Biraz mola inşaallah….
Haziran 19, 2008 1:09 pm (gündem)
Selamün aleyküm, sevgili ziyaretçiler.
Tatil dolayısıyla biraz mola veriyoruz inşaallah.
Allah’a emanet olunuz….
![]()
Haziran 19, 2008 1:09 pm (gündem)
Selamün aleyküm, sevgili ziyaretçiler.
Tatil dolayısıyla biraz mola veriyoruz inşaallah.
Allah’a emanet olunuz….
![]()
Nisan 20, 2008 9:52 pm (gündem)
Bu gün Semerkand Gençlik kollarının düzenlemiş olduğu Kutlu Gece proğramındaydık.
Efendim kimler vardı kimler…
Sayın ilahiyatçı Yazar Dr Dilaver Selvi hocamız, Muhabbet dolu Serdar Tuncer abimiz ve seviyeli esprileri ile bizlerin yüzünü güldüren Recep Demirkaynak vardı.
Bir de ev sahibi olarak muhabbet dolu ilahileri ile Hacegan ilahi grubu.
Allah cc. bu proğramı düzenleyenlerden ve iştirak edenlerden binlerce kez razı olsun.
O kadar güzel ve hoş bir gün geçirmemize vesile oldular.
Serdar Tuncer’in sunumu ile renklenen proğramda herkes çok hoş bir gün geçirdi.
Bu arada hayranlıkla takip ettiğm , neredeyse bütün kitaplarını okuduğum Dr. Dilaver Selvi hocamızdan da kendi ismimize hitaben duası ile imzalamış olduğu bir kitabı da kütüphanemize kazandırdık elhamdülillah
Ve Serdar Tuncer’in de imzalı cd’si de cabası..
Nisan 7, 2008 1:38 pm (gündem)
Şubat 18, 2008 3:00 pm (gündem)
(Efendimiz SAV bu ayda ölüm hastalýðýna tutulmuþtur) Safer ayýnda Levhi Mahfuz’dan birinci kat semaya 320.000 bela inmektedir. Bu belalar ve kazalar sene içine yayýlmaktadýr. Bir dahaki safer ayýna kadar bu 320.000 beladan birinin size isabet etmesinden korunmak isterseniz, aþaðýda tarif edilen namazlarý kýlýnýz, tesbihatlarý yapýnýz. Aile efradýnýza ve çevrenize de tavsiye ediniz. Bu namazlarý kýlanlarýn, bir dahaki sene ayný güne kadar (üzerine kat’i yazýlmýþ yani ALLAH’ýn Teâlâ’nýn C.C., senin üzerinde gerçekleþmesine kesin hüküm verdiði kazalar müstesna) kazalardan korunacaðý rivayeti vardýr. Safer ayýnýn ilk ve son çarþamba gününün gecesinde, yani salý gecesi kýlýnacak namazdýr; Safer ayýnýn ilk ve son çarþamba günü, öðlen ve ikindi namazý arasýnda kýlýnacak namazdýr;
-”Ýnsanda üçyüzaltmýþ mafsal vardýr. Her bir maf sal için bir sadakada bulunmasý gerekir. Mescidde topraða gömeceði bir balgam, yoldan bertaraf edeceði, bir engel… Bunlarý bulamazsa, kuþluk vakti kýlacaðý iki rek’at namaz!” Hadis-i Þerif / Ebu Dâvud, Edeb 172; (5242). -ALLAH Teâlâ hazretleri buyurdu ki: “Ey Ademoðlu! Günün evvelinde benim için dört rek’at namaz kýl, ben de sana günün sonunu garantileyeyim. ” Hadis-i Þerif / Tirmizî, Salât 346, (475). -”Kim kuþluðun bir çift (namaz)ýna devam ederse, deniz köpüðü kadar çok da olsa, ALLAH günahlarýný affeder.” Hadis-i Þerif / Tirmizî, Salât 346, (476). (Sadaka Cehennem ateþine perdedir.)
|
Şubat 12, 2008 12:34 pm (gündem)
Ocak 18, 2008 7:01 pm (gündem)
MALZEMELER;
YAPILIŞI;
Aşure ay’ ı geldi.. Bolluğu, bereketi ve paylaşımı çağrıştıran bir tatlıdır aşure.. tatlıların en şahıdır, en güzelidir ve ana malzemesi buğdaydır..
Hicrî takvimin ilk ayı olarak kabul edilirken, muharremin 10. günü ise aşure günü olarak kutlanır.. Kurban bayramından sonra gelen muharrem ay’ ının 10. günü pişirilip dağıtılır..
”Aşere ” sözcüğü arapçada 10 anlamına geliyormuş. İnanışa göre büyük tufanda Nuh peygamber ve yanındakiler gemiden 10 muharrem’de çıkmışlar. Karınlarını doyurmak için de gemide ne varsa arta kalanlardan bir güzel yemek pişirmişler.. Ve çok lezzetli bir şey çıkmış ortaya.. bize de bunu devam ettirmek kalmış..
Aşureye eski İstanbul evleride enaz yedi çeşit erzak konurmuş.. bazıları da kırk çeşit koyuyormuş ve kırkı tamamlayamayanlar da bir kaşık bal koyuyorlarmış nasıl olsa arılar kırk çeşit çiçegin tozunu almıştır diye..
Aşure piştikten sonra.. dagıtmadan önce, tencerenin önünde bir yasin suresi ve bir mülk suresi okunur.. Bir tabaga alınan ilk aşure dışarı gönderilmez, bereket getirsin diye evde alıkoyulur.
Eski bir Osmanlı gelenegine göre, pişirilen aşureden ilk kaşıga bakla tanesi isabet ederse..
bunu pek çok kimse ” bereket getirir ” diye ayırır.. siler, para kesesine koyarmış.
Bakla tanesi bir yıl kesede kaldıktan sonra, hükmü geçmiş sayılırmış..
Bugün evimize yiyecek maddeler alındıgında berektimizin de bol olacagı hadisi şeriflerde de geçmektedir..
Nasihatler.net
Aciz
Ocak 11, 2008 3:12 pm (gündem)
10 Ocak 2008 / 1 Muharrem 1429 Tarihinde Yeni bir seneye ve Muharrem Ayı’na giriyoruz inşaallah..Hepiniz ve hepimiz için
iman, sıhhat, huzur, hayırlar ve mutluluk dolu
bereketli bir sene, bereketli bir ay
duası ile…
MUHARREM AYI VE AŞURE
“Şehrullahi’l-Muharrem” olarak meşhur olan, yani “Allah’ın ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Allah’ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan “On geceye yemin olsun” ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
“Bu ne orucudur?” diye sordu.
Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
“Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” ‘Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. “İsteyen tutar, isteyen terk edebilir” buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir:
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:
“Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.(5)
Yine Tirmizi�de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.”(6)
“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur�(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, “Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir” demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşure Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem’ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin’i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.
Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah’ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü’min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir “yas merasimi” haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.
1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve’l-Terhİb, 2:116.
HANIMLAR.COM