h1

Üç aylar ve Receb ayının fazileti, yapılacak ibadetler

Haziran 18, 2009

camicicekcopy4jxdh8

Üç Aylar

İslâm’ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları

Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir.
Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder.
Kamerî sene, şemsî seneden on bir gün daha kısadır. Ayrıca kamerî ayların diğer bir özelliği,
şemsî aylarda olduğu gibi senenin aynı mevsimine değil, değişik mevsimlerine tesadüf etmesidir.

Mesela, kamerî bir ay olan Ramazan ayı, senenin mevsimlerini dolaşır. Hicrî ve kamerî aylar arasında
küçük önem taşıyan ve “üç aylar” diye adlandırılan Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylar olarak
kabul edilirler. Bu ayların Müslümanlarca önemli ölçüde değer kazanmasının sebepleri arasında
Hz Peygamber (sas)’in bu aylar hakkında verdiği haberler gösterilebilir.

Rasûlüllah (sas) bir hadis-i şerifinde;

“Recep ALLAH’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır”
buyurmuştur.

 Ayrıca Peygamber Efendimiz, Receb ayı girince,

” Âllahım! Receb ve Şabanı bize mübarek kı!! Bizi Ramazana ulaştır”
diye dua ederdi.

Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün
bu aylar içinde olmasıdır.

Regaib gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine,
Mirac gecesi, Recep ayının yirmi yedinci gecesine,
Berat gecesi
, Şaban ayının on beşinci gecesine,
Kadir gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar.

Hz Peygamber (sas) Şaban ayında çok oruç tutardı.
Hz Aişe, Rasûlüllah (sas)’ın bu aydaki orucu hakkında şöyle der:

“Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim” (Tecrid-i Sarih, VI, 295)

Ramazan ayının fazileti ise çok daha yücedir. Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır:

“Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır”
(Müslim, Kitâbu’s-Sıyam, 1)

Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazanı karşılayan aylar olup Ramazan ayının müjdecisidir.
Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, kişide insanî özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına
alınmasında rolü büyüktür. Zira Receb ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regaib,
Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden istifade yolunu tutan bu kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten
kendini uzak tutar ve insanî vasıflarının artmasına gayret eder Nihayet Kadir gecesinde yapacağı ibadet
ve tevbe ile manevî hazza ulaşır.

Bu nedenle özellikle, bu aylarda bol bol istiğfar etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kur’ân okumak
ve dua etmek en uygun davranışlardır.

Şamil İA

www. bilvanis.net

umut

Receb ayının fazileti

Recep Ayının Fazileti

Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya “sağır ay” denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.

Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü”minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü”min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.

İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi”rac gibi tecellilerle şereflendirildi.
Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “Allah(cc)ım! Receb”i ve Şâban”ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan”a ulaştır” buyururlardı. (2)

Receb”e, “recm ayı” da denir. Buna göre, mü”minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.
Receb kelimesindeki “R” Allah(cc)“ın rahmetine, “C” Allah(cc)“ın cömertliğine ve yardımına, “B” ise Allah(cc)“ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.
Receb ayına “mutahhar” denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.

Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan”dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi”rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur”ân”da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.

Receb ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü”minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:

“Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” (3)

Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü”minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.

Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:

Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.

Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah(cc)“a yakınlık) ayıdır.

Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.

Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.

Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” (4)

Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:
“Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.” (5)

Hadisin devamında ravî olan Şahabı şöyle demektedir:
“Resulullah “tut” dedikçe, üç parmağını yumdu, “Bırak” deyince de üç parmağını bıraktı.” Böylece Peygamberimizin o zata, “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği anlaşılıyordu.

Bilindiği gibi haram ayları, “Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb” aylarıdır.
Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler. (6)

Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir.
Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara “Tutma” denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.

Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı kefaret orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa tam bir kefaret borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.

Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.

“Estağfirullâhe”l-Azîme”llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü”1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”

Mânâsı: “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah(cc)“tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” (7)

Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali”nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:

Allah(cc)ım, salat eyle Muhammed  Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.

Allah(cc)ım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.

Allah(cc)ım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.

Allah(cc)ım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.

Allah(cc)ım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü”min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”

Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:

Allah(cc)ım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.

Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.

Allah(cc)ım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim

Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. Allah(cc)ım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.

Allah(cc)ım, salât eyle Muhammed  ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe”l-Âlemin!”

 

Recep Ayı İbadetleri

Recep Ayı Girdiğince Yapılacak Duâ

Okunuşu: “Allahumme barik lena fi recebe ve şa”ban ve belliğna ramazan”
Açıklaması:
Allah(cc)“ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır”. Amin!..
Üç ayların ilki olan recep ayı girdiğinde bu duayı sıkça yapalım, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu duayı yaparlardı ve ümmetinin de yapmasını istemiştir.

Recep Ayı Orucu

Abbad ibnu hanif anlatıyor: “Said İbnu Cübeyr Rahimehullah”a Recep ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabi verdi.
İbnu Abbas Radıyallahu Anhüma”yı dinledim, şöyle demişti:

- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak) derdik, (bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, galiba hiç tutmayacak derdik.” (9)

Yukarıda ki hadisi şeriften anlaşıldığı üzere Recep ayında oruç tutmak pek faziletlidir. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz bu ayda oruç tutmuştur. Bazı yıllarda tamamına yakınını oruçlu geçirmiş, bazı yıllarda da az bir kısmını oruçlu geçirmiştir.

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem”in Recep ayı ve Recep ayında tutulacak oruç hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

-“Recep Allah(cc)“ın ayıdır; Şaban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır”. Recep ayının niçin Allah(cc)“ın ayı olduğu sorulduğunda: -”Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah(cc)-ü Teala, Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah(cc)-ü Teala bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından korumuştur. Birkimse, recep ayını oruçlu geçirirse, Alla-ü Teala üç şeyi onun için gerekli kılar. Şöyle ki:
-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.
-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.
-Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan da onu emin kılar.”;

Resuhullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem”e sorarlar:
“Ya Resulullah Recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye gücüm yetmez.
- O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın. Böyle ettiğinde ayın tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zira, yapılan iyilikler on misli sevap getirir”. (10)

Ashab”tan Mucibetü”l-Bahiliyle Radıyallahu Anh”dan: babası veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem”e geldi ve gitti. Bir sene sonra kılık ve kıyafeti değişmiş olduğu halde peygamberimizin yanına geldi, ve:
-“Ya Resulallah ! beni tamdınız mı?” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
- “Sen kimsin?” Diye sordu:
- “Geçen sene huzurunuza gelen Bahili”yim” dedi.
- “Neden bu kadar değiştin? Halbuki kılık kıyafetin düzgündü” dedi.
- “Ya Resulullah! Senden ayrıldığım günden beri yemek yemedim; yalnız geceleri yedim.” Cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem:
- “Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır ayında (Ramazan) tamamıyla, diğer ayların her birinden birer gün oruç tut” buyurdu.
- “Ya Resulullah, günün sayısını artır. Zira bundan fazla tutmağa gücüm yeter” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
-“O halde her aydan ikişer gün oruç tut” dedi.
-“Biraz daha arttır ya Resulullah” dedi.
-“Her aydan üç gün” dedi.
-“Daha artır ya Resulullah” deyince,
-“Recep, Zilka’de, Zilhicce, Muharrem aylarında üçer gün oruç tut, kalan günlerde iftar et.” Emrini üç defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti. Onları yumdu sonra bıraktı. (11)

Recep Ayı Namazı

Recep ayı içinde otuz rekat namaz kılınır. Bu otuz rekatın on rekatı Recep ayının ilk on günü içinde kılınır. İkinci on rekatı da ikinci on günü içinde kılınır. Üçüncü on rekatı da üçüncü on günü içinde kılınır. Her rekatta fatiha okunduktan sonra üç kere ihlas suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç kere de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekatlar bu şekilde okunarak tamamlanır. Bu namazın kılınma zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir. Belli bir vakti yoktur. (12)

(1). Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler, Nesil Yayınları
(2). Camiü”s-Sağîr, 2:90; Râmuzu”l-Ehâdis, 532.
(3). Şualar, s. 416.
(4). Abdülkadir Geylânî, Üç Aylar ve Faziletleri. Haz: Mustafa Güner.
(5). Ebû Dâvud, Savm: 54.
(6). İhya, 1:237; Zâdü”I-Meâd, 2:64.
(7). Mecmûatü”l-Ahzâb, 1:599.
(8). Muhammed  Yusuf, Üç Aylar İbadet Rehberi, Ekmel Yayımcılık
(9). Buhari, Savm; Müslim, Sıyam 179,1157;Ebu Davud, Savm 55, 2430
(10). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani
(11). Riyazü’s-Salihin
(12). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani

www.dervisler.net

mavi

h1

Gavsı Sani hz. ks. den bir sohbet

Mayıs 27, 2009

Nakşibendi yolu kalbi nakşetmektir. Bu yol hakikattır. Olmasa idi 800 yıl bozulmadan durmazdı. Hatta onunda evveli vardır. Bu nakış özü itibari ile lafzı celalde vardır. Bu yol Ebubekir sıddıka dayanır. Sizde bu yola sahip olun. Çok çalışmak klazım.
Hz. Peygamber buyurduki ‘’ Bu dünya melundur. İçindekilerde melundur. Ancak niyet ALLAH c.c. Rızası olanlar hariç. Bu hadisin tefsirine dayanarak GAvsımız r.a. buyurduki ‘’İnsan sabahleyin kalkarda kalbinden bir iki dakika niywet olması şarttır. Yarabbi ben sizin için gidip çalışacağım Gayemiz sizin rızanızı almaktır. Gaye bu çalışmak kendi rızkım için değildir. Razık-ı Mutlak sensin. Yarabbi çalışsamda çalışmasamda bana vaad etmişsin. Ben sizin rızkınızı vereceğim diye söylemişsin. Aile efradımızı üzerğimize vacip etmişsiniz. Yarabbi bu ailemin ihtiyacını görmek için gidip çalışacağım. Böyle bir niyet ederse kalbinden sanki o insan camiye gidip secdeye gidip ta akşam oluncaya kadar ibadet etmiş gibi olur. Çok çalışmak lazım.
ALLAHu Teala kullarını; kendi nefsinden çok sever zararlı olan şeyleri yasaklamıştır. Nehyi anil münker etmiştir. Faydalı olanları helal etmiştir serbest bırakmaştır emri bin magruf etmiştir.
Dünya için nasıl çalışıyorsak ahiret içinde çalışmak gerekir. Dünya için çalışmayan bir su bardağı dahi alamaz. Ahiret içinde çalışmak lazımdır. Ahiret ortaklığı dünya ortaklığı gibi değildir. Dünyada iki ortak fabrika kursa aylık mesala 100 milyon kar etti. Bunu elli elli paylaşmak gerekir. Ahiret ortaklığı böyle değildir. Mesala sofi birine sebep olsa o kişi 100 milyon sevap işlese aynısı o sofiye de yazılır. Bütün sadatlarada yazılır, Ta resulullah a.s. kadar yazılır.
Sadatlar fabrikayı kurmuş. Siz ona işçi olun. Çalışmazsanız maaşınızı alamazsınız. Kişi çalışmada himmet istiyor. Öyle olmaz. SADATLAR ALLAH’IN MEMURLARIDIR. ÇALIŞANA HİMMET OLUR.
Şeytan insanın düşmanıdır. Düşman düşmana acımaz. Zikir çekmiyen insanda ALLAHu teala şeytana yetki vermiş bütün damarlara girer. Kalbe vesvese verir.
ALLAHu Teala şöyle buyuruyor ‘’Gul euzu bi rabbin nas melikin nas ilahin nas minşerril vesvasil hannas.’’ Kuranda namazda zikirdir. Ancak Sadatların verdiği zikir çok kısa zamanda ulaştırır. Ocağı sobayı nasıl yaktığın zaman duman is borulardan çıkar geriye pislik bırakır, bunu temizlemek gerektiği gibi kalbide zikir temizler. Hem zikir hem günah işlediği zaman zarar görür Günahı terk etmek lazımdır. Çok çalışmak klazımdır. V Hatasız kul olmaz.
İnsanlarda hata yapar, ikaz etmek lazım. İkaz etmek hayırdır. Birleşmek lazımdır. Melekler günah işlemezlewr, Peygemberlerde işlemez, Evliyalar hata yapabilir ama makamına göre yaparlar.
Gavsımız Rahmetullahi Aleyh buyurduki ‘’ İnsanlar ahmaktır. Beş yaşındaki bir çocuk deseki şu delikten içeriye yılan girdi kimse o deliğe elini sokmaz bilirki yılan zarar verir. ALLAHu Teala 124 bin Peygamber göndermiş hepsi tehlikeye karşı ikaz etmişler anlatmışlar herbişeyi söylemişler ama insan buna itibar etmez Çok çalışmak lazım Çalışmayana Himmet etmeyiz.
Peygamberimiz bütün Peygamberlerin tacıdır. ALLAHu Teala onu bütün kainatın üzerinda yaratmıştır. Onun şefeatı olmadan hiçbir Peygamber Cennete giremez Peygamberimizin şefeatı üzerinize olsun.
Dikkat edeceksiniz. Dikkatli olacaksınız. Salih amel işleyin. Salih amel ALLAH’ın rızasıdır. İnsan yaşasa yaşasa 100 sene yaşar. Bunu elli senesi uykuda geçer. Kalan 50 yılın 15 senesinde sorumluluk yoktur çocukluktur. Kalan 35 yıl…Onun bir kısmı dünya meşgalesi çoluk çocuk evdeki hanımla iş güç böylelikle ömür biter. Çok çalışmak gerek. İnsan dünyadan bir kefen götürür. Oda 3 ay 5 ay engeç 6ay sonunda çürüyüp toprak olur. İnsanda çıplak kalır. Salih amel örtüdür. Dünya çalışması boşa çıkar. Dünyada altın gümüş vardır, ahirettede vardır. Onlarda dünyadan giden Salih amellerdir.
Dünya şuan en kötü anını yaşıyor her bir taraf küfür olmuş. Bu öyle olmuşki küfür deniz gibi evlere kadar girmiş. Sadatların gemileri var SADATLARIN GEMİLERİ NUHUN GEMİSİ GİBİDİR. Bu gemilere binmek lazımdır. Birlik beraberlik olmak klazım. ZOR DİYORSUNUZ. ZOR OLACAKKİ İMTİHAN OLSUN. KIYAMET YAKINDIR. ÇOK ÇALIŞMAK LAZIM Bize dua edin bizde dua ederiz. SİZİDE BİZİDE ALLAH’U TEALA SADATLARIN YOLUNDAN AYIRMASIN ALLAH MUHAFAZA ETSİN AHİRETTEDE BERABER OLURUZ İNŞALLAH. Bu şekerden alın . Hadi siz gidin bende kaçacağım.

www.seymes.com

h1

Gavs Hz. ks. sohbet

Mayıs 6, 2009

002yp7zp5Geliverdiler cami içindeki divana, hepimizi topladıktan sonra, hemencecik önümüze oturuverdiler müthiş bir adab ile. Bir müddet
mübarek gözlerini kapatıp öylece kaldılar. Ya Rabbi bu nasıl bir oturuş, bu nasıl bir adab. Biz kendi adab tutuşumuzdan hayalar eyledik başımız dizlerimizin üzerine düşüverdi. Mübarek gözlerini açtıklarında sanki bambaşka bir alemden bakar gibiydiler ve sohbet buyurdular;

” BU TARİK İ ALANIN GAYESİ Allah(cc) RIZASIDIR.BU KAPI SIDDIK KAPISIDIR.EN BÜYÜK HALİFEDEN GELİR EBU BEKİR İ SIDDIK’TAN.ÇEŞİTLİ TARİKLER DE VARDIR AMA BU KAPI AYRIDIR.MESELA KADİRİ TARİKATİ HZ ALİ DEN GELİR.
 
ESKİDEN PEYGAMBERLERE SAFİ DERLERDİ ŞİMDİ İSE SİZLERE SOFİLERE DİYORLAR.BURADAN GELİYOR YANİ SOFİ.HER KİM Allah(cc) RIZASI İÇİN HACCA GİTMEYE NİYET EDERSE VE GİDERSE ON HAC SEVABI YAZILIR.AMA GİDEMEZSE BİR HAC SEVABI ALIR.BİR KİŞİ SEVAP İŞLEMEYE NİYET ETSE YAPSA DA YAPMASA DA YAZILIR.

AMA GÜNAH ÖYLE DEĞİL YAPARSA YAZILIR.YAPMASA YAZILMAZ.ESKİDEN PEYGAMBERLERE TEVRAT ZEBUR İNCİL GELDİ AMA BU NİMET SADECEE Allah(cc) RESULUNE VERİLDİ.

BU ÇOK BÜYÜK BİR NİMETTİR.

GAYE Allah(cc) RIZASIDIR.KİŞİ DÜNYA TELAŞINA DÜŞMEMESİ GEREKİR.AHİRET İÇİN DE PARA LAZIMDIR.BU PARA AMELİ SALİHTİR.KİM AHİRETİN PEŞİNE DÜŞERSE DÜNYA PEŞİNDEN GELİR.KİM DÜNYASININ PEİŞİNDEN GİDERSE AHİRET PEŞİNDEN GELMEZ.ONUN İÇİN HATMEYDİ VİRTTİ RABITAYDI NAMAZDI BUNLARI YAPMAK GEREKİR.

BURADA ŞEYTAN ÇOK UĞRAŞIR HEMEN VESVESE VERİR KAPILMAYIN BUNUN HAKKINDA DA AYET VARDIR.(NAS SURESİ ÜSTÜNE BASA BASA OKUDU) BİR İNSANIN PARASI OLSA BAŞBAKANIN YANINA YA DA REİSİ CUMHURUN YANINA GİDEBİLİR AMA PARASI OLMASA KİMSE BIRAKMAZ.

AHİRET İÇİN DE BU BÖYLEDİR AMELİ SALİH OLMAZSA KİMSE SİZİN YANINIZA VARMAZ KİMSE SİZE GÖZÜNÜ AÇMAZ.BİR BABANIN AİLESİNİN GEÇİMİNİ SAĞLAMASI İÇİN DÜNYADA ÇALIŞMASI VACİBTİR.EVDEN ÇIKTIĞINDA Allah(cc) RIZASI İÇİN BU VACİBATI YERİNE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞMASI GEREKİR.O GÜN NE VERİLMİŞSE YA DA VERİLMEMİŞSE ODUR.ÇALIŞMASI GEREKİR.VE HER İŞ İÇİN BİR KAÇ DAKİKA Allah(cc) RIZASI İÇİN NİYET ETMESİ GEREKİR.

BİZİM İŞİMİZ Allah(cc) RIZASIDIR.DU TARİK İ ALA RASULULLAH TANDIR.BİZ SEVAPLARINIZA ORTAĞIZ GÜNAHLARINIZA DEĞİLİZ.ONUN İÇİN DİKKAT EDELİM.
 
DÜKKANLARDA ÇALIŞIRKEN CEMAATE ÖNEM VERİN BAKTINIZ Kİ İŞ AKSIYOR SIRAYLA GİDİN OLMAZSA ORADA CEMAAT YAPIN Kİ CEMAAT ÇOK ÖNEMLİDİR.ORUCA BAĞLI BAZI DURUMLARDA SEFERİ OLMAK GİBİ O ORUÇ TUTULMAYABİLİR AMA NAMAZ ÖYLE DEĞİLDİR.ÖYLE Kİ BİR İNSAN DENİZDE BOĞULUYOR OLSA AMA AKLI BAŞINDA OLSA VAKİT GEÇECEK OLSA O KİŞİ O NAMAZI KILMAK ZORUNDADIR.İMAİLE HAL İLE HAREKETLERLE NAMAZINI KILMASI GEREKİR.
 
GAVS HZ.LERİ BUYURUYOR Kİ İNSANOĞĞLU ÇOK AHMAKTIR.Bİ KİŞİ DESE Kİ DELİĞİ GÖSTERİP O DELİKTEN YILAN ÇIKACAK DESE İNSAN ELİNİ O DELİĞE BİLE BİLE SOKAR.O KADAR PEYGAMBER 125.000 PEYGAMBER GELDİ AMA İNSAN O DELİĞE PARMAĞINI SOKUYOR.BUNUN İÇİN DİKKAT ETMEK GEREKİR.GAYE Allah(cc) RIZASI İÇİN OLMESİ GEREKİR.

SEVABIN BİLE ŞARTLARI VARDIR.NASIL Kİ ABDESTİN NAMAZIN ŞARTLARI VARDIR KABUL OLMASI İÇİN ÖYLE…AMA GÜNAHIN YOKTUR HEMEN YAZILIR….ALLAHU TEALA SİZLERİ SEVMİŞ BU KAPIDA HİZMETÇİ YAĞMIŞ  NİYETİNİZ Allah(cc) RIZASI İÇİN OLSUN.Kİ NAMAZLARINIZI HATMENİZİ VİRDİNİZİ RABITANIZA DİKKAT EDİN.NİYETİNİZE DİKKAT EDİN BOZMAYIN.ŞAHSINIZA SÖYLEMİYORUM SİZ GİDERSİNİZ BAŞKASI GÖNDERİLİR.,BİZ SİDEN RAZIYIZ İNŞAALLAH Allah(cc) DA SİZDEN RAZI OLSUN.Allah(cc) GÖNLÜNÜZE DÜNYA SEVGİSİNİ SOKMASIN.Allah(cc) YARDIMCINIZ OLSUN.
 
KİM BİR İŞE ORTAK OLUR DA ON MİLYON KAZANIR BEŞ MİLYON BİRİNE DİĞERİNE BEŞ MİLYON VERİLİR.AMA Allah(cc) RIZASI İÇİN OLAN AMELLERDE ÖYLE DEĞİLDİR ON MİLYON SİZE VERİLİR ON MİLYON BİZE VERİLİR HİÇ AZALMAZ TA RASULULLAH A KADAR GİDER.BİZ AMELLERİNİZE SEVAPLARINIZA ORTAĞIZ GÜNAHLARINIZA DEĞİLİZ.BİR İNSAN YÜZ SENE YAŞAMAZ BU DEVİRDE AMA YAŞADIĞINI VARSAY ON BEŞ YIL ÇOCUKLUĞUNA GİDER HİÇBİR ŞEY ANLAMAZ.GERİYE NE KALIR 85 ONUN YARISINI DA UYUYARAK GEÇİRİR KALIR OTUZ ( MOLLA GIYAS İÇERİ GİRDİ 85 İN YARISINI SORDU MOLLA GIYAS DA BOCALADI BİRAZ.SOFİLERDEN BİRİ 42 CİVARI DEDİ SONRA MUBAREK BİZE DÖNEREK BİZ DÜNYA İŞLERİNDEN ANLAMAYIZ SİZLER BU İŞİ YAPTIĞINIZ İÇİN DAHA İYİ BİLİRSİNİZ HESAP İŞİNİ DEDİ) BOŞ GEÇİRMEMEK LAZIM.
 
BU TARİK İ ALA GEMDİR HANİ ATI AHIRDA BESLERSİNİZ O AT YETİŞİR BESLENİR ÇOK GÜÇLÜ KUVVETLİ OLUR.O ATI DIŞARI ÇIKARDIĞINIZDA O ATA GEM VURMAZSANIZ AĞZINIZDAN  O SİZİ PARÇALAR.SİZE SALDIRIR.SİZ DE DÜNYADA BU İPİ SAĞLAM TUTUN Kİ KAYBOLMAYIN SALDIRMASIN YOKSA PARÇALAR”

www.dervisler.net

Nakkaş

h1

Altın Silsile-Sadat-ı Kiram

Mayıs 2, 2009

1z2draq

ALTIN SILSILE

Kainatin efendisi alemlere rahmet
Sendedir sefkat sefaat ve merhamet
Ahir zaman ümmetine kiliver bir medet
Ya Mustafa Ya Mahmud Ya Ahmedul Muhammed.

Resule sadik kisi nefsinden bihaber
Ezelde dost yazmis onu ilahi kader
Mekke’de magarada Medine’de beraber
Ikinin ikincisi Ya Siddiki Ekber

Ol Habib’ten övgü alan Farisiler reisi
Sahabeler icinde askla yanan birisi
Resul-i Zisanin hem Siddikin varisi
Ehli Beyte layik Ya Salmani Farisi
-
Iman ve takvada görülmemis bir metanet
Sende mevcut idi ask ve muhabbet
Salmanul Hayr’dan aldin icazet
Ebubekir torunu Ya Kasim bin Muhammed
-
Ilim ehli yolunda ettiler sefer
Aydinlatmak icin ümmeti oldun bir fener
Senin kapinda oldu Numan muzaffer
Ehli Beytin soyu Ya Imami Cafer
-
Tarikat yolunun büyük imami
Tasavvufla süslemis dini islami
Hakki konusur sevmez idi bos kelami
Allah’in velisi Ya Beyazidi Bestami
-
Gavsu Zaman gönüller fatihi
Zühd vera hem takva sahibi
Heybet ve cemali Ömer timsali
Ya Ebul Hasen Ali Harkani
-
Kutbiyet makami ona aitdi
Zikir ve sohbette hem üstad idi
Zamanin Gavsuna hem talip idi
Seyhül Azam Ya Fadul Ali Farmedi
-
Horasan sehrinin büyük sultani
Feyiz aldi senden Kadiri Geylani
Hayran kaldi sana Muhyiddini Arabi
Ortadogu Hakani Ya Yusuf el-Hemadani
-
Hizirdan aldin zikir telkini
Sensin ilk ceken hafi zikrini
Hakka verdin vuslat icin kalbini
Hizir’in evladi Ya Abdulhalik el Gücdevani
-
Artmis idi halkin gaflet kirleri
Bu yüzden vurdun kalbe hem cehri zikri
Ayyüzlü hilal kasli gözleri iri
Hakikat bahcesinin nuru Ya Arifer Rivegeri
-
Tasavvuf yolunun tek öz evi
Seriata vururdun bütün ölcüleri
Sahabeyi andirir her halleri
Zamanin gözbebegi Ya Mahmudel Fagnevi
-
Hakk suyuyla yogrulmus onun bedeni
Dogru yola getirmis Hakka isyan edeni
Kendine rehber kilmis Resulun izinden gideni
Vuslat yolunun eri Ya Azizan Hace Ali Ramitani
-
Sen o büyük imamin müjdecisi
Zamanin bir tek incisi
Sana asik buhara beldesi
Sahlar babasi Ya Muhammed Baba Semmasi
-
Güres meydaninda pehlivan bir ehli hal
Ceddi Resul sanki süzme bir bal
Seni anlatmaya yetmez Lisani kal
Magrifet sultani Ya Seyyid Emir Külal
-
Sen Sahlar sahi veliler serdari
Asiklar velisi gönüller nigari
Sana tabi olan iki cihan bahtiyari
Ya Sahi Naksibend Bahauddini Buhari
-
Gönüller sana asik sana giriftar
Kullar icin Allaha olmussun medar
Nefsine karsi daimi haydar
Sahin damadi Ya Alauddini Attar
-
Bir meczup onun ilahi rehberi
Hacegan yolunda buldu serveri
Anlatilamaz olmus tasavvufta ki medhi
Cani Hakka veren Ya Yakup el-Cerhi
-
Ölü kalpleri dirilten bir yar
Nice üstadlarin medhine mazhar
Hakk’a varmayi halka hizmette arar
Hizmet Sultani Ya Ubeydullah Ahrar
-
Hindistanda yetismis büyük bir abid
Nice haller ihsan etmis o yüce Mabud
Taskente varinca olmus hem said
Edep ve haya eri Ya Muhammed Zahid
-
Ask ve riyazet ile ol Hakk’a eris
Hizir ile sohbeti hem alis-veris
Harebeden dergaha latif bir esis
Cezbe ve muhabbet Sahi Ya Muhammed Dervis
-
Abidlik ve zahidlikte bulunmaz dengi
Daimi nefsi ile olmus cengi
Nur Yüzlü münevver esmer idi rengi
Feyiz ve nisbet sahibi Ya Hace Emkengi
-
Kabil sehrinden bir cemal-i mah
Iki Alemdede kanatli bir sah
Daha genc yasta seyr-ü lillah
Cennet Sultani Ya Muhammed Bakibillah
-
Kayyumi zaman müceddidi el-fi sani
Uzun boylu esmer yüzü nurani
Ulul azim bir mürsid hem gavsu zamani
Ya Ahmed-el Farukiyyil Serhendi Imami Rabbani
-
Daha cocuk iken ne olacagi malum
Büyük müceddid buyurmus biricik oglum
Gecen ibadet taat gündüzün daimi saum
Ürvet-ül Vuska Ya Muhammed Masum
-
Asalet ve heybet sahibi bir mümin
Bir ney sesinden istigrak ile teskin
Habibullaha benzer batin ve zahirin
Muhyi sünneti Ya Seyh Seyfuddin
-
Ilimde derya zahiri ve batini
Boyun büküp canana vermis kendini
Yakip kül etmis nefs denen bendini
Kutbi Zaman Ya Seyyid Muhammed Nur el-Badvani
-
Bir teveccüh ile Allah’a vasil olan
Nice makamlar gecip kalbi ask ile yanan
Ilahi kudret denizinin dibine dalan
Sehidler Babasi Ya Mazhari Can-i Canan
-
Mujdeledi seni ol Haydari Ali
Hayran kaldi sana zamanin mesayihi
Kesfettin sen kalplerdeki cevheri
Allahin nazli kulu Ya Abdullahi Dehlevi
-
Hindistandan Anadoluya getiren emaneti
Dehlevide buldun o ilahi tadi
Sana verildi tüm iklimlerin irsadi
Zulcenaheyni Ya Mevlana Halid-i Bagdadi
-
Senin ceddin Paki Rasulallah
Sana büyük nimetler vermis Allah
Muhabbet yolunda bulmus felah
Geylaninin Torunu Ya Seyyid Abdullah
-
Ilim ve taatle gönül vermis Allah’a
Hakki ile varis olmus Rasulallah’a
Irsadin yayildi kafkaslardan taa Misir’a
Takva Sultani Ya Seyh Seyyid Taha
-
Sensin bu yolun biricik Gavsi
Seriat ve tarikatin büyük reisi
On yil tasavvufi ilim Hizir ile uveysi
Gavsi Hizani Ya Seyh Seyyid Sibgatullah Arvasi
-
Dünyadan menetti seni aski ilahi
Allah’a vasil eden nice saliki
Sensin geri ceviren müceddidligi
Sahibul Zühd Ya Abdurrahmani Tagi
-
Ilim aldi senden Said-i Nursi
Nurun ile aydinlattin hem Bitlisi
Büyük bir imana sahip idi kendisi
Üstadlarin üstadi Ya Seyh Fethullah-i Verkanisi
-
En büyük oglusun Seyda-i Tagi’nin
Risali-i Nurda gecmis hem senin ismin
Rus harbinin büyük gazisisin
Hazreti Sani Ya Muhammed Diyauddin
-
Zamanin Sahisin maddi ve manevi
Hakka kullukta buldun Raza-i ilahi
Sen gönüller sultani hem serveri
Sah-i Hazne Ya Ahmed-ül Haznevi
-
Kalemler yazamaz diller söyliyemez seni
Haznenin ocaginda pismis bedeni
Aski ile yakmis tüm sofilerini
Sultanil Cazibin Ya Seyyid Abdulhakim el Hüseyni
-
Cennete dönüstürdün sen o menzili
Asik ettin Allaha izinden gideni
Sarhoslari delileri isyan edenleri
Hakka ulastirdin Ya Seyyid Muhammed Rasid el Hüseyni
-
Aska boyandi senin ile Menzil diyari
Kisa bir zamanda geldi dünyanin bahari
Rasuli Kibriyanin sebebi iftihari
Gavsu Sani Ya Seyyid Abdulbaki el Hüseyni Buhari

h1

Muhsin Yazıcıoğlu kimdir?

Nisan 3, 2009

Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas’ın Sarkışla ilçesi Elmalı Köyü’nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da yaptı

Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972′de Ankara’ya geldi Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tamamladı

1968′de cemiyet (dernek) çalışmalarına başladı Şarkışla’da Genç Ülkücüler Hareketi’ne katıldı Ankara’ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde görev yapmaya başladı Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı (1977-78)

1978′de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı oldu 1980 yılına kadar MHP’de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu

12 Eylül 1980′de yapılan askeri darbenin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kalan Muhsin Yazıcıoğlu, 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı

Cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardim amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı’nın başkanlığını yaptı

1987′de arkadaşları ile birlikte MÇP’de siyasete girdi MÇP’de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu

1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu “O, inançlarınızı Meclis’e taşıyacak” sloganıyla, Sivas’tan milletvekili seçildi

1992 yılı Temmuz ayında, “içinde bulunduğu partinin siyasi anlayışıyla uyuşamadığı için” bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP’den ayrıldı 29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi

24 Aralık 1995′te yapılan erken genel seçimlerde ANAP-BBP ittifakından 20 Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden meclise girdi 28021996 tarihinde ANAP’tan istifa ederek, BBP’ye döndü

26 Nisan 1998′de yapılan 3 Büyük Kurultay’da, 8 Ekim 2000 tarihinde yapılan 4 Büyük Kurultay’da, 2 Haziran 2002 tarihinde yapılan 1 Olağanüstü Büyük Kurultay’da,20 Temmuz 2003 tarihinde yapılan 5 Olağan Büyük Kurultay’da,30 Nisan 2006 tarihinde yapılan 6 Olağan Büyük Kurultay’da ve 15 Nisan 2007 2Olağanüstü Büyük Kurultayda tekrar BBP Genel Başkanlığına seçilmiştir

22 Temmuz Erken Genel seçimlerinde BBP’nin seçimi protesto etmesi sebebiyle partisinden istifa ederek Sivas’tan bağımsız milletvekili adayı olup 23 dönem milletvekilliğine seçilmiştirDaha sonra BBP’ye katılarak TBMM’de Büyük Birlik Partisi Sivas Milletvekili olarak BBP’yi Meclis’te temsil etmiştir19 Ağustos’ta yapılmış olan BBP’nin 3Olağanüstü Büyük kurultayında tekrar Genel Başkan olmuştur

Muhsin YAZICIOĞLU, evli ve iki çocuk babasıydı.

www.dervisler.net

h1

Muhsin Yazıcıoğlu- üşüyorum şiiri

Mart 28, 2009

h1

Muhsin Yazıcıoğlu’nu Kaybettik…Üşüyoruz…

Mart 28, 2009

Allah Teala rahmet eylesin…
Mekanı cennet olsun..
Allah cc. yakınlarına, milletimize ve sevenlerine sabır ihsan eylesin.
Amiiiin.
ÜŞÜYORUZ..
 

Çelik kanatları kırılınca
 
Demir kuşların
 
Anka kuşu gibi kanatlanır
 
Gelir sandık
 
Kardelen misali
 
Buzlar altından başını
 
İnatla uzatır
 
Kartal gözleri ile bakar diye
 
Çok umutlandık
 
Şimdi güller kan kırmızı
 
Dağlar kar beyaz
 
Matem sarmış Maraşı
 
Şimdi yasta Sivas
 
Yem etmemek için seni
 
Kurda kuşa
 
Dağıldık tüm memleket
 
Düze yokuşa
 
Eğildi başımız
 
Islandı seccadeler
 
Perişan halimizle
 
Rahmanın kapısına Dayandık
 
Bizden çok severmiş seni
 
Sonsuz sevgili
 
Açıldı göklerin penceresi
 
Uzandı rahmanın eli
 
Sen giderken rahmana
 
Karlar üşüdü
 
Biz yandık
 
Şimdi sen gül sunarken
 
Efendisine güllerin
 
Arkandan üşür
 
Şimdi sessiz
 
Şimdi sensiz güllerin..
 
 
 
Rahmetle..
 
HASAN MAHİR


İnna lillahi ve inna ileyhi râciûn…
   

 

 

 

 

Geçtiğimiz hafta ölümü anlatmıştı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, geçtiğimiz hafta Karaman ziyaretinde ölüm üzerine bir konuşma yaparak, “Hiç birimizin garantisi yok Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok” şeklinde konuşmuştu

Önceki gün 5 kişiyle birlikte bindiği helikopter düşen ve hala kendisinden haber alınamayan BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, 19 Mart günü partisinin Karaman Seçim Bürosu’nda şunları söylemişti:
“Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz Hiç birimizin garantisi yok Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok Yani, ruh bir saniyeliktir Küf dedi mi gitti Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil Bir saniyenize bile hakim değilsiniz Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz Dik duracağız, doğru gideceğiz Allah(cc)’ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim Allah(cc)’ın izniyle, olsak da milletle olacağız Olmasak da, milletle olmayacağız Yarın ahirette Allah(cc), bize ‘Niye iktidar olmadın’ diye sormayacak Sorsa da ‘Vermediniz’ diyeceğiz”

h1

Gavsi Sani ks. den bir sohbet..

Mart 25, 2009

33e4tpv1

Gavs-ı Sani Sultanımızın Sohbeti.

Size bir kaç şey söyleyeceğim…
Bu Nakşibendi tarikatının gayesi Allah(cc)-u Teala’nın rızasıdır…Bu tarik-i alanın gayesi , emri bil maruf nehyi anil münkerdir….
Allah(cc)-u Teala’nın emrini yerine getirmek ,Allah-u Tealanın yasak ettiği hareketlerden uzak kalmaktır….Hepsi gaye budur….
Bu da insanın gaye kalbini nakşetmektir…Bu da ibadettir…Allahu Teala Kur’an- ı Kerimde böyle buyurmuş : “Ya ademoğulları,
şeytana tabi olmayın. O sizin düşmanınız , zahiren düşmanınızdır.Bize ibadet edin…”Bu ibadet etmek Tarikat-ı Müstakimdir….
Hepsi gaye odur…Gaye Allahu Tealanın emrini yerine getirmek , Allahu Tealanın yasak ettiğinden uzak kalmaktır…Hepsi gaye odur.
Bunu insan yaparsa Ameli Salih olur…Ameli Salih ise Allahu Tealanın rızasıdır…İşte bu Tarikat-ı Ala üzeinde duruyoruz….Bu tarikat-ı ala
nın gayesi Allahu Telanın rızasını almaktır…Ve Allahu Tealanın emrini yerine getirmektir…Bunun için de insan , üzerinde çalışması lazım…
Niyet koymak lazım….Sonra bütün ameller de niyetle olur.Niyet olmazsa o amel olmaz.İnsan abdest alırken niyet olması şarttır.İbadet
yaparken niyet olması şarttır…Bütün ameller de kalben olmalıdır.Gavsımız kaddesallahu esrarahum aliyye bu niyet üzeinden sohbet yapmıştı:
İnsan sabahleyin kalkarken , elbiseyi giyerken , bir iki dakika kalbinden niyet olması şarttır.Yarabbi , ben sizin için gidip çalışacağım , sonra insan mesleği neyse gidip çalışmak lazımdır,dünya işi de şarttır.Allahu Teala şart koymuş ama hayır yollarına gitsin şer değil.Sonra şer olursa insan mahvolur,
zarar görür ,felaket olur ve işte niyette lazım , hayr olmak için…Yarabbi ben sizin için gidip çalışacağım . Gayemiz bizim rızasını almaktır. Gaye bu çalışmak kendi rızkım için değildir..Razıkı mutlak sensin. Çalışsam çalışmasam bana vaadetmişsin  ben rızkını vereceğim diye söylemişsin. Aile efradımızı üzerimize vacib etmişsiniz Yarabbi bu ailemin ihtiyacını görmek için gidip çalışıyorum Yarabbi , bir de sevaplarımı arttırmak için gelen sevaplar için bu sevaplar için çalışıyorum Yarabbi. Böyle bir niyet ederse kalbinden sanki o insan camiye gidip ta akşam oluncaya kadar Allahu Tealaya ibadet yapmış olur. Doğru bu da ibadettir dünya değil , sonra dünya olursa Allahu Teala lanet getirir ona.Hadisi şeriftir Peygamber aleyissalatu vesselam buyurmuş :”Eddünya vema fiha melune illa zekerallahu” dünya ve bütün dünyanın içerisindekiler melundur . Allahu Teala lanet getirmiş. İnsan niyet ederse Allah(cc) rızası için bu hariçtir.İşte bu niyet onun içindir. Dünyanın melanetinin altın girme sakın. Daima kalbinden niyetini sağlam sürmek daima kontrol etmek daima  Allah(cc) rızası için yapmak , ki ibadet olsun. Ki o çalışmasını menfaat almak için lazımdır. Onun için niyetini kontrol etmek için niyet şarttır.Allahu Teala şartı koşmuş. Bunun için bizde daima kontrol altına alalım kalbimizi. Şeytana bırakmayalım nefse bırakmayalım. Sonra onlar düşmandır. Düşman düşmana acımaz. Düşmandan düşmana hayır gelmez. Daima kötülük ister. Sonra Allahu Teala Kur’an-ı Kerimde : “inne nefse leemmaretün bissui” diyor. Nefsi emmare insadan daima kötülük ister. Hayr istemez. Sonra düşmandır o da…E.. Allahu Teala insan bir dönerse Allahu Tealaya , Allahu Teala onun kademesine gelir . Bir insan Allahu Tealaya bir kademe gelirse … Allahu Teala ona on kademe gelir…Sonra dünya çok pistir. İnsana çok zarar verir…Hatta Hazreti Aleyhissalatu Vesselam “…dünyanın mihnetini günahların anasıdır.” Bütün günahlar ondan kaynaklanıyor dünyadan kendini muhafaza etmek şarttır. Dikkatli olacaksınız. Niyetini Allah(cc) rızası için gidip çalışmak lazım. Sonra çalışmakla çok büyük menfaat olur. Özellikle bu zamanda. Özellikle bu asırda gündüz gece çalışmak lazımdır. Çünkü biz gaye Peygamber Aleyhissalatu Vesselamın keyfini yerine getirmek içindir. Sonra Peygamber Aleyhissalatu Vesselam kendi ümmetini çok severdi. Başka peygamberler gibi değildi. Sonra kıyamet günü bütün peygamberler ,sonra kıyamet günü Allahu Teala insan eziyet görmezse cennete giderse o cennet hoşuna gelmez. Eziyet görünce yorulunca insan rahat oturunca o rahatlık insanın hoşuna gider. Kıyamet günü Allahu Teala cehennemin gemlerini bırakıp bütün insanların üzerine geliyor. Gelince peygamberler arşı alaya arşın kendine ( sarılıp ) Yarabbi beni kurtarın ,Yarabbi beni kurtarın , diye bağırıyorlar. Sadece bizim Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam Muhammed  Aleyhissalatu Vesselam kalkıp Yarabbi benim ümmetimi kurtar diyor. Kendi nefsini istemiyor kendi ümmetini istiyor. Biz de onun için çalışmalıyız. Sonra çok sever. Başka ümmetler gibi değil. Bunun için onun keyfini getirelim. Sonra Peygamber Aleyhissalatu Vesselam Allahu Tealaya dua etti : Yarabbi benim ümmetimin ömrünü en kısa vermişsiniz Yarabbi. Sonra kıyamet yaklaşıyor. Ne kadar kötülük varsa kıyametin yaklaşmasından oluyor. Hem dünya çok kötü olmuş hem de zamanı çok kısadır , kısa zamanda vefat ediyorlar gidiyorlar sevabı da azdır. Kıyamet günü Peygamberlerin bazısından benim ümmetimin sevabı azdır diye utanıyorum Yarabbi. İsterizki ümmetimiz de biraz fazla olsun diye Yarabbi istiyorum. Hem onların zamanı kısa hem de en kötü zamanda yaşıyorlar hem de sevabı az oluyor ben utanıyorum diye dua etmiş. Onun için Allahu Teala Peygamber Aleyhissalatu Vesselam için ya da öteki Peygamberlerde bir günaöh bir günah idi.Bir hayır bir hayır idi. Bir hayır yaparsa bir hayır yazıyordu Allahu Teala buna da bir günah bir günah idi ama Peygamber Aleyhissalatu Vesselam hayrını fazlalaştırmak için Allahu Teala ona mükafat vermiş. Bir sevap on sevap yazdırır en az. Bazı sevaplar vardır bin sevap yazdırır binbeşyüz sevap yazdırır bir trilyon sevaplar da vardır.Bu sevaplar çoktur.O da Allahu Teala büyük nimet Peygamber Aleyhissalatu Vesselama vermiş. Onun için mesela insan  Mekke’de bir sevap yaparsa bir Lafzai Celal söyler sanki yüzbin sevap Allahu Teala ona yazdırıyor yani bire yüzbindir…Mekke’de Medine ‘de bir bindir o kadar sevap oluyor. Bir kelime Lafzai Celal söylerse mekke de sanki yüzbin kelime söylemiştir. Allahu Teala yazdırıyor.Normal bizim herkes kendi memleketinde bir söylerse on yazdırıyor. Bir de Allahu Teala mesela kalp Allahu Tealaya mahsustur. Allahu Teala insanın kalbine bakar. Bu kalbe düşünce haram düşünceler olursa kötü düşünceler kalbine girerse Allahu Teala yazdırmaz. Sevap olursa yazdırır hayır olursa yazdırır ama günah olursa yazdırmaz. Sonra kalp Allahu Tealanın azametinin eliyle yazdırıyor kendi eliyle yazdırıyor. Bunun için Allahu Teala haram niyeti de yazdırmaz. Hayır sevabı yazdırır.Mesela insan niyet ederse Yarabbi ben sizin için bu şeyi yapacağım bu cami yapacağım bu Mekkeye gideceğim yahut hacca gideceğim böyle bir sevap niyet ederse yaparsa on yazdırır yapılmazsa bir yazdırır. Ama bir insan günaha niyet ederse ben filan adamı haşa öldüreceğim harekkette ediyor ama vuruşma olmuyor vuruşma olmazsa melekler yazmaz. Niyet ediyor ben filan adamı öldüreceğim filan adama zulm yapacağım filan adamı şöyle yapacağım harekette ediyor. Ama Allahu Teala yazdırmaz yaparsa da yazdırır yapmazsa yazdırmaz. Ama sevap olursa hemen niyet ederse yazdırır. Yaparsa on yazdırır yapmazsa bir yazdırır. Daima insanın kalbinde niyet olması şarttır. Yaparsa Allahu Teala sevabını verir yapmaza Allahu Teala onu mahrum etmez.Gavs k.s.a her sene hac niyeti yapıyoruz.  Daima niyetimiz ;kalbimiz bu sene gelince ben hacca gideceğim. Eğer Allahu Teala bize nasib ederse onu Allahu Teala yazdırır sevap. Nasib de olmazsa gene hac sevabını alır. Daima o niyetle insan bir şey yazdırır. Sizin geldiğinize çok memnun kaldık. Allah(cc) razı olsun. Yalnız sizden ricamız şudur : daima Allah(cc) rızası için çalışalım Allah(cc) rızası için yola gidelim. Allah(cc) rızası için kalpten niyet edelim. Ki Allahu Teala bu iyi şeyleri bize nasib etsin. Yani Türkiye’nin her yerinden geldiniz Allahu Teala her kademden Allahu Teala on sevap size yazdırır. Sonra bu niyet Allah(cc) rızası içindir. İnşAllah başka şeyler olmasın . Bunları silip atmak lazım yani Allahu Tealanın rızası için olmayanları kaldırıp atalım ya da hayır olsun. Yalnız çalışmanızı istiyoruz ki Peygamber Aleyhisselatu vesselamın keyfi gelsin.Peygamber ( s.a.v) beyaz yüzle onun huzuruna gidelim beyaz yüzle onun keyfini getirelim. Allahu Teala Peygamber (s.a.v) için çok şeyler vermiş sonra büyük Peygamberlerden biridir…Sonra Allah(cc)-u Teala çok büyük bir makam vermiş. Böyle insanlardan böyle peygamberlerden onun gibi Allahu Teala makam vermemiş. En büyük peygamberlerden birisidir. Onun için ümmeti de böyle sadık olsun . Sonra bu Tariki Nakşibendi çok büyük bir atılımdır. Müstakimdir.Sonra en sadık yolsa Eba Bekir-i Sıddık (r.a)dur. O sıdkıyla gidiyor.  O sıdkıyla sadık olmak şarttır. Sadık olalım biz menfaat görelim Peygambe Aleyhissalatu Vesselamın….Allahu Teala bu Tarikati Müstakimden bizleri nasib etsin . Bu Tarikati Müstakim devam etsin ta kıyamete kadar. Bizi Aleyhisselatu Vesselamın şefaatinden ayırmasın. Bu Saadat-ı Nakşibendiye nin gölgesinden ayırmasın Peygamber Aleyhisselatu vesselamın yolundan ayırmasın. Saadatı Naksibendinin yolundan Tarikati Müstakimden ayırmasın. Allah(cc) yardımcınız olsun.İnşAllah bizlerde sizlerde Peygamber (s.a.v) yolundan gidelim. Hepsi gaye odur onun için çalışalım hepsi onun için ileri götürelim zira biz çok büyük bir zarardayız.Kıyamet gününün en dehşetli en zahmet en tehlike zamanındayız. Bu tehlikeli zamanda çalışmak şarttır. Gündüz gece çalışacağız  sonra çalışmak Allahu Teala çok seviyor Saadatlar da seviyor.Onun için dünya değil de ahiret için çalışacağız Allahu Tealanın keyfine gitmek için nazarlarını beraber olmak için Allahu Teala bu yolu bu tarikati insanımıza nasib etsin. Yetmiş milyonu nasib etsin. Allah(cc) yardımcınız olsun. Allah(cc) muhafaza etsin. İnşAllah kıyamet günü birlik beraberlik içinde oluruz. Allah(cc) yardımcınız olsun….
 www.dervisler.net

h1

Yeşil çayın faydaları

Mart 16, 2009

Yeşil çayın faydaları

Yeşil çay içindeki kateşinler sayesinde :
Kanser riskini azaltır.
Yeşil çay yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedirYeşil çay düzenli içilmesi halinde
prostat kanseri riskini üçte iki azalmaktadır.
Yeşil çay deri kanserine yol açan ultroviyole ışınların zararından korur.
Tümörü küçültür. Antioksidandır.
Yeşil çaydaki antioksidan E vitaminindekinden 20 kez daha kuvvetlidir.
Kolestrolü düşürür. Tansiyonu ayarlar. Kan şekerini ayarlar. Bakterileri öldürürür.
Grip virüsünü öldürür. Ağız kokusunu önler
Yeşil çay içindeki C vitamini sayesinde :
Stresi azaltır. Gribi önleyicidir.
Yeşil çay içindeki kafein sayesinde :
Performansı etkiler,yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır.
İdrar söktürücüdür.
İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde kullanılıyor.
Yeşil çay içindeki flavonoidler sayesinde : Kan damarlarını güçlendirir.
Yeşil çay içindeki polisakkaridler sayesinde : Kan şekerini düşürür.
Yeşil çay içindeki fluorid sayesinde : Diş çürümesini engeller.
Yeşil çay içindeki E vitamini sayesinde :
Antioksidan olarak rol oynar. Yaşlanmayı geciktirir.
Yeşil çay içindeki
EGCG (Epigallokateşin Gallat) adlı kimyasal madde sayesinde : Kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor.
Akciğer, mide, bağırsak karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapıyor.
Alzheimer‘i önleyici
Sigara kullanımının
toksik etkisini azaltıyor.
Yeşil çay içen hamile kadınlar sorunsuz bir doğum gerçekleştirebilirken, sakat çocuk dünyaya getirme riski de azalacak.
Diş çürüklerine sebep olan
bakterileri öldürerek çürükleri önler.
İçeriğindeki kateşin maddesi nedeni ile
kolesterolü düşürür.
Antioksidan özellikleri vardır. Bu özelliği ile kansere ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu olabilmektedir. İspanya’daki Murcia Üniversitesi ve İngiltere’deki Norwich Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü araştırmalar, yeşil çayda bulunan ‘polipenol EGCG’ maddesinden üretilecek olan ilaçlarla, çeşitli kanser hastalıklarının tedavisinin gerçekleştirilebileceğini ortaya koymuştur. Zihinsel aktivitelerde yarar gösterdiği ileri sürülmektedir
h1

Papatyanın faydaları

Mart 16, 2009

Çocuklara özellikle, kramplarda ve karın ağrılarında papatya çayı içirilebilir. Papatya çiçeği, gaz birikiminde, ishalde, deri döküntülerinde, mide rahatsızlıklarında ve balgamlanmalarda yardım eder. Ayrıca, adet görme aksaklıklarında, adet görememe hallerinde ve daha başka nitelikteki, dölyatağı (rahim) şikayetlerinde, uykusuzluk, testis iltihabı, yüksek ateş, yara ve diş ağrılarında yardımcı olabilir. Papatya, terletici, sakinleştirici ve kramp çözücü etkilere sahip olmasının yanı sıra, her tür iltihaplanmalarda ve özellikle mukoza iltihaplarında dezenfeksiyon ve iltihap kurutucu olarak kullanılabilir. Göz ve gözkapağı iltihaplarında, kaşıntılı ve akıntılı deri döküntülerinde dıştan kompres ve yıkama olarak, diş ağrısında gargara olarak ve ayrıca yaraların yıkanmasında kullanılır. Bir olay yüzünden kızgınlığa kapıldığınızda veya sinirlendiğinizde, hemen bir bardak papatya çayı içiniz; kalbiniz zarar görmeden, hemen sakinleşeceksiniz. Ağrılı bölgelere, kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar koymak (Bitki Yastığı) da özellikle önerilir. Yatıştırıcı etki içeren papatya banyoları ve yıkanmaları da tüm sinir sistemini en iyi biçimde etkiler. Ağır hastalıklardan, bitkinlik hallerinden sonra kendinizi çok iyi hissetmeye başlayacak ve rahatlayacaksınız. Yüz ve cilt güzelliği bakımında da papatyayı unutmamalısınız. Kaynatılmış bitki suyu ile haftada bir kere yüzünüzü yıkayacak olursanız, cildinizin nasıl tazelendiğini ve sağlıklı bir renk kazandığını göreceksiniz. Saç bakımında da, özellikle saçları açık renk olanlar, kaynatılmış papatya suyu kullanmalıdırlar. Böyle yıkanacak olurlarsa, saçlarınız güzelleşecek ve göz okşayıcı parlaklık kazanacaktır. Papatya merhemi, basura karşı kullanılabilir. Papatya buğusu kullanarak, nezle ve sinüzit kısa sürede iyileştirilebilir. Antik çağda bile, sinir ağrıları ve romatizma, papatya yağı ile masaj yapılarak tedavi ediliyordu. Eski bitki kitaplarında yazdığına göre, papatya yağı, organların yorgunluğunu alır ve kaynatılmış bitki lapası hasta mesanenin üstüne uygulandığında, ağrıları hafifletebilir.

Kullanım Biçimleri:

Çay hazırlamak: Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu çiçek, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (Kaynatılmaz), 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür.

Banyo katkısı: Tam banyo için dört avuç dolusu, yüz veya saç yıkamak için bir avuç dolusu papatya çayı haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra banyo suyuna eklenir.

Kompresler: Bir bardak kaynar süt, bir yemek kaşığı dolusu çiçeğin üstüne dökülür, demlenmesi için 8-10 dakika beklenir ve posası süzüldükten sonra sıcak sütle kompresler yapılır.

Bitki yastığı: Keten bezinden yapılmış bir yastık, kurutulmuş çiçeklerle doldurulur ve ağzı dikilir. Kuru bir tavda iyice ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur.

Papatya yağı: Güneşli havada toplanmış çiçekler, bir şişenin içine gevşekçe doldurulur ve üstüne sızma zeytinyağı, çiçekleri örtecek kadar eklenir. Şişe 14 gün boyunca, arada bir çalkalanarak ve kapağı açılarak, güneşte bekletilir. süre sonunda tülbentten süzülür ve koyu renkli şişelerde, serin bir yerde saklanır.

Papatya merhemi: 250g içyağı ( veya margarin ) tavada iyice kızdırılır ve iki avuç dolusu taze çiçek içine eklenir. Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca karıştırılır, ağzı kapanarak serin bir yere bırakılır. Ertesi gün yeniden ısıtılır, tülbentten geçirilerek süzülür ve cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır. Buzdolabında saklanmalıdır.

Papatya Buğusu: İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine, taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü kapanır. Bir süre sonra , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler çıkan buhar genize çekilir.