen, hayatın çok mertebeli bir hakikat olduğunu, kendi yaşadıkları hayat basamağının, birçok mertebeden sadece biri olduğunu fark edemezler. Yaşadıkları mertebeyi hayatın bütünü sanırlar. Parçayı bütün sanan herkes gibi cezalandırılırlar. Cezaları, bir ömrü bir gün kadar bereketsiz yaşamaktırGündelik yaşayanlar, zamanın esiri, hatta oyuncağı olurlar. Esirin ruhu var, oyuncağın ruhu yoktur.

Günün getirdiklerine maruz kalırlar. Git gide günlükten anlık yaşamaya geçerler. Kendilerine bakteri muamelesi yaparlar. Tepkileri, sevgileri, aşkları, nefretleri, ilgileri, dikkatleri, rikkatleri, iradeleri, sevinçleri ve hüzünleri anlık veya günlüktür.
İşte bir ömrü bir gün kadar bereketsiz kılmanın formülü budur. Kur’an, bu tiplerin ahiretinden bir pencere açarak şu diyalogu nakleder:
- Dünyada ne kadar kalmıştınız?
- Bir gün ya da bir günün yarısı kadar?
İşte bereketsizlik dediğim şey de bu. Bir ömür yaşayacaksınız, ama bir gün kadar bereketsiz geçecek.
Peki, bunun tersi de mümkün mü?

Elbette, bir günü-geceyi bir ömür kadar bereketli yapmak mümkündür.

İşte Ramazan, bize bir geceyi bir ömür kadar bereketli yapmanın formülünü sunan ilahi bir imkândır.

Ramazan bize dağılmışımızı toplamak için gelir. Başta kendimizi toplamayı öğretir. Aklımızı, duygu ve düşünce dünyamızı, ruh ve hatta bedenimizi toplamayı öğretir.

Ramazan bize parçamızı bütünlemek için gelir. Parçaladığımız hakikatin hakikat olmaktan çıktığını öğretir. Mukayyet zamanı mutlak zamana dikmemiz için elimize bir gök iğnesi tutuşturur. Nasıl ki namaz dünya astarını ahiret atlasına günün beş yerinden dikme talimiyse, oruç da bunun yıllık talimidir.

Ramazan bize unuttuklarımızı hatırlatmak için gelir. Başta kendimizi unuturuz. Ramazanın en çok hatırlattığı da kendimizdir. En büyük amacı ise “şahit olan ben” idraki inşa etmektir.

Şahit olan ben, şehadet kelimesini sadece diliyle okumaz, varlığıyla okur. Sadece okumakla kalmaz, kelime-i şehadet onun varlığında okunur. O artık hem okuyan, hem okunandır. Hem şahit olan, hem şahit olunandır. Kendisi bu mübarek kelimenin yazılı olduğu fiili ve aktif bir levha olur. İşte o zaman her bir hücresi şu gerçeği haykırır: Biz bu cihana sahip olmak için değil, şahit olmak için geldik.

Ramazan bize kaybettiklerimizi buldurmak için gelir. En çok kaybettiğimiz de kendi benliğimizdir. Sahi, kendini kaybeden neyi kazanır ki? “Ben” demeyi hak edecek bir ben idrakine ulaşmayanın “benim” demesi ne kadar da gülünçtür. Böyle birinin “benim” dediği hiçbir şey gerçekte kendinin değildir. O yoktur ki, onun olsun.

İşte onun için hakikat şudur:

Oruç bizi tutar. Oysa biz, orucu tuttuğumuzu sanırız. Bir yere kadar doğrudur. Zira orucu gerçekten tutanları oruç da tutar. Dik tutar, diri tutar, kendinde ve agâh tutar.
Ve işte tam bu nedenle: Oruç tutmak kendini tutmaktır.

Ramazanınız mübarek olsun” demeyeceğim. O zaten öyledir. Ramazan bizi mübarek kılsın.

Sami Hocaoğlu

5 Yanıt to this post.

  1. Posted by NURULLAH KAYRAN on Ağustos 8, 2007 at 10:09 am

    RECEP ABEDE OLMASAYDI ŞİMDİ TÜRKİYE KAFİRLERİN ELİNDE OLMUŞ OLACAKTI

    Yanıtla

  2. İYİKİDE RECEP TATİP ERDOĞAN KAZANMIŞ EĞER KAZANMASAYDI BAŞ ÖRTÜYÜ SUÇLUYACAKLARDI VE BUDA ALLAHIN VERDİĞİ EMRE KARŞI ÇIKACAKTILAR YAZIK OLACAKTI ARKADAŞLAR KIZLAR İNŞALLAH SİZDE BENİM GİBİ DÜŞÜNÜYORSUNUZDUR.

    Yanıtla

  3. Posted by Murat on Ekim 11, 2007 at 12:40 am

    Ama bir sey var Recep dürüst dayranmiyor. Cünkü ortak ordu Holdinglerin adlarini söylemiyor bunlarda Yimpas veya kombasan holdingler.
    Binlerce Müslümamlar Yimpasa veya Kombasana holdinglere para yatirdi ve Recep diyorku bana mi sordun yatirdin diyor bir devlet olarak el koymüyor bu ise. Ve Recep gibi insanlarin yüzünden dinimis zarar göruyor yazik.
    Insanlar cok kötü bir durumda ama onlarin ruhu duymuyor.
    Bunu yazmak istedim böyle düsünuyorum.
    Hakkinisi Helal edin.

    Allaha emanet olun

    Yanıtla

  4. Posted by pınar zeynep on Şubat 22, 2009 at 3:43 pm

    murat kardeşim sende mi yaa. bazı kendini bilmezlerin ispatsız yersiz iftira iddaları yüzünden recep tayyip erdoğana leke sürülüyor. ALLAH ondan razı olsun..

    Yanıtla

  5. Posted by M.NECATİ SERTÜRK on Nisan 3, 2009 at 12:11 pm

    sövene dilsiz,dövene elsiz
    derviş gönülsüz gerek .
    KARDEŞİM BU SAYFADAN İFTİRA DEDİKODU OKUMAK BENİ ÇOK ÜZDÜ MURAT EFENDİ DİKKAT;EFENDİMİZ S.A.V BUYURUYORLAR:HER DUYDUĞUNU SÖYLEMEN SENİN İÇİN YALAN OLARAK YETER.
    AYETİ KERİMEDE CENAB’I HAK”SİZDEN BİRİS ÖLÜ KARDEŞİNİN ETİNİ YERMİ TABİİKİ BUNDAN KISKANDINIZ ,ÖYLEYSE BAŞKALARININ ARDINDAN HOŞLANMIYACAĞI ŞEKİLDE KONUŞMAYINIZ.”

    Yanıtla

Bu yazıya cevap ver